op.443: adem üren – bir gül eksik, bir katil fazla*

Oldun bir rehber, yanlış yeri gösterdin. 
Oldun aslında bir def ve ellerinden yırtıldı. 
Bu kar, bu dünya, bu açıklık ancak sana yeter. 

Yandım ki kollarım kalkmaz olsa da, 
Zebur’un ve Davud’un ağzında bir laf aradım. 
Dedim ki: İyi olacaksam, 
bu dermanını denize yatır, istemem, sağ ol. 

Sen annenin elindeki nakışın tek örneğisin. 
Güldün, ikna olunmaz bir akşamüstü. 
İnat ettim, sonra inkâr ettim, sonra idrak ettim. 
Kalbimin en ağır taşını dünya zannettim. 

Kayda değer bir şey oluyordur mutlaka 
ama içinden geçebileceğim bir çemberi bile yok feleğin. 
Nedir desem sırrı, 
şu hayatta kalmanın, 
aç kalmanın, dövülmenin? 
Orada bir gül eksik, bir katil fazla. 

Sana vuruldum, üç kurşundu. 
Üç kurşundu, Bedrettin bile karşılayamazdı. 
Bir rüyadan uyandım: 
kendimle aramda en yakın mesafedir 
kırk tane çöl. 
Burası Umman / 
senin olmadığın her yer. 
Tam burası. 

Yeryüzünün en ağır taşını 
kalbim zannettim. 

Bir Cevap Yazın

opus sanat* sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin