op.263: batuhan çağlayan, kelam adakları*

II. Oyluğu Gecenin

Mösyö Kadıoğlu’na.


Seviyle dolmuş mudur ayrılığımızdaki gecede;
soluğumuzdaki birikmesinde yolun

kazınmış toprağındayız — ses
kimsessizlikte toparlanmış
aklın kayığında, bir kertenkeleyle
sorgun kaybolmuş sohbetlerde
yaşmezar atımı katiyetinde.

Buyur, korkma, konuş
Gecenin ağzıyla konuş —
oyluğuyla gecenin,

konuş, sen de konuş.

Uzun bir nefeste, yekpare
cenin kalpte buluştuk
gizemli gecede; ilkkanun gününde

ve bin teşekkürle dolduk dizeye
erken doğmuşlukla geç doğmuşluğun
hiyeroglif kesişinde, keşiş yengecinde.



II.

O. Tuna Bozbey için.

YOLAREVANLANDIĞIMIZ, dünün
korbuzulışık sisi
kana’ya kana’ya içtiğimiz;

lahidimizde, gömütümüzde
patlaruhumuzun, bulunduk —

yollar yollar, ey oturuşlar
iki kıtanın boğazında Bir’anlamlaştığımızda.



III. Karakulu Tanışıklığın

Hasret Yılancı’ya.

Karanlık ithaf, şermeydanında ortaklık
sözsüz, mesafeli bedenlerden arınık;
gömgök tomu bulanık izinde
okyanus teknesinde
pürnevî bekleyiş nöbetleriyle uyuduğun

Sen, kaplan! diye sözettiği onun
kükremende kuşanırsın zebaniyi;—
yaptığın kızıl odada.

“Kes, kes gövdeyi
kes kafayı”
boynundan
şeytanın. Zaman kozumuz
elbet, ona giyotinnet, cinayet
katışır külgöller dilimizin;
bilinmez, ikimizi de, karakulu
tanışıklığın.


IV. Kalp Semavisi

E’ye.


Yerin yokluğunda, ansız boşluğunda, buluştum dehlizlerimizin bekleyişinde seni. Tüm yaradılışların uyanılsamaya dönüştüğü o yerde, SESLERİN çabucak akşama indiği kara gündüzde, vaktimizin sonülkesinde firariydik – ne çabuk bulaştık onca belirsiz beyaz acı âb’a, oysa sürüyordu kasırga ve konuşmalar bir eşiğin önünde

sen, ben, ölümleştiğimiz sözcüklerde  

kavuşuyorduk birbirimizin yaşamına; dolduruyorduk içimizi birbirimizin gecesiyle, özgürlüğümüzün ametistine – mercan gözyaşlarımızla. Yaklaş birliğimize, zaptetmelerine izin vermeden başkalarının, kendi günümüzde yaşayalım; buzulışıktan bir kitapsevere ve ayışığından kalp semavisiyle, birbirimizin misafirliğinde – birbirimizin ev sahipliğinde 

katışalım
daha pak bir gelecekle,
ayrılıp lahar günden,
adanmışlığımızın gecesine.



Yorum bırakın