Kategori: sanat
-

op.63: merkez – çevre ikileminde taşra nerededir?
ülkü sönmez, şubat 2020 Kişiler, içerisinde var olduğu -yaşamını sürdürdüğü- yeri adlandırmak, bir aidiyet hissi oluşturmak ister. Kuşkusuz, bu adlandırmaların toplumsal süreçlerden bağımsız düşünülemeyecek bir bağı vardır. Taşra kavramı; merkezin dışında kalan, merkez olmayan, merkezden uzak kaldığı için de ötekileştirilmiş…
-

op.62: jean paul sartre için entelektüel olmak ve entelektüel anlayışının zaman içindeki değişimi
çağla nalbantoğlu, şubat 2020 Entelektüelin Eylemindeki Ayırt Edici Özellik Nedir? Bir İnsanı Entelektüel Olarak Tanımlamak İçin İhtiyacımız Olan Şey Nedir? Sartre’ın üzerinde en çok kafa yorduğu meselelerden biri olmakla birlikte ‘Aydınlar Üzerine’ isimli kitabında entelektüelliği masaya yatırıp enine boyuna irdeler.…
-

op.60: hiçliğin mitosları
çağla nalbantoğlu, ocak 2020 mutsuzluk mezbahalarını cennete çeviren didaktik bir şiirdi göz kapakların zamanın devrik cümlesi, bitki örtüsünün vecde gelen iki damar patlağıydık Dokunaklı bir var oluş hikayesinin okunmayan esamesi duyuluyor ormanın derinliklerinde. Elleri bağlı bir lanet senfonisinden yazıyorum sana…
-

op.59: feyruz ve üç şarkı
cabir özyıldız, şubat 2020 Bu gece, onun bana büyülü gelen sesinden kaç şarkı dinledim? Bilmiyorum. Düşündüm ki yarım yamalak bildiğim Arapça’ya rağmen, beni bu denli etkiliyorken Arapça’ya ve onun şiirsel cümlelerine vakıf birine kim bilir nasıl etki ediyordur? Hüznü ve…
-

op.58: relax amentü
arsen everekliyan, ocak 2020 yaşamı buradan kaldıralım havalandıralım evisöyleyecek bir şeyi yok bunlarınbatık şehrin piçlerine el açma ellerimtam bu durduğum yer dünyanın sonuyılların demir tozu yüzüme vurdu kös… içerde bir yerde zılgıtlar atıyorum deliceaman kimseler duymasın kırılan zincirin sesini,üst üste…
-

op.57: çürük hava
yiğit ergün, ocak 2020 tasmamı kendim taktım yolumu kendim seçtimeğil zamanı şimdi bir hatadadöşediğim köprü ayakları batarken kaburgamarüyam tedbirgünüm kamçılama asılı duvarakaçmıştım gelgeç ilişkilerdenkaçmıştık beraber, kaç? tanrımı yakama bağlamıştımoynamıştım da gülüpbozarıp ağlamıştımhayat her kucaklamasında bir yerlerimi yuvarladı, anlamadımsefer uzadı her…
-

op.55: kusurlu cinayetler serisi – birinci bölüm
mehmet ali güldalı, ocak 2020 Etrafına bakınıyor Genç Adam. Sakallı olduğunu görüyor durakta bekleyenler, boyu kısa, sakalı uzun, gözlerinin altında morluklar ve çukurlar. Zayıf görünüyor, çelimsiz bir şey. Sol çaprazında duran kızıl saçlı, kırmızı kaban giymiş, alımlı genç kadın, yakışıklı…
-

op.54: aynalarda resmi makamlar için orkestra
arsen everekliyan, ocak 2020 dalı esmer bir ağacım budağımda baykuşun kanı var sorular taşıdım bunca yıl cevapsız kara kaşlım giyotin bakışlım başını düşür ömrümün boynum sana kıldan ince… kör bir yalnızlıktı gözlerimde hüküm süren çekildi tırnaklarım dibine kadar aktı yanılgı…
-

op.53: popüler edebiyat dergiciliğinin giderek ivme kazanması ve edebiyat dergilerinin konumlanışı
yiğit ergün, ocak 2020 Hep aklımızın kuytuluklarında saklı olan ve zamanında önemli kalemlerin de enine boyuna eleştirdiği bu gündemi, sabah izlediğim bir programda üstüne eğilinmesi üzerine kaleme almak istedim. Dergiciliğin yaygınlaşması ve memlekette neredeyse her ay yeni bir dergi çıkması,…
-

op.52: üç cop
yusuf araf, ocak 2020 En çok senin ellerine yakışıyordu yüzüm. Senin ellerinde uyuyordu göz bebeklerim. Dudaklarıma, senin dudakların tarafından gelen bir icra memuru. Dilin, dilin en çok adıma döndüğünde dönüyordu dünya. Ondan sonra sevdiğimiz ne varsa yakıyordu anarşist çocuklar. Anarşist…
-

op.51: kusurlu cinayetler senfonisi, ikinci bölüm
mehmet ali güldalı, ocak 2020 Cehennem Mahallesi gettosu… Sefalet, yokluk, yoksulluk içinde olan getto, çaresiz getto halkı… Getto, genellikle tek veya iki katlı, birbirine yapışık evlerden oluşuyordu ve bu evlere ek olarak harabeler vardı. Tek katlı olan evlerin dış yüzeyi,…
-

op.50: isyan çiçekleri
adem üren, nisan 2021 bir vietnam türküsüyalınayak çorbasıdıröfkem gençliğimin. kayda geçsinbasılmadıkça diye damarımabaşkaldırma lüksümboyumu aşmayacakdenizler vadettiği içindir devlete.kanım parıldamıyor diyeellerim kıstırılmış bir tay gibihareket etmesin mi yazıyorum, tamam desinlertahtlar kurduk kırmak için,susacaksak ancak ölüm diyedir, tamamdevsek ve hala küsmemişsek,insansak/ doyurmaz…
-

op.49: safra kuyusu – ii / dârülbedâyide bedevi sikişi
yiğit ergün, mart 2021 ama neden çıkarmadın iskarpinlerini.. neden, neden unutmaya yattın hemen? öyle apaçık kapladın zamanı ve kalbine basa basa kirlettin yadigar esaretini. çak o zaman bebeğim, ölen hayallerimiz için bir beşlik. çık güzelim tüm ortalara, şenlensin sinema… bu kez duldasından gireceğim yazıma. kışımı kış kış edeceğim. olabildiğine olgun, mümkün mertebe maraz cümleler izleyecek seyrüseferinizi. öhöm.. s.a & a.s. kodumun parlamentoları artık…
-

op.48: üzgünüm bu aşk da olmadı sana
umut yalım, şubat 2021 Üzgünüm Bu aşk da olmadı sana. Hiçbir kâlbine düzgün oturmadı. Ne de Rengine uyum sağladı kâlbinin. Bence Yağmur suları biriktir şimdiden. Anca Ağlarsın belki bu ikindi vâkti. Köstence Malı ve yelkovanı kırık bir sâât gibi durmak istemiyorsan artık. Başlıklı bir şiire başladım. Artık başlıkları da uzun tutuyorum.…
-

op.47: aynada otopsi – vııı
yiğit ergün, ocak 2021 şimdilik bana tanınan sınırlara üzgünüm. özgürlüğün tanımını yapmanın zor olduğu neş’esiz meşgale günlerim. keçilerinden gına gelen meşesiz bir patikadayım. boynum giderek omurgasını esnetiyor. kaynar başlıklı acılarla alelacele sevişiyoruz. bilmem bir yerden tanışıyor muyuz? salıncağı felsefenin kasıklarına…
-

op.46: defterimden alıntılar -bölüm altı: adem üren ve sevgilim, ağzımda akdeniz
çağla nalbantoğlu, ocak 2021 kitapların ön sözünü okumayı sevmeyenlere bile okutacak cinsten bir ön söz ile başlıyor üren. sevgilim, ağzımda akdeniz‘deki şiirlerini şöyle tanımlıyor: ” güç ve onu elinde bulunduran her babanın, dövülme, her devin mutlaka bir gün küstürüldüğünün şiirleridir.…
-

op.45: efe elmastaş’tan samizdat tarihi üzerine fankit
Özgür yayıncılık denildiğinde ilk akla gelen türlerden biri de Samizdat olarak bilinen Rusya’daki yeraltı yayınlarıdır. Sovyet Devrimi sonrası 1940 yıllarında bir yayın türü olarak tarih sahnesindeki yerini almaya başlayan samizdat; baskıcı yönetim süreçlerinde çeşitli örgütlenmelerle sesini halka ulaştırmıştır. Zor şartlar altında üretilen…
-

op.44: bir dizi pakt ya da annemin boğazındaki o yavrum tümörü
enes sarı, kasım 2020 açıldığı halde aşılmamış yol uğradığında yolcuya ziyaretin kısas’ı makbuldür diyerek vicdanı ile cüretini baş başa bırakıp beni gördün, beni gösterdin fakat yürütemedin ayakları yoktun fakat işaret edilen her noktada bir kendini bulmuşluğa, işaret edilen her yeri evine benzetme çabası ve her evin alçısına geçerek yolun bölünmüş bütün uzantıları sirayet edecek yolcuya. haliyle, vücudun ağırlaştığı anlarda yüklü taşıtlarla dönülür kavşaklarşeritin ortası seçilir boşlukta bu aşikâr, varılacak durak aşk olsa da vasıtası kârkapının çalmayan tarafında biriken ince uzun parmaklar ve ince uzun yollar bir vücut çıkaracak uzuvlarımdanartık yürüyemeyeceğim fakat başka ayaklar sallayacak beni başka yollarda. yönelime irade karışmamışsa idaresi zor olacaktır yönetimin bölüş ve parçalanış yapbozun önümüze serdiği resimdeki kesik damarlara tekrar tutunma mecburiyeti beni sizler yarattınız umarım yaradanı aratmazsınızbeni sizler yarattınız umarım kendimi aratmazsınız korkusuyla bir daha parçalanmagitmeler kadar kolay olmayan gelmeler çekimlenir burada: bu geçmiş zaman hikayesiher gelecek geçmişinden çekinir bu tarihin rivayetiyani rehavetin yeri hazırlanırsa erkenden yeryüzündedoğduktan sonra doğrulmamız zaman alacak fakat sonunda emekleyecek her yetişkin. baktığında kâle alınmayan kale olunca kırık duvarlarının ardında bataklıkta onu aşabilmek için gösterilen gayretin görünmez olduğunu bilerek yer, çekimine mağlup olarak kendi yalnızlığına çekilecek. hayatın hayalarını ovaladıkça çıkması beklenen ecinne sürüklerken ecele, kulaçları tersine atmak dikine yüzmek deriyi bu şekilde incelterek derinlerden yüzeye yani köyümden havai kentlere diz çökerek ya da oturtarak dizlerime, ya pakt ya da annemin boğazındaki o yavrum tümörüannemin boğazındaki o yavruların terörü silinmedikçe dizelerimdebir vücut, artık çıkacak uzuvlarımdanartık üreyemeyeceğim fakat başka ayaklar sallayacak yavrularımı başka ağızlarda.

