Etiket: öykü
-

op.245: enes aslan, son ağrı*
İki ay geçmiş üstünden. Bu denli acı çekeceğimi düşünmemiştim, bunu yaşayacağımı düşünmediğim gibi. Daima kederin zulmüne uğramam ya, bir gün istediğim gibi olmasa da en azından bu karanlıktan kurtulurum sanmıştım, sanmıştım ki müstesna hayatımın yarısı herkese sunulan bir yarı aydınlık…
-

op.215: nursima aslıipek, çocuk ve deniz*
Güneş batıyordu. Aydınlık karanlığa, gün geceye dönüyordu. Onun için en güzel, saklanmanın en kolay olduğu zaman geliyordu. Bir şeylerden kaçmak, saklanmak, çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlamak için gece her zaman güzel bir vakitti. Onu duyanın sadece sokak lambaları olduğunu bilmek,…
-

op.209: emrecan doğan, kayalık*
Lise sondaydım, üniversite sınavlarına hazırlanmam gerekiyordu ya da son sınıflara has bir rehavetle sadece keyfime bakmam. Ben ikincisini tercih ettim, yaşadığım ilçenin, Sevdiğin’in, yerleşim yerlerinin dışında kayalık bir uçurum vardı. Burada eskiden bir göl olduğu, hatta şelale bulunduğu ama zamanla…
-

op.204: yusuf uzun, ihtimal süngüsü*
Beklemek, olanaklara yenik düşmekse eğer kısır bir döngüde, kendi döngüsüne sıkışmış şehrin tekerrür taşları arasından sızan suyun biriktiği çukur bulunmak ister birileri tarafından. Çünkü bu suyun altında nefes tutmakla eş değer geliyor bazen var olmak ve bu uğurda hükmün çabasına…
-

op.193: usame yördem, ondurucu
“Unutulmuş gibiyim ben. Ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir. Bilmem ki, nasıl anlatılmalı. Yalnız bile değilim.” (Edip Cansever) Annesini kaybetmesinin üzerinden on gün geçmişti. İçinde bir boşluk büyüyordu. Zihnindeki bütün düşünceler yarılıyordu sanki çepeçevre. Ne yapacağını bilemiyordu. Babasına bakıyordu. Ne…
-

op.188: şehriban yaman, kaybolan
Zarrab, tombul ellerini saatlerdir suyun altında tutmasına rağmen, üzerindeki kırmızı çiçekler bir türlü silinmemişti. Gittikçe tedirginliğinin yarattığı korkuya teslim olmaya başladığını hissediyordu. Her zaman yaptığı gibi ne zaman bir ümitsizlikle karşı karşıya kalsa çareyi duvarlara yumruklarını geçirerek ağlamakta buluyordu. Bu…
-

op.152: nihat altun, jilet kesiği
Sıkı, alengirli ve kıskandıran bir kemik sıyıranım vardı. Bir ağzı kapalı, diğeri zehir zemberek keskin… Saman kâğıdını bırak, suyu kesecek çelikten yapılmıştı. Zamanla kopmaz bir uzvum olmuştu. Neredeyse onunla yatıp kalkacak raddeye gelmiştim. Kılıfsız bir halde taşıyordum belimde. O varsa…
-

op.123: usame yördem, nedenlere neden olan nedenler
“Yalnızlığı çileden çıkartacak kadar yalnızdım.” Ahmet Erhan Onlar gibi mi olacağım yoksa? Ötekilere benzeyip duran onlar gibi mi olacağım yoksa? Bunu düşünerek uyandım. Çabuk hareketlerle deftere şunları karaladım: Sevgili günlük, çok yalnızım. Bir mesele var dedim ama mesele ne,…
-

op.110: allah’ın arka bahçesinden düşen güvercin
mustafa seyfi, kasım 2021 Küçükken, gökyüzünü Allah’ın arka bahçesi zannederdim. Nedenini anımsamıyorum. Zaten çocukluk anımsanmaz da içten içe hissedilirse çocukluktur. Öbür türlüsü hafıza denen lanetin bir oyunu. Ben de kimsenin anımsamadıklarını, anımsamak istemediklerini muhafaza eden hastalıklı bir hatıra bekçisiydim, bir…
-

op.100: kafes dövüşü
şehriban yaman, ekim 2021 Ve ben cep yorgunuyum dünyanın, içinde anlamsız rüyalar taşıyan. Haşarı çocukluğumun küçüldüğü kapılardayım, Güliver’in peşinden, Gülüveren’e doğru. Uyanıklığın uykuda yarattığı devrim yine de aralamaya yetmiyor sokak kapılarını. Çocuk parklarını çok özlemiştim oysaki… Sarılamayacağım pamuk ipliğinden sesler vardı, çoğul ve annem…
-

op.96: kül tablası yahut kırık şeyler
aynur ili, ekim 2021 Burası bekleyişlerden mürekkep bir masa, henüz bakmadım üzerine. Muhtemelen birkaç sarhoştan artakalan kül ve sigara yanığından ibaret. Ahşabı bozuk çoğunlukla. Üzerime yapışan ve kirli görünmeme neden olan ıslak külden daha ayıp geliyor, ahşabın bozuğu. Islanmak dediysem…
-

op.77: siyah giyen kadınlar ve hayaletler beyazdır
fatih kök, nisan 2020 Karnım epey acıkmış olmalı, sabah tıkıştırdığım poğaçadan başka bir şey girmedi mideme. Hava kararmış. Burada zaten erken akşam oluyor, bir şeyler yemek istemiyordum; hele ciğer, kebap neyim görmek bile istemiyordum. Dışarı attım kendimi, Dağ Kapı’ya doğru…
-

op.75: büyülü nesne
semih yıldız, nisan 2020 Abim kayboldu. Abimin kaybolduğu gün, kasabamızın merkezinde bulunan dört yolun adacığına belediyenin vinci bir heykel indirdi. Adı, Küre. 7-8 metrelik, siyah, kusursuz orantısıyla bir küptü bu heykel. Abimin adı Mutlu. Ama abim tanıdığım en çekilmez, huysuz…
-

op.65: sisay
cabir özyıldız, şubat 2020 Umut, insan yaşamının en çaresiz zamanlarında sıkı sıkıya sarıldığı -ikircikli de olsa- biricik kurtuluş duygusudur. Sisay da açlığın hüküm sürdüğü, çaresizliğin durmadan umudu emzirdiği, zayıf göğsünde kemikleri sayılan, ölümün diğer yerlere göre hayli sıradan sayıldığı bir…
-

op.52: üç cop
yusuf araf, ocak 2020 En çok senin ellerine yakışıyordu yüzüm. Senin ellerinde uyuyordu göz bebeklerim. Dudaklarıma, senin dudakların tarafından gelen bir icra memuru. Dilin, dilin en çok adıma döndüğünde dönüyordu dünya. Ondan sonra sevdiğimiz ne varsa yakıyordu anarşist çocuklar. Anarşist…
-

op.35: sessizliğin topal hiyerarşisi
şehriban yaman, mart 2021 Kapandı kapı, içine doğru çekilen son adımımla. Ayrık yaşamların üstünde kesiştiği sıcak lastik kokusu, havanın tazeliğini bozuyordu. Koridora serilmiş halı, topuğundan kan çekiyor gibiydi insanların. Yürüdükçe çekildi kanım. Son damlasını da yitirmek üzereydim sanki. Beti benzi…
-

op.22: yeşil erik
nesibe rana, ekim 2020 Göğsünde avutsaydınUzanıp da öpseydinBeni sevseydin sevseydinSöylemesen de anlardım* Kadınlar vücutlarındaki tüyleri temizliyorlarmış, liseye başladığımda yurttaki kızlardan öğreniyorum. “Ben ayda bir kuaförde aldırıyorum,” diyor Esra, “Acımıyor, alıştım artık.” Çok şaşırıyorum, bir yandan da utanıyorum, iğreniyorum kendimden, hiçbir şeyi bilmemekten. Ben sadece…