op.442: onur dönmez – katakompleks*

turna vurulur. tuncanın atları kurur. 
bindallılar kırılır, ormandan kente konur. 
pencereler temizlemez kuşların kurşununu. 

adını değiştirirlerse bir babanın 
kırgınlığı bitmez hasreti de bir babanın. 
küçük değilim çerçeve kopçasını koparmak kadar. 
bir anne ağrımış diyorlar dört depozito 
bir anne nasıl dayanırmış masalsız. 
şeftali kemiren oyuncaklar çoktandır acımasız. 

çin susamı simit yer yusufun ejderhası, 
yaş gözünün kıyılığı külahta beş top dondurmadır, 
kan değil de nedir gezip düşen yakaya 
benzimden beyaz şiirin muskalandığı. 
gürül gürül bir yargı taydır bel boşluğundaki haklı, 
aydan devrilen hurma gömüsüdür çölün 
giriş katlarının hıncı balkonsuz, 
abdünnasırın mağripten cızırtıları. 
boşu- yaşlandıkça daha iyi anlaşılacaktır -nalık, 
acımız her yerde bayram sanılması şeker toplamanın. 

adını sevdiğim kızlar vay emzirdiğiniz tazılar. 
kurt sinekleri boğulur saçlarınızda mendil ipekler 
dirençli bir hüznün yüzüsünüz, 
uysal savunması avukat çisemliğinin 
saçlarınızın baş aşağı durma sürgünüyle, 
saçlarınız samandır. saçlarınız kömür. 
atlas ölür 
ama kiracılarıyla taziyelerin hafifleyecek değilim. 
sizi ölmek zorunda mıyım gelir değiştirir biri bundan iyi ölmek mi var 
bulup orta yerine koyar tabiatın ve gecekonduların 
avcının indiğini denizcinin döndüğünü. 

vay benim kırgın bileklerimle yürüdüğüm yolu 
ruh yaması çiğner de örter birimizin üstünü 
ters kentin üstü çevrilmiş kırk harabesi. 

Yorum bırakın