Kategori: edebiyat
-

op.288: ayşe ok – röper
gökyüzünün gücünü bilenokyanusu bilmez.okyanusun yüzde doksanınızaten kimse bilmez.mavi olmayan suyun dibi vantablack!buraya kırılmaz ışık.uyumsuzluğun uyumunu hatırla!zamanın bükemediği ne var ki?sisal serada büyür ama içi dolmazkolay olan ona verim sağlamaz.sahi?bilmemek cesaret verir mi?bir salyangozun yağmur kokusuna aldanıp“yol kenarından araba geçer kırmızı…
-

op.287: mert bayram – unutma, bu yol kendine çıkıyor
Toprak Şems Tezcan’ın Lotus’una Dair Bir Yorum Lotus, ruhun arınmasını ve yeniden doğmayı simgeleyen çiçek. Toprak Şems Tezcan, sekiz şiirden oluşan Lotus isimli şiir kitabında, bu ana temayı sade bir dil ve özgün bir duyuşla işliyor. Her şey zıddıyla kaimdir.…
-

op.286: fatih bozdoğan – şuurum ve meleklerin intikamı
Şu andan yıllar önceydi tarih,Nefes alabilmek için içi boş karnımı büker,Kahvenin ve mahallenin aykırı tonlarından bedenimdeBelirginleşmiş Adem elmamı kesiklere çarpmadanYosunlaşmış camdan kafamı çıkarmaya çalışırdımSürttürerek bazı kısımlarını, zaten ne manası vardı ki? Bazen beni kardeşim duyardı;Genelde erken kalkardık ikimiz deBen ev…
-

op.285: hüseyin akgün – herhangi bir köprü*
Dağa oturmuş köprü ağaçlarıİtfaiye yolda yangınaBaşa bir demir çubukİp de olur boğmaktan habersizÇatlıyor kafatasımİtfaiye köprüyü yıkmışayakları köprünün saf duvara bakan aynama girmişTutar bu düşlük çok satar kara göklü semtlerdebir uçtan diğer uca geçmek istemeyen tek adımlı arabalarbulanıklığı sorar demir köprü…
-

op.284: zeynep akkaptan, su kadar şeffaf mıyım sence?
Kamçılamak kendimi, içimde kalmış son damla sevgim ile gırtlağıma kadar dolu hıncımı ölesiye kapıştırmak. Kanımın içinde dolanıp doğru yolu bulamayan tilkilerim ile hesaplaştım. Bu uzun ve darbeli yolda ne aşk var ne de nefret. Sadece bir parça aydınlık ile kovalıyorum…
-

op. 283: uğur ünen, sere serpe ölüm*
hayatının anları sen denen müziği oluşturan notalar olsaydıbelki anlamlı olurdu tüm yaşadıklarınşimdi çöküyor gerçekliğinki onun içi kofmuşbu dünyada her bir ruh gibiseninki de içten içe kokmuşasıl gidişmiş saf olannahif bakışlarla anda donan şimdi bilebileğer çözülseydi sırsere serpe uzanırdı ölüm gözlerinin…
-

op.281: sevda altınkaya – dün devam eder*
Aşk bir sıvıdır içinde tortudan başkaNe vardır ki bozar ruhların dengesini Ruhumuz dünden başka neyle çalkalanır-biraz sarsıncaİnsanı alnının tam ortasından ayırıncaBölünen nedir hatıranın yüzeyinde Dün devam ederSarsılsa da hatıra. Ben zaten o filmden sonra çok değiştimGitmek istiyorsan gitmelisinKimsenin yerine yaşamayazsın…
-

op.280: feyza menteş, mikrop*
Sevişerek terk etmekten nasibini alamayan uykusuzlar, ellerinde tuttuğu ve hayatta ancak böylece kaldığı bir kıvılcımdan da mutlu olabilir ilk fırsatta. Hani, küçük şeylerden. Benimki biraz farklı diğer çocuklardan, acıdan yararlanmak gibi çirkin bir alışkanlığım var benim. Hayata tutunmaktan sıkılınca aşağı…
-

op.279: arda erdoğmuş, tal’in fedaları utkuyu getirir*
Piyon beyazda piyon siyahta…Çarpışıyor piyonlarBir tren geçiyor arkadanBahçedeki Sarıasmaların sesini bastırırcasınaGürültülü ve dolu dizginTal’in fedalara giden vezirleri,Kızıllığa doğru ilerleyen bizler gibi dopdoluKarpov kadar korkulu karşımızda düşmanKusursuz ilerlediğini sananpek tabiSavunmasız merkezdeki şu piyon gibi–Evet tren geçti artıkTitreyişi kaldı raylarda sadeceŞu duyulan…
-

op.278: kenan osmanoğlu – siyah önlüklü, beyaz yakalı, saçları 3 numara teröristler*
Sen ki lam,Gazelinde rüzgar sevişen, atlar vurulanBaşbakanlar seçilen, orospular doğuranNe olduysa oldu sonrasını yolda anlatırım Adını vermedim, bana inanBir anne düşünDüşündün mü, hadi oradanBir baba düştü,Avuçlarında 28 dikiş olanLaf ki pek muteber, sakalları birçok idama gebeDoğduğu kovuktan üleşen bir kokarcayı…
-

op.277: elif burcu özkan, kalp gıcırtısı*
Yalnızlıktan ağrıyan yerlerim varKalbimin ortasındaki kopçayı hâlâ alamadılarGittiğim her yerde içimde yas sızdıran boşlukBana yakınmak için bahane oluyor uzaklar Reklam kokan balçıklara mavi yolculuk diye çıktımSes etmeden çivilerimi çakıp kaçacaktımAra kat var, dediler, kot daireyi üzerime geçirdiler İçimdeki tamirciyi duyan,…
-

op.276: berat kayrak, imkansız olmayan düşük olasılıklar içerisinde seni umuyorum*
Seni her gördüğündeGözlerimi yummuş yakalıyorum.Yakamozda kendiyle yakan top oynayanYalnız çocuk sesleri duyuyorum.Dişlerinin arasından incecik sızan havanınDudaklarında kusursuz formuna kavuşupKulaklarıma konmasınıbekliyorum.Bekliyorum.An gelmiş sesinin pası dahi kalmamışBelli belirsiz silüetin tesellisi. Gününde kapladığım hacmin merakınöronlarımı harekete geçiriyor.İmkansız olmayan düşük olasılıklar içerisinde seni umuyorumBelki…
-

op.275: mert bayram, “insanlık aranıyor – lütfen diri”
Sevgi… “Bir gün sana dünyada katlanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim.” diyordu Aylak Adam’da Yusuf Atılgan. Ama hangi sevgi? Nâzım Hikmet’in Tahirle Zühre Meselesi’nde “hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil” dediği mi, yoksa Oscar Wilde’ın Oysa Herkes Öldürür Sevdiğini…
-

op.274: erkan katırcı, iyi huylu bir iktidarın son günü*
sana hiç teşekkür etmedimbeni sevmediğin içiniyi huylu bir iktidarın son günü bu,suni vaatler eşiğinde uzunca durdumsıradan bir gülümseme iledört parmaklık selamlamalar,bugün “iyi ki”lere yerim yokövünmek gibi olmasınkendimden geçmeyi iyi bilirimkendime gelmekle ilgili isegöz alıcı sorunlarım yok değildirgözlüklerini talep etmek hakkındırince…
-

op.273: ferda coşkun, yarım sarılma tablosu*
Hatıralarımın tozlu raflarında paslı çiviyeMutluluklarımın beyazındaTitrek, cılız bir gölgeyeve bir balıkçıya benzersin ki kırık düşler toplayan ağlarındanKahkaha dönemecinde, oltada taze gülüşlerimYüreğimde salıncakhayaller ördüm saf ipektenYıkıldı içimde sayısız tapınakRuhum kutsal bir ülkede yıkandı,artık canım acımaz aynı yerden iki defa ölmüyorve aynı…
-

op.272: mervan ari sunca – anne bak, babam bana soykırım aldı*
bana soracak olursan-olma-Benim annem, cumartesi günü vurduğunda kapımızdaki bal porsuğunu,çok soğuktu.ısınmak için babamın en sevdiği beyrut’u yaktık. döndü gözümüz,kötü günler için sakladığımız,panoramik fotoğraflarda eskiyen,adını bizim de unuttuğumuzen boynundan asılası amcalarımızı yaktık. onları yakmalıyızçünkübiz yakmazsak da öleceklerdihem de ölümleri bizi ısıtmayacaktı.…
-

op.270: adem üren, chanteur*
Sen sıratsız düşündüğünde her seyi mümkün değildirYaşamı bir katilde aklamakNe için öldürülüpNe için yaşatılacağım. İşte bu doğrudan bir kent kültürüBu olabilecek her şeye karşı durmanın mesnevisiBiraz ölmeyi bilen biraz öldürmeyi bilenKimse içinÇayevlerinde, yaşamda ve sanattaOrada olmak/ oralı olmak öyküsüdür. Türkiye’de…
-

op.269: emrah fırat, tercüme*
I dünya dünya dünyadünya II bir yaprağın devinimi, sararmış bir yaprağın toprağa dönüşü/filiz atması bir tohumun aynı anda/egzoz gazlarını soluyan bir bulutun yer çekimine yenik düşmesi, bırakması kendini/fragmanı iyi olan kötü bir film izleyicisinin öpmesi sevgilisini/sonrası al al al yanakaçması…

