Kategori: edebiyat
-

OP.456: feyza menteş – döl ve öl*
Yirmi dört yıl boyunca; duyduğum uzun tiratların sonunda aklımda kalan ve sorguya çektiğimde Allah’la kapıştığımı birebir hissettiğim nasihatten biri şudur: “İnsan biraz da kendi kaderini kendisi yazmalı.” Yırtık külotlu çoraplar, yabancı adamlarla süren geceler, ucuz odalar, içki, uyuşturucu, duvar ve…
-

OP.455: serap çokuysal – ayrık otu*
Eskittik günleri ve güneşi, güneşi ve gülleri sadece içinde bulunarak bu dünyada Saçını atmıştın geriye bir yanlışı düzeltirce o kadar sıradan Mesel, nedir bütün yoğunluğu bu sözlerin izinsiz bir işgal midir hissetmek, sordular, sorarlar hep mülkiyet hakkı ihlali, eğer bensem, eğer bende çatlıyorsa ışık, bu hiddetle kozamı delip geçen hangi…
-

OP.454: çağla nalbantoğlu – değil evimizden başkası*
Dişim ağrıyor. Dizlerim kitleniyor. En önemlisi duvarları ittirmek dişlerimle. Yumruklamayı bıraktım çünkü ellerimle. Bu eşiği geçersem hallolacak gibi tüm borçlar, kurum ödemeleri, faturalar, görüşmediklerim, mecburen yüzünü gördüklerim, gözlerimde sönen kafamda yanan ışık, hastane koridorları, raporlar, kan örnekleri ve annem. Diğer…
-

OP.452: berşan koca, partizan 0 – beşiktaş 4*
Veli Kavlak’ın ölü yaprak vuruşu geliyor aklıma Sonra bir sigara çıkarıyorum Çaketimin iç cebinden Çakmağıma yaklaştırıyorum usulca kokusu geliyor burnuma doğmamış çocuklarımın. ve sperm de yanıyor birden. Veli Kavlak’ın ölü yaprak vuruşu geliyor aklıma dakika harfle on sekiz ve sırtında on beş yazıyor Oğuzhan’ın Ben de ağrıyan sevgilimi düşününce ağlıyorum buna Sanki salık verilmiş gibi bir…
-

OP.451: emre gürkan kanmaz – dışında*
dünya güzel, bir kedinin oynak burunlarıylabir Beatles şarkısı 8 bit oyunlarla evliykenkahve içiyorsak iş çıkışı bu yalan bir şey değildirbir şiir değildir her kazın ayağıistiyorsan edinirsin sarılmalarıama dışında tut talanı ekşidiğinde ağzındaki sözyutma, tükür her şey olabilir hayatta, bak her…
-

OP.450: tuba tanrıverdi – cambaz*
önümde şehir, sığıntı sokaklar, bir fincan kahve içimde kıvranan okyanus düşer pencereyebardaktan taşar suç ortağım gibidurularken kırdığım bir tutam sabah ışığı ıslak ellerinden gitmek ister kendineçamaşır ipine asılı bir kadının gözlerinde hesaplarım uçma hevesinde kaç gömlek karışır ihtimallerekaçı çocuk dökülür saçlarımdankaçırılan an’lar,…
-

OP.449: furkan erşahin – anlamadığım yerden*
Seni anladığım yerden çekip çıkartıyorum kendimiÇiğnenmeyeGırtlağa indirilmeyePislik bir varlığın götünden özgürlüğe kavuşmaya meyilli Köklenmiş bir tereddüdün elmasıydın sankiAnlamlandıramadığım yerden asılıyorum kendime Kuzgunlar yatağımı parçalarken Kafatasımı parçalarkenSeninle olanları çıkartıp yutarkenMidelerinde kıvranırkenOnlar… Onlar artık sana dönüşmüşkenÜrediğim yerden çekip çıkartıyorum Ben bir evin tavanıyımBen bir urganım Ben bir…
-

OP.448: erman şahin – uzakları bekleyen ağaçlar*
Sevgili arkadaşım Ümit Yaban’a I.o uzun kıştan sonra badem ağaçları büyüdüğünde sen gelecektin gidenleri böyle bekler haritanın kuytu yerleri ya da en doğusu uzakların mektupları olmaz uzakları bekleyen ağaçlar olur II. damlardaki kar suyu evlerin kurumuş dudaklarına değiyor iğne oyası bir tülbent en sevdiğin çiçeği öpüyor ateş sönüyor rüyalar üşüyor sonra III. bir tay…
-

OP.447: tunahan yücel – içimde kalan çocuk*
Ey gözlerinin içinin parladığı zaman,dizleri yaralı, avuçları güneşli çocuk;sen koşarken dünyahenüz adını bilmiyordu ağırlığın. Şimdi buradan sesleniyorum sana:aynı bedenden,başka bir günden,zamana düşmüş bir izden. Ben büyümedim belki,sustum.Sen hâlâ oradaysan– bir yerlerde –bu ses değsin sana.
-

OP.446: tuba tanrıverdi – TıĞ iŞi UyUmSuZlUk*
uğultusu uyumsuz iki iklimdik tığ işiyüzüm bin şiir kızılı bulutsuz düş kurusudoğduğumgünçürüdü/sustuğumundiliiçtiğiminsuyu suyun ıslığını kim duydu kimliksiz zifiri korkulu sürgündü düştüğümsoyunup gülüşümü yırtık uykusunu giyindimgökgürültülükuşçığlığı/sızımındişgıcırtısıbillur billur diziliydi– – – iplik – – iplik – – söktüğüm – – – dost bilip pusunu tozunu biriktirdimgürültüsü uyumsuz iki iklimdik tığ işibir ucu miskin bir ucu iblis…
-

OP.445: sylvan clownson – godo beklerken*
Bir aydır aparmanın kapısında bir kedi bekliyor. Başka kediler de var ama onlar gidiyor. Sarman. Tombul. Görmüş geçirmiş, başarılı bir kedi. Zaten sokakta o kadar süre hayatta kalabildiysen bir şeyleri doğru yapmışsındır. Ona Godo diyorum. T yok. Yazmasıydı, söylemesiydi, neden T söylenmiyordu filan… Daha kolay…
-

OP.444: yiğit ergün – şimdi sen olmadan*
rengarenk teneşir sanki düşümde kukla oynatıyordudağın en zor paragraf , aç aç bitmiyor…seferler başlıyor, ben durmuş sana inanıyorum.. sen gördüğüm en tatlı şeybitiyorumm allah’ım, o nasıl oje’yhiss-i kablel vukùmsun peyderpey sıfırdan tertemiz bir başlangıç istiyorum gece oluyor karanlığı biraz kısıyorumyerinde durmuyor evliyalar,…
-

OP.443: adem üren – bir gül eksik, bir katil fazla*
Oldun bir rehber, yanlış yeri gösterdin. Oldun aslında bir def ve ellerinden yırtıldı. Bu kar, bu dünya, bu açıklık ancak sana yeter. Yandım ki kollarım kalkmaz olsa da, Zebur’un ve Davud’un ağzında bir laf aradım. Dedim ki: İyi olacaksam, bu dermanını denize yatır, istemem, sağ…
-

OP.442: onur dönmez – katakompleks*
turna vurulur. tuncanın atları kurur. bindallılar kırılır, ormandan kente konur. pencereler temizlemez kuşların kurşununu. adını değiştirirlerse bir babanın kırgınlığı bitmez hasreti de bir babanın. küçük değilim çerçeve kopçasını koparmak kadar. bir anne ağrımış diyorlar dört depozito bir anne nasıl dayanırmış masalsız. şeftali kemiren oyuncaklar çoktandır acımasız. çin…
-

OP.441: muhammed isa – belleğin azmi*
O zamanlar daha o insanlar yoktu; ya da belki vardılar ama bugünkü ağırlıklarıyla hayatımıza çökmemişlerdi. Varlıkları bu kadar yer kaplamıyor, her boşluğu doldurmakta bu kadar ısrarcı davranmıyorlardı. İnsan, kiminle neyi yaşadığını ayırt etmek zorunda kalmadan da var olabiliyordu; hafıza henüz…
-

OP.440: talha kutay – ölüm ne zaman acı hissettirir?: toplumsal acının üstünlüğüne dair deneme*
Acı dindi diyorum bazen yağmur dindi der gibi.” (Didem Madak – 128 Dikişli Şiir)” “Ne çok acı var,” der Cahit Zarifoğlu “Sarıkamış 1979” başlıklı yazısının girişinde. Zarifoğlu’na benzer şekilde İsmet Özel de “yaşamak bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.” diye yazar birkaç…
-

OP.439: hulusi çakmak – bilimkurgu denemeleri*
1.kıta: 1 demlik çay, ud, kanun sohbetleri, alaturka bir meyhane önü gizli takılanlar, müptezeller, zenneler genç kızların fincan takımı ölüm fermanı, çeyiz telaşları küpeliydi gece ben seni ağzından öptüğümde bir umut doğurmuştu yüzün, mimiklerin, parmakların, soluk almaların. mahalle camiinde lokma dağıtılıyor, ege’nin bağrı sıcak teyzeleri, ısrar kıyamet deniz, mandalin ağaçları her…
-

OP.438: erçağ akarca – kahkahanın biçimsizliği*
Unutulmuş şiire karışan yolcu, Yelkovanlanan değirmenlerin ardıcındaki kuşsuzluğa karışmış, Yolların elleri karılmış tarihi diyarların gölgesinde, Gökyüzünün haberi bile olmamış. Kilitlenmiş kandillerin açtığı kapı, Varoluştan kayan alınsızlık sahnemin mozaiğinde parlamış, Bilinmeyen bir çocuk adının unutuluşunda, Zihnimdeki salıncağın yeri dolmamış. Sofraların heybesinden sokaklara taşınan rayiha, Meşinsizliğin topuyla kaldırım köşesinde…
-

OP.437: ahmet ali uzun – her canlı ölümü en az bir kez tadar*
-et, kemik ve ruh içindeki herkese- yanlışlarla doldurulan bir başlangıcın daha yarısında, lafa ortadan daldı kendisi rotacı doğruculuktan gelen akıntılara inanmamakta haklılık payı vardır biraz belki… ya da hakkında ısrar etmekte dahi bir ısrarcı. ısrar ediyordu yüzgeçleri. eklemlerini sıyırdığında perde kapandı hayaletini aradığı bir günün eşiğinde— -herkes pencerenin…
