II. Oyluğu Gecenin
Mösyö Kadıoğlu’na.
Seviyle dolmuş mudur ayrılığımızdaki gecede;
soluğumuzdaki birikmesinde yolun
kazınmış toprağındayız — ses
kimsessizlikte toparlanmış
aklın kayığında, bir kertenkeleyle
sorgun kaybolmuş sohbetlerde
yaşmezar atımı katiyetinde.
Buyur, korkma, konuş
Gecenin ağzıyla konuş —
oyluğuyla gecenin,
konuş, sen de konuş.
Uzun bir nefeste, yekpare
cenin kalpte buluştuk
gizemli gecede; ilkkanun gününde
ve bin teşekkürle dolduk dizeye
erken doğmuşlukla geç doğmuşluğun
hiyeroglif kesişinde, keşiş yengecinde.
II.
O. Tuna Bozbey için.
YOLAREVANLANDIĞIMIZ, dünün
korbuzulışık sisi
kana’ya kana’ya içtiğimiz;
lahidimizde, gömütümüzde
patlaruhumuzun, bulunduk —
yollar yollar, ey oturuşlar
iki kıtanın boğazında Bir’anlamlaştığımızda.
III. Karakulu Tanışıklığın
Hasret Yılancı’ya.
Karanlık ithaf, şermeydanında ortaklık
sözsüz, mesafeli bedenlerden arınık;
gömgök tomu bulanık izinde
okyanus teknesinde
pürnevî bekleyiş nöbetleriyle uyuduğun
Sen, kaplan! diye sözettiği onun
kükremende kuşanırsın zebaniyi;—
yaptığın kızıl odada.
“Kes, kes gövdeyi
kes kafayı” boynundan
şeytanın. Zaman kozumuz
elbet, ona giyotinnet, cinayet
katışır külgöller dilimizin;
bilinmez, ikimizi de, karakulu
tanışıklığın.
IV. Kalp Semavisi
E’ye.
Yerin yokluğunda, ansız boşluğunda, buluştum dehlizlerimizin bekleyişinde seni. Tüm yaradılışların uyanılsamaya dönüştüğü o yerde, SESLERİN çabucak akşama indiği kara gündüzde, vaktimizin sonülkesinde firariydik – ne çabuk bulaştık onca belirsiz beyaz acı âb’a, oysa sürüyordu kasırga ve konuşmalar bir eşiğin önünde
sen, ben, ölümleştiğimiz sözcüklerde
kavuşuyorduk birbirimizin yaşamına; dolduruyorduk içimizi birbirimizin gecesiyle, özgürlüğümüzün ametistine – mercan gözyaşlarımızla. Yaklaş birliğimize, zaptetmelerine izin vermeden başkalarının, kendi günümüzde yaşayalım; buzulışıktan bir kitapsevere ve ayışığından kalp semavisiyle, birbirimizin misafirliğinde – birbirimizin ev sahipliğinde
katışalım
daha pak bir gelecekle,
ayrılıp lahar günden,
adanmışlığımızın gecesine.
