op.208: feyza menteş, pansuman*

Sırtım soğuk bir koğuşta yaslıdır. Garantisi birkaç yıllık gençliğimde yediğim darbeler, uzun ömürlüdür. Nezarete düşmüş yüzüme bakmayın, gözlerim biraz cop iziyle kaplıdır. Paramparça ruhumu sınama istekli hasretlikler, un ufak etti sanmayın. Tepelere bakarken yakaladığında Tanrı beni, kepengi indi, bütünlüğe yeminli illet aynaların. Bir yerlerden bir yerlere taşınırken anımsadım kendimi. Benim hayatım hep bir aracın arkasında son buldu. Hep bir hücrede başladı. Sırlarla kaplı zehirli serüvenlerde fani değildi çektiğim ıstırap. İşkenceyle ıslanınca zihnim, hayatımı ne bir neşter, yaramı ne bir öpücük sardı. Bana yarınlar ne yılışık çek. Ne bir talih gelir. Güneşe bakmak nedir, bilmem. Sicili biraz demir parmaklıklar ardında kalmış kimse için sabahların bir anlamı yoktur.

Gecelerimi üç beş kuruşluk aydınlıklara sattım sanmayın. Bazen katledilmiş karanlıkları yeniden yaratırken buluyor insan kendini. Ne zaman sigara tutsa parmaklarım, ateşiyle parıldayan titrek bir şehri seyrederim ben. Birkaç saat sonra tersten yanmış caddelerin tozu dudaklarımdan dökülür, ben ölü hatıraların üstüne yırtık bir çarşaf gibi örtünmenin hayalini kurarım. Gömleğime bulaşan kor lekesiyle metrajlı yerküreye dalışım, çıkış yönünü kaybettiğimin ispatıdır artık. Artık, ölümüne kadar tefecisiyim. Tek ayaklı cezalarla topalladığım dünyanın. Bir imtihanı kalmamış hayatlarda düşler, hep biraz kıvılcımlıdır. Hep biraz can sıkıcı.

Robot resmim, kafasında dalgalanmış bir sokak çocuğunun. Canı sıkıldıkça beyaz sayfaları kırmızıya boyatmış. Boğuştuğum kanda yakalamışlar beni. Beni sabıkalı bir çocuğun tiyatrosuna atmışlar. Kaç tabure kırıldıysa suçlarımda. Kaç sözcük, kaç takvim yırtıldıysa. Mahkumiyetim biraz uzun sürmüş. Bari giderayak kendimi astığım daireleri bıraksaydılar ceketimde. Hani varılmış son duraklar biraz koleksiyonludur ya. Biraz afili. Pansumanım biraz sıkıntılı geçti, iyileşmek için bana birkaç yüzyıl verin.

Yorum bırakın