-
op.197: öner fırat tarakçı, geçip giden gösteri*

Kurulur döngü her şekilde, kapandır Tuzaktır bu ketler! görünmez yaşamımaYine de var edecektir kendiniBilince danışılmadan, severiz bu pisliği Atarım toprağa göğün taze ve bakir tohumlarını Ahlakın revir odasında Steril nevrozlar Geçirgen karanlıklarVe yasEski bir yaşamın yamalı gövdesine bu matem Suluyorum tohumlarımı günbegün Ki soluğa kavuşayım tek celsedeBir avuntunun farkındalığıSikindirik bir umut yalnız acıyı uzattı Ana…
-
op.196: hazar izgi,*

ben düzdümsaçlarından kıvrıldımyıkılmamış duvarların önünde yığılmıştım dizlerinesormadın da kimliğimibaştan aşağı kirdimkinliydin kim bilir kimlerehuzur dedinderdini ihbar ettin gözlerimeyok şikayetim de hep sona giden sözlerinekaybettik gözlerimizin ferini önce kahve sonra biraayaküstü serilmelerimi gözümden görebilseydin kendinitekrar edilmezdi gömülmelerinne çiçek dikebiliyorum üstünene bir dirhem derim.
-
op.195: aykut akgül, yüz karası*

yarasından söktüm ben bu şiiri bensizken ilmihali sarkıyordu imgelerinin belleğimin tuttum bütün yataklarını yaktım bir gece ihtimallerden ülkeler gezdim sırtımda kasabalı bir kambur gırtlağıma dayanmış banka ekstreleri sararmış dişlerimle yenildik huysuz kahkahalarla yumruklaşmış çocuklar kurgular ve rüşvetle çalışılan mabetler gördüm gözlerim vicdanımın yüz karası kapılar çarptım pencerelere perdelere fırlayan izmarit közleri doğurdu parmaklarım hangi taşı…
-
op.194: sevda altınkaya, öyle bir çıldırmak

Çıldırdım ve içimde tutuyorum çıldırdığımı Atlar koşturuyor yaramın üzerinde Tımarlanan acılar yüzükoyun uzanıyor -bataklığıma Şimdi yeniden başlamak için Hiçbir şeye ihtiyacım yok Her şey bitti, her şey bitecekti Törpülendi aşklar ve gökyüzü Dümdüz bir hüzün kaldı, dümdüz bir sancı Dümdüz bir olmayış, dümdüz bir vazgeçiş Kuşaklar arasında yüzler silindi Kimlikler kendinden başka herkese benzedi Normal…
-
op.193: usame yördem, ondurucu

“Unutulmuş gibiyim ben. Ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir. Bilmem ki, nasıl anlatılmalı. Yalnız bile değilim.” (Edip Cansever) Annesini kaybetmesinin üzerinden on gün geçmişti. İçinde bir boşluk büyüyordu. Zihnindeki bütün düşünceler yarılıyordu sanki çepeçevre. Ne yapacağını bilemiyordu. Babasına bakıyordu. Ne yapacağını bilememenin en büyük riski, her şeyi yapabilmeye aday olmaktı. Farkındaydı. Gözleriyle “Neye teşebbüs ediyoruz…
-
op.191: atakan aydın, adult drivers

Evet, bulundum şehre, zehir katan insanlarla Geçtim, kesik damarların çirkin suratların yolundan Bir fahişenin günlüğünden alındı adım, merhaba dendi Yolum aydınlatıldı insan evladı olmayan yalanlar Aittim. Öyle dendi. Her şey normaldi evvel, doğdum ve atıldım bu fikre Acıdım ilkin bana açılan Ben olamayan sabahlara… Soruyorum, açılmaz mı kibrit tutan bir küfür Dikiz aynasından yansımaz mı…
-
op.189: aykut akgül, basbariton baş ağrıları

bir yaranın kabuğunu parçalar gibi sarılıyorum onadoğruluk alışkanlıktır ve yollar da çürürkargaşalar duyacaksın bu şiirlebuyruklar, parıltı ve maskelersana havada vurulan bir kuşu tasvir edeceğimyani uçamayacağız, istersen hazırlan nasıl olsa en iyi bildiğim şeydir seni duymakve hep bildiklerimden yana olmuştur uzaklarbir bıçağın ses verdiği cinnet elbette klişedirdemir yolları zamandan yapılmıştır örneğiniç organlarımız ise sıradan bir mezbaha…
-
op.188: şehriban yaman, kaybolan

Zarrab, tombul ellerini saatlerdir suyun altında tutmasına rağmen, üzerindeki kırmızı çiçekler bir türlü silinmemişti. Gittikçe tedirginliğinin yarattığı korkuya teslim olmaya başladığını hissediyordu. Her zaman yaptığı gibi ne zaman bir ümitsizlikle karşı karşıya kalsa çareyi duvarlara yumruklarını geçirerek ağlamakta buluyordu. Bu kez de öyle olmuştu. Artık daha fazla dayanamıyordu kafasındaki düşüncelerin ağırlığını hiç zevk alamadığı bir…
-
op.186: cevat galip tan, tırt

Önüme dizseler Bütün dünyayı Tırt! Belimin doğrulmaması Tıbben değil. Doktor beyler tırt! Mesele mal değil Mülk değil dostlar, Şair dostlarım, Arkadaşlarım, evdekiler Ve fıstıklar, Anlatamıyorum bir türlü. Mesele mal değil, Mülk değil, Dalıp gidişim saatler boyu maviliğe. Gönlüm avunacak bahane arar durur Hasretlik içinde. Bahanelerin hepsi tırt!
-
op.185: feyza menteş, nakil

Hiç değilse henüz çok erken kalkmasam, bir sabah uyansam ve beyaza çalsa kamburum, üzerine serpilen topraktan kurtulduğunda. Aklım başıma hep acıyla devşirmese de pişmanlıktan doğan yasım, hayal kırıklığı büyütmese. Bir sabah uyansam da koskocaman bir kadın olsam, yıpratmasa beni, gece yarıları ansızın dirilen kıyamet. Hiç ayaklandırmasa ürkütücü kabuslarımın sireni, koynumda beslediğim umutları. Facialar gelmese. Facialar…
-
op.184: yakup diker, ne kimse ne de stalin

Bu vakitte zaman senle göğsün arasında İyi bak kendine / kendini dinle İyi futbol oynardın oysa Hayata karşı kaleci yapmışlar seni. Bak bir kez daha düşecek bu sözcük İnsanların hizasına Turuncu bir rengi düşle Ardından durulan göğün renginde. – Uzaktan sert şut / biraz kırgınlık biraz yorgunluk var. Bazı alışılmadık durumları saymazsak Alışık olduğum bir…
-
op.182: hazar izgi, reklamlar

reytingleri düşmüş şiirimindram katmam gereklibirkaç sürpriz sonkavuşamayan aşıkları kavuştururumbelki birisi öl.. REKLAMLARuyuştu mu beynin?kaçıncı engelde düştü favori yarış.. REKLAMLARdüşünmene izin vermedim, alt kanalda fuhuş üst katında satılık gazateci.hepsinin ticaret olduğunu anl.. REKLAMLARtencerende pişer pirinç,teknik öğren bıçak öyle mi tutulur?etler kanlı olsun.soğan üstü sumak, köftenin kıyması fazla ol.. REKLAMLARsana gösterilmeyen fabrikaların gece vardiyasına giden servis,altta geçen…
-
op.180: yakup diker, her şey ödünç mayıs gibi

Eve dönen bir çığlığın sonrasıydı unutulan her yüz Güneş kurulanır, deniz kendi tuzunda susardı. Bizi bıraksalar bir şeyler düzelecek gibiydi Bazı peronları dolacak otogarların Meyvelerin sevilmeyen tarafına ilanı aşklar sunulacaktı. Uzak yerlere gidilen bir yol olmalı anne kalpleri Mavi balkonlardan dönülen akşam serinliği Mavi balkonlardan aşağı sarkıtılır akşam serinliği. Bana her şeyi başkaları anlattı, kendim…
-
op.179: feyza menteş, durmak geliyor içimden

Hayat durdu. Hızlı manevralarıyla bağışıklık kazanan dünya, durdu. Yüzümün çizgilerinde viraj alan yaşlar, eskilerin dip bataklığına varmadan kurudu. Ölü parmaklarımın yetişemediği lambalar kapandı ve seyrederken yaşayanları, söndü ışıklarım. Hiçbir şey değişmiyor diye ağlardım eskiden, eskiden çok ağlardım. Durmakla tükeniyor diye her şey. Eskiden çok ağlardım, geçmiyor diye zaman. Zaman geçti ve eskidim diye, şimdilerde ağlayamıyorum.…
-
op.177: meva yağmur, okul eğitime yaylım ateşte

Okullar, kurumların içine doğan ve yine aynı kurumlarda “zorunlu” olarak var olmaya çalışırken belki de yitip giden insanların alışveriş merkezidir. Zamanın havada asılı kaldığı bu mekanlarda kurumsallaşmış olan yaşam, bireyi alışverişe memur ediyor. Nitekim öğretmenler, burada bir tüccar gibi müfredat satmakta ve “bilinçli tüketiciler,” nasıllar ve nedenler üzerinde durmasına izin verilmeksizin, ihtiyacı kadarını alıp almayacağı…
-
op.176: eray erkin, lady writer – ii

yarı yolda bıraktım üç beş anı yürüdüğün her yolların neticesine kanaat getirmiyor kaldırımlar çünkü bir kuş kadar hafiftin bunu ancak sarfiyatlardan sonra görebilirdim derya deniz kadar uçsuz bucaksız olmuştun söyle şimdi sana ne oldu? önceden hiç böyle değildin lady writer koydum adını bu yüzden kışkırtıcı dire straits notalarından arakladım bunu o esnada saçlarını kulak arkası…



