Şiir yazmaya nasıl başladınız ve sizi şiire yönlendiren şey neydi?
” Müziğe karşı büyük ilgim vardı çocukluk yıllarımda. Ezgilerin dünyasında seslerin büyüsüne dalar, kendimi ve rüyamı büyütür dururdum. Zaman içinde bu büyü, geldi sözcüğe dayandı. Sözcüklerin dünyası kadar benim sözcüklerimin dünyası vardı. Bu dünyayı ifade etme arayışı, zamanla şarkı sözü yazmaya itti beni. Özellikle rap müzikle alakalı kafamda projeler şekillendikçe bu alana dair çalışmalarımı söz yazma doğrultusunda yoğunlaştırdım. Şiirsel yönde ilk sözlerim bu alanda, bu doğrultuda ortaya çıktı. Şiire olan merakımın rap ile bütünleşmesi, kendimi ifade edecek sahneyi de şekillendirdi. Bir meselem vardı ve nihayetinde şiirle ifade edilebilirdi.”
Bir şiir yazarı olarak yazın hayatınızda sıkça karşılaştığınız sorunlar nelerdir?
“ Şiir yapmak, birçok önemli sanat dalı gibi belli derecede konfor alanına sahip olmayı gerektirir. Birçok disiplin alanından faydalanan bu sanat ve sanatçı, o disiplin alanlarına dair çalışmalar yapmayı, çalışmalarla niteliğini artırmayı gözetler, arzular. Konfor alanını sanatına vakfetmek, onu yüceltmek ve kendini gerçekleştirmek için kullanır. Yurdumun şairleri ay sonu faturalarını düşünmekten, o faturaları ödeyebilecek mesaiye maruz kalmaktan bu konfor alanına sahip olamadığı gibi, önce sanatından ve sonrasında maalesef hayatından uzaklaşıyor. ”
Şiirlerinizde okuyuculara iletmek istediğiniz özel bir mesaj veya duygu var mı?
“ Hayır, yok. Çünkü tersi bir durum, işi ticarete götürür. Ve ben tüccar değilim.”
”fakat” adlı eserinizde toplumsal sorunlar arasından “kadına şiddet” konusu hakkında şiirleriniz bulunmakta. Bu şiirleri yazarken sizde uyandırdığı hisler nelerdi?
“ Ülkemizde kadına, çocuğa, hayvana şiddetten ziyade genel olarak bir şiddet var. Bunu kategorileştirmek şiddetin önüne set çekmiyor, şiddete karşı tavrımızı şekillendiriyor. Bu da çözümün gecikmesine, geciktikçe şiddetin varlığının daha da katlanılmaz bir boyuta dönüşmesine neden oluyor. Ben şiir yaparken bu şiddeti görmezden gelemiyorum. Kadınların maruz kaldığı durumlara dair bir şeyler söylemek mecburiyetinde hissettim. Öyle bir durum, öyle bir duygu ki insanda hiçbir vakit tam olarak olgunlaşamıyor. Çünkü alışılamıyor. Alışılamayan olgunlaşamaz, acemi görünür. Şiddete alıştık fakat acısının acemisiyiz. Bu acemilikte ne söyleyebildiysem o. ”
Şiirlerinizin oluşturulma süreci hakkında biraz daha detay verebilir misiniz? Hangi aşamalardan geçiyorlar ve son halini nasıl buluyorsunuz?
” Bir önceki soruya verdiğim yanıtla ilişkili. Her duygunun her bir kurgunun bir alt yapısı var. Bu, olgun bir pozisyona evrilmedikçe bir şiiri noktalayamıyorum ya da Valery’nin işaret ettiği gibi terk edemiyorum. Valery gibi ben de şiirin ilk mısrasının tanrı vergisi olduğuna inanırım, sonrası terdir, çabadır. O ilk mısra da kovaladıkça, yaşadıkça, bir şeyleri yaşattıkça olgun bir zamanda kapımı çalıyor. Ben de hazırsam bu misafire, titizlikle, özenle ve elbet hassasiyetle ağırlayıp vakti geldiğinde uğurlamaya çalışıyorum. ”
Şiirlerinizi yazarken dikkat ettiğiniz bir dil veya stil rehberiniz var mı yoksa yazma sürecinizde serbest misiniz?
Hayır, hiçbir zaman serbest değilim. Yazdığım son şiirden daha iyisini yapma politikasını güdüyorum yeni bir şiir yapmaya başladığımda çünkü bir şairin en büyük rakibinin en son yaptığı şiir olduğuna inanıyorum. Dil, kurgu, duygu titizliğini muhafaza edip nitelikten taviz vermemeye çalışıyorum.
Şiirlerinizdeki başlık seçimlerini nasıl yaparsınız ve bir şiirin başlığı, eserin anlamını nasıl derinleştirir?
Bir şiirin başlığı, yarattığı duygudur, düşüncedir. Hiçbir şiire başlık atarak başlamadım. Şiir nihayete erdiğinde, şiiri yapma meşguliyetindeyken hemhal olduğum duygu ve düşüncenin tezahürü neyse o şekilde vücut buluyor başlık ama okur benim o şiire yaklaştığım gibi yaklaşmıyor, o şiire çalıştığım kadar çalışmıyor pekala. Bu yüzden başlıktaki hassasiyeti benden farklı şekilde seziyor, yaşıyor içerikteki gibi ve o şiire hazırlığı olan ve olmayanın hissiyatı da değişiyor başlıkta. Noktaya gelene kadar süreçteki başlığın intibasıyla noktadan sonraki intiba şekil alabiliyor. Elbet itibarı da.
Kendi şiirsel gelişiminizdeki dönüm noktalarını veya özel anları paylaşabilir misiniz? Gelecekteki şiir projeleriniz veya hedefleriniz hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?
Bugün bir tasarım mevcut değil. Şiirle meşgul oldum olalı sadece dilime, güzel Türkçeme karşı bir borcumun olduğuna inanırım. Dün, bugün ürettiğim ve yarın üreteceğim her şeyin Türkçeye bir katkı sunması benim önceliğim, hedefimdir.
Şair olarak şiir yazmaya yeni başlamış kişilere veya şiir okumaya ilgi duyanlara ne tür tavsiyeler verirsiniz?
Şiir yazmaya başlayanlar yol yakınken dönsünler. He ille de devam edeceklerse önce çok iyi bir okur olsunlar. Şiir okurlarıysa daha fazla okusunlar. Eleştirmenlerin tükenmeye yüz tuttuğu yerde, şiiri ayakta tutabilecek olanlar onlardır ve bu sanat en çok onlara ihtiyaç duyar.”
op.256: alperen koç, emre ay ile söyleşi*
