-
op.366: fatih bozdoğan – kadına*

Yaşamanın ne olduğunu hatırlıyor muyuz biz?Mutlu olmak çabası bize uğramayalı ne kadar oldu?Bilmiyoruz demek ayıbıdır dürüstlüklerin, bilmemenin acizliğindeyizFarkında bile değiliz yürürken artık;Kimler düşmanı bizlerin, hangilerinden darbeler yiyebiliriz? Yağmurlu havaların ıssızlık kokan gecelerindeDamlaları ne kadar kırmızıya döndürebilir kaderlerimiz?Sabahları güneşin vurduğu birikintiler şiddet kokar Ağlar artık yüreklerimiz suyun ışıklara kırıldığı asfaltlarda. Her gün dökülen kanları anlamlandıramamaktan titrek gözler gözler görüyorum.Acımasızlıklara, yorgunluktan…
-
op.365: erman şahin – ışıklarını erken söndüren evlerin kısık sesli cümleleri*

Ömrümüz ile alnımıza yazılanın aynı yolda yürümediğini anladım, yol boyunca kucağında çocuklarıyla ölen kadınları gördüğümde. Yola isimler koydum her adımda; Halepçe, Hiroşima, Guatemala, Sri Lanka, Gazze , Naziler ve köpeklerin bir acıya avlamaktan başka çaresi olmadığı tarih öncesi çağlar. Beyaz bayrakların diline sürülen kızılcık şerbetine inanmayı bıraktım saçlarımın beyazından mezar taşlarına baktığımda. Savaş bitince taze incir toplayacak…
-
op.364: mustafa güngör – de novo*

kurbağalara baktın, bittiterziler de gitti Hikmetsen de gitgördüklerini göreceklerine rehini bil deöyle git i.bi çocuğun en büyük olduğu yasa! kurutulmuş bi dondurma neye benzetilebilir şimdidenki her elmanın tadına öteki ısırınca varılacakkendevrik masalarda kartvizitşampanyalı cenazeler… öte şehirlerin isimlerini keşfettiği atlastan beridir kayıp, her şeyi-düzeltmeye kalkışan bi hindistan seyyar duyumsamalardan müteşekkil düşlemi, fiyakalı bi seyyahın etiketi elvedasının…
-
op.363: mehmet kılgı – kullanımına uygun olmayan okul defteri

Artık soğut göğsünde toplanan ateşin bulutlarınıYağsın kendinden alacağın intikam.Olan olmuş vesen dünyayla tanışmışsınOturmuşsun ortasına postunun; töre bilir, yöre bilirBir oku gevşek bıraksan otağın gergin Ey benim hangi çağ olsa boynu ip yanığı taşıyan kalbimAldatmasın seni Brüksel’den lahana Japonya’dan atom alışınBuruk bırakmasın seni yeniden ve yeniden OrtaDoğu’da kurşuna dizilişinDirilişi muştu bilenler üzdü biziDevrim yaza yaza duvarlara…
-
op.362: zülâl menekşe – merhaba polonya*

keçe nefes merhamet et ciğerimdeki bu sızı başka keçe nefes işte kadife zehir merhaba polonya fikrimi zapt edip elimde olmayan bir yola koyulmuşsam şaşırdığımdan o yaz gecesi huzuruna omzumda bir şal anımsadığımdan gamsız yarınsız eskilerden kalma soluğum su gibiydi ve bir esinti sıyırdı dikenimi kusurlu derimi …
-
op.361: bilgehan tuğrul – film çözümlemeleri (tim burton)*

Tim Burton Kimdir? Tim Burton, Amerikalı bir film yönetmeni, yapımcı, senarist ve sanatçıdır. 25 Ağustos 1958’de Kaliforniya, Burbank’ta doğdu. Sinema kariyerine Disney Stüdyoları’nda animasyon çizgi filmleri üzerinde çalışarak başladı. Daha sonra, kendine özgü tarzıyla tanınan ve karanlık, gotik, fantastik öğelerle dolu filmlerle ün kazandı. Burton’ın en tanınmış eserlerinden bazıları “Beetlejuice” (1988), “Batman” (1989), “Edward Scissorhands”…
-
op.359: furkan doğan – palmiyeler*

Geçim kaygısı aklına geldikçe derin düşüncelere dalıyordu. Düşündükçe sıkılıyor, sıkıldıkça ellerini dudaklarına götürüyor ve ellerinin üstündeki kılları dişleri ile tek tek çekiyordu. Vücudundaki tüm kıllardan nefret ediyordu, kıllarını her çektiğinde büyük bir rahatlama hissediyordu. Eskimiş iki kanepesi, yuvarlak yemek masası ve televizyonu ile aylardır bu evde yaşıyordu. Sadece babasının gönderdiği para ile geçiniyordu, uzun bir…
-
op.357: adem üren – asesinos y rosas*

büyük bahçelerde elleri olmayan bir bahçıvan içinkudurmuş bir evsahibisin.bak bu bir iklim değilhayata dayanmanın kırsallığı ben o türküyü iyi bilir iyi söylerimneye karşılık gelir yaşamançiçekler açtın da toprağın çamur ey tanıdığı olmayan/konuşurken ağzını arayantutunmak için bir dal diye ormanlar yakanbu bir isyan da değildircetvele ve ölçeğe hileyledayanmanın ustalığı. bir amatör özgüveniyle yaklaştım bu boğayabir yanda …
-
op.356: fahri küçük – çıkmaz*

ucu acıyla yontulmuş pürüzlü bir halk var yüreğimdedamla damla akıyor kağıdımın kesiğinden yazgısıona ipek bi’ mendil sunuyorum nasırlı ellerimleağarmış tülbendinin yorgun yüzüyle basıyorkurtlu yarası ipek mendiliacısını susan diline annem hep derdi ki”bir yerden biri gelir, temiz kalsın”bu cümlenin mücadelesinin ağırlığını görüyorumeğilen her boynun derisine ayet gibi işlenmiş buruk utançtaevet!insan utandığı için utanabiliyor maalesefburuk, bizim mahallelerimizde…
-
op.355: bilge elik – nocturne*

kristal bir avize gözlerin sesindeki sırra meyil verdiğimbir rüyada kayboldum, rüyamırüyasında gören bir meleğin gözlerinde boğuluyorum, fakatburada hiç ışık yok… ikonalar sessizliğe gömülü…soğuk damarlarla, katedrallere çivili güvercinyakıcı bir dansla kırılıyor dönerek,küreklerin simetrisi yürümekte şimdisoğuk siyah kumaşlarla, kumlarla sıcakve hep buz yapışkanlığında, ikonalar sessizliğe, ışınlarlaışınlar hep dumansıdumansı ve yitici, yazarak renklere değin…olabiliriz seslerle sözcüklerle dumanla ve…
-
op.354: gül ebrar ataş – açıortay*

genç kızlığa af çıkar allahım ve zamanı başa sar-güncemi açtım-içimdeki parktan alnıma diktiğin açıortaylauçurtmamı, ağzımı, saçımı bozduno bozumu soldan sağaesir, kantarlı, kısa yerleri veseni sevdiğim kalbimi akideyle kurdum kibeni dağıtılır halde bir cuma çıkışında bırakmana uyayımdoğrusu şevkimiemilebilir, domuz jelatiniyle ömrü uzatılmış sevaplarahalk edeceğini ummazdımben teheccüdde bile karşındaydımgeceler boyuncaburnu kadınlığa çarpık babetimlesana fiyonklarımı verdiğim oğlanı yakardımonun…
-
op.352: ayşe zeynep öztürk – aşk bitti!*

Şimdi gel, gel sor bana! O kırk kuş geçmeseydi dağın ardına, verebilir miydim cevabını? O eski İran masalında aşık, maşukun gözlerine bakıp, “Bana gülümsediğinde biliyordum ki ben yüzyıllardır yeryüzünde seni aramışım,” demeseydi, öyle nefessiz bakabilir miydim sana? Durabilir miydim karşında? İbn-i Arabi, “Aşık olduğumu hem öldürür, hem diyetini öderim,” diyerek muhabbetin hasıl olduğu kişinin kalbinde…
-
op.351: sevda altınkaya – bana yeni cepheler gerek*

Toplumsal bellek, diğer adıyla insan uyduruğu izlerHenüz varlığından haberdar olmadığımız bir gezegenle çarpışabilirİçinde bir kelebeğin kozasız kalışından habersizAğaçlar her şeyi bilir ve susarUzayda boşluk aramaya benzer aşk ve savaşımBana ne yapacağımı anlatan teknolojik cihazlardan çok sıkıldım Üçüncü dünya savaşına hazır değilim, yeni kapandı cephelerimKorkarak yaşıyorsam ancak gurur duyarım bundanKralımız korkusuzca çizdiği için halkın silüetiniHalk kendinden…
-
op.350: alpkan alkan – dava*

dünbir kadın öldü kansız bıçaksız penceremin kırık kasasından akan rüzgarda onu izledim hareket etmiyordusaçlarına mevsimlerin tozu çökmüştüsehpadaki şarap ve kahve lekelerinesigara küllerigünlerin geçtiğini hatırlatması için yapışıyordu apartmandaki poşet ve devlet sesleri dışında kapısında aylardır bir akıbet belirmediancak yalnız kaldığını da hiç görmedimsorunun esansı da buyduve evin her yerine yayılmıştınefesinin beş on yıl boğulduğuboynunu sandallara emanet…
-
op.349: arda erdoğmuş – şakı*

Nasihat et, şakıAl sana kırçarmış bir yakamozKuşluyor duruşun bütün fikirlerimiBakma bana, şakıGözümden kayıyor öpüşmelerimizBeni, herkesin gördüğü gibi görmek istemem seniHerkes bir şey biliyorAllah var ben seni, sen beni biliyorsunÖyle bildikçe gözlerin büyüyorGöğsün öyle tıfılNefesin, sağanak yarınların habercisiHavaya bak,Hava öyle haşlak, öyle yakamoz, oturmuşuz öyleÇotuklarımıza merhem sürüyoruz sözdeÇağanoz geçer yanpiri yanpiri, ayakların dibindenKumlar taş kesiliverir gibi…




