Kategori: sanat
-

OP.496: DAVUT SANDIKCI – ŞEHRİN ÖTEKİ YÜZÜ*
Her şey bir şarkıyla başladı.Şarkıya eşlik ettikçe çoğalan bir şeydi aşk.Kalbini yeniden tanrıya adamak kadar kutsal.Tanışmaktan hoşnut olduğun kadar inançlı.Her şey şarkının sana söylenmesiyle başladı. Herkesin balkona aitliğini sorguladığı yaşları çoktan geçtik canım.Kalbinden uzakta yaşayanlara.Yalanların sevişme eksenindeki sunuşlarına karşı koruduk…
-

OP.495: TUBA TANRIVERDİ – DENİZ YILDIZINI BEN ÖLDÜRDÜM*
kıyıya vurmuş günahlarımgüneşte kavrulan tuzla kabukucuz ezber dudağımda merhametinsanım enikonuyüz çevirenkorkakçürük zaaflarım varkaranlıkta yontulasııssız kuytularda secdekorkuların sunağındakurban edilesigörünmez putlarımbeş uçlu hiçliğin ortasındaağır et, kibir, gölgeo kadar sahiciydi ki boğulmalarımçığlığı duyamadım ellerim boğazımdageçip gitmenin sessiz cinayetikendi karanlığımda gündümitirafımdır evrenin sağır boşluğunadeniz…
-

OP.494: PINAR AKYÜZ ATMACA – BİR KİŞİ EKSİK*
Babam öldüğünde henüz on iki yaşındaydım. Bir ay sonra anneme sürekli aynı cümleyi kurdular: “Ölenle ölünmez.” O zamanlar bu cümlenin tam olarak ne anlama geldiğini anlayamamıştım. Şayet ölenle ölünmüyorsa yaşayanla gerçekten yaşanabiliyor muydu? Ya da ölenle ölmeye değecek bir sevgi…
-

OP.493: ZOZAN SARICA – YERYÜZÜNDE BİR YERDE*
Saat 14.10 suları… Esen sabah yeli, çam ağaçlarının reçineli kokusunu alıp denizden bize doğru getiriyor. Hava henüz günün bütün ağırlığını üzerine almamış; hafif, serin ve biraz da mahmur. Çamların arasından gelen koku, çocukluğumdan kalma bir anıyı uyandırıyor içimde. Sanki dünya…
-

OP.492: BERŞAN KOCA – DİE YA LOCKE’LAR!*
Sunucu: Sayın seyirciler, bültenimize Ankara’dan gelen, tarihe geçecek bir son dakika gelişmesiyle devam ediyoruz. Aylardır Plan ve Bütçe Komisyonu’nda hararetli tartışmalara neden olan 8456 Sayılı Berşan Koca’nın Özelleştirilmesi ve Halka Arzı Hakkında Kanun Tasarısı, Genel Kurul’da az önce kabul edildi.…
-

OP.491: ÖMER BURÇİN ÖZKİŞİ – KALK KARS’A GİDELİM*
doğu ekspresinde yer tut bizeönümüz güz savuşmak mevsimidirburalarda çökmesin omuzlarımıztanıdıkların ağzına sakız olmayalımtanımayanların belleğine yeni bir yüz… ben senin utancına omuzsen benim suçluluğuma infazbiz iyiyiz çevremiz kötü diyorumbizden âlâ kim bilir ki hemçatışa çatışa kabuğuna çekileceği suskuyu? kol kola senkronize…
-

OP.490: BERŞAN KOCA – DEPRESYONUNU BAĞIŞLAYAN KIZA GÖRDÜĞÜM RÜYAYI ANLATIYORUM*
saat on yedi yirmi beş Bana benzeyen birisiyle sana benzeyen birisi evleniyordu ve düğün günü hepimiz oradaydık. Tanıdığımız kim varsa oradaydı. Öğretmenler, tecimenler, çocukluk arkadaşları, gençlik yanılgıları, eskimeyen sevgililerimiz, seviştiklerimiz, birlikte çay içtiğimiz yabancılar, yalancılar, teröristler, çakmak gazı vermeyen nalburlar,…
-

OP.489: KÖR SEÇİM I*
erman şahin: her şeyi unutbir fotoğraf kadar kaldünyada yüzüne güz ekilmiyor bu mevsimdeevlerin boncuk kuşları dile geliyor esra dökmen: Günlerdir kelimeler etrafında şerit yapıyorum.Sismografik haritada yapay duruyor diye dilim,Her yazdığımı siliyorum.Elbet öldüm bir zamanlar demek içinBilince taşıyor suyum, fıçıdan kavı…
-

OP.488: çağla nalbantoğlu – mahfuza*
Umurumda olmayan bir çok şey oldu ve birçok dostu yitirdim bu yolda. Ayaklarımdan önce beynimin çalışma prensibini kalın küflü tahtalara resmettim. Bence aslolandır yalnızlık, esastır cümlen, esastır yankı, esasen buradayım ve yassı. Doğrulmaya cesaretim yok hanidir, kırıp kabuklarımı. Çıkarmak içimden…
-

OP.487: murat halıcı – sansür*
Hadi bir el at zihnime ve ayarını bozŞiirlerimin saçını tarıyorsun ve daha yakışıklı oluyorlarSözlerim seninle hep daha şık ve hayat daha beyefendiBiraz felsefe biraz efsun biraz gözlerin belki de Hayatı ne zaman geri sarsam sana esir kalıyorumAyaklarıma dolanmamalı bu rüzgarlar…
-

OP.486: erman şahin – hiç kimsenin sokağında aklını yitirenler*
I. güz,hırpalanmış bir cadde suretisesler herkesinçığlıklar hiç kimsenin II. çağ,taş dilinde insana uzak evlersözün sükutu yalnızlıksözün sükutu ölüm III. gökyüzü,hep bir hayal boşluğusisli bir cümlenin ortasında kalakalmışlık IV. hatırlarsan korkarsınbir şehir çırılçıplak ikengecenin sus dediği yerdeaykırı bir sokak lambası yanarkaldırım…
-

OP.485: sylvan clownson – /solucan*
Evimin yakınlarında teorik fizik adına bir nevi kanıt niteliğinde bir sokaklar zinciri var. Bir teoriden ilham alarak o kestirmeye ‘solucan’ diyoruz. Fizikle hiç alakası olmayanlar için, iki nokta arasındaki en kestirme yol. İlk nokta benim evim. Diğeri, evde değilsem bulunduğum…
-

OP.484: berşan koca – patlayan militan, kız ve üçüncü apartman*
beni öne sür. korkmadan yap bunu. biliyorum yeleğimden, fünyemden, patlamadan, bombadan ve asfaltta kaynayan etimden saklanıyorsun. ama onlarla uzlaşamayız. hadi beni öne sür. kızım beni öne sür. bir kelime gibi bir kabza ve süngü ve hatta kenefte bilye döndüren karaşın…
-

OP.483: ömer burçin özkişi – isyan nisyan vs. viii.*
oku dedi cebrail kulağına doğru allahın adıyla oku. mağarasında ve kırk yaşında kendinden razı mı bilinmez kendisiyle baş başa vecdinde kum fırtınaları kulu ve elçisi çölündeki vahanın yıkacağı putların buharında yoğuracak bir yarımadayı takvim yaprakları karılacak yeniden muhammed’ten önce muhammed’ten sonra. gör dedi allah’ın kelamına sus kureyş’e put olanı ilkin dört kişi ses verdi dördü birden el… köstebek…
-

OP.481: berşan koca – dünyanın en güzel türkiyesi: avrupa bizi neden kıskanıyor?*
-avrupa yaşayan bir varlık değil. Genellikle sevginin, bağlılığın ya da güçlü bir arzunun gölgesi olarak doğar; ancak çoğu zaman o gölge, asıl duygunun önüne geçecek kadar büyür. Bu karmaşık hissin ne olduğunu anlamak için kelimenin kökenine inmek, adeta duygunun anatomisini…
-

OP.480: hulusi çakmak – bir geyik avla benim için*
bir geyik avla benim içinrengi gizli öpüşmelerimizin chuck palahniukkırmızısı olmasın. pudralı, puantiyelibir geyik kâfi. pilavına yarenlik edebileceğim.tuzumuza kök salan, bodrum güzeli bir geyikistiyorum senden. mitolojik bir civan.gözlerini mütemadiyen anılarımda sakladığımbir tütünden alsın.çarçaput bağlayıp da kanırtma acısını, sal toprağairinini ve yasını.…
-

OP.479: ali karagöz – galibiyet lokması*
yüreğimden savaşarakşerefli yenilgiler biriktirdimgalibiyet lokmasında artık gözümen küçüğü bile yeter yarışma güdüsü zihnimi kanlandırırasgari hayal, azami çababaşarmak kaybetmenin yarısıdırkâr zarar denkleminde çatırdıyor bildiklerim yaşamakgerçekleşmeyen kehanetdirenmektükenmenin sınırında üretmekbeklemekolmakla ölmek arasındaki keskin giriftlikyazmaksa yaşamın kan kokulu laneti sessizlik bileyliyor bıçağımızaman yoksabır yokbıçak…
-

OP.478: talha kutay – şaharım*
Günün ilk ışıklarının henüz ufka düşmediği bir vakitte evden çıkıp sahile doğru yürüdü. İçindeki ağırlığın biraz olsun hafifleyeceğini umuyordu. Hava ayazdı. Gece boyunca serpiştiren yağmur kaldırımları ince bir ıslaklıkla kaplamıştı. Yine uyuyamamıştı. Zaten son zamanlarda uyku kendisine pek uğramaz olmuştu.…
-

OP.477: berfin oğuz – aşksızlık*
Büyülü tüm masalların kapısı her zaman mucizeye mi açılır? Tüm hikâyeler iyi son ile mi biter? Herkes içindeki iyi parçasını bulabilir mi? Ve bütün aşklar hep kavuşmakla mı terbiye olurdu? Midenin parça parça yanmasından, gözlerinin her an olur olmadık yerde…
-

OP.475: esra kuş – zaten çiçek*
yolu ezdik,yolu tüm gücümüzle geri dönülmez artık, dönülmez ensesinden taşan etin kırmızı gerçeğine bu gerçek birinin penceresindeki adam,bizim evdeki babamız yardımcı bir tonu yok yardım edecek bir şeyi yok inanmak paranın yazı mı tura mı”sı bozuk ne varsa dünden bozulmadı…