-
op.338: aysu güneş – ben*

yılbaşlarında kırdığım narların kanı üzerime sıçramışahları boynuma kolye olup kalmıştek gözü elinde o esmer kız yeminler etmiş uykularımı bölmeyeyine de bi sen olamamışuğruna cennetin sahibini bırakıp geldiğim dünyaciğerimi yakmışbir gün değil, her güntepetaklak edip beniağladım diye sicimle yağmurlar akıtmış gözlerinden-sevincinden-yine de bi sensizlik olamamışaylar sonra bulduğum gözlüğüm düşman olmuş banaceketin cebinde göremediklerindenanlattığım halde inanmamışbuna rağmen…
-
op.337: adem fatih kılıç – kapılar kapalı gurmesi*

mmmmm damağımdaki tuzlu su mmmmm ne bomba içinde boğulmanın sıcak, yumuşak, çarşılarda enflasyonla kriz titrekliğiyle, yürü adımın izi solur korurdum dilenmeseydi dursaydı da tümmmmm kötülüklerden onu mmmmm yatağımdaki soğuk gıcırtı mmmmm iklimim budur öğrenmiştim sert sivri o kavisli cisim hiçliğm dansın büyüsüne inandı istenç bir kez gülüp hep ağlasaydı da tümmmmm ısıyı aktarırdım ona mmmmm…
-
op.336: merve hikmet d. – her gün kadar sisli bir günün açmazlarının beş vakte tertibi*

I. sabâ taburlarınca esir kelimeleraltı yüz kırk iki kitabınbâtına kıvrılmış sayfalarıayşe’nin iki kelamıve bir duadan ibaret mühimmatımben susarsamhemen tükeniveriyorumsuspussis içinde saklambaçbillurlaşanın infazı şart!gelinliğini bir üniforma misaliher gün üzerinde taşıyano kızın beyanıysaelbet kurutacak soyunu gılgamış’ların II. uşşak her şerde bir şiir vardır diyorum yabizde de bir performans anksiyetesiama ben yine deöyle bir psikanaliz yapacağım kicanım…
-
op.335: rıdvan şahin – her şey hatıralarda yaşıyor*

Gerçeğin ben türlüsünden amentüYazı severim hasret kaldığım zamanBaharı lümpen doğa fetişlerine bıraktımKış sizin olsun kartpostallardan kalmışsa tabiSonbaharı benimsedim yapraklar sararıp savrulduğundaDelişmen bir tayf gibi rüzgarın önündeYağmurlar vururken camaKovboy filmleri izlerdimOkullar açılırdı daha yaza doymadanAma sonbaharı da severdimOkullar açılmasına rağmen Hoyrat zamanlar yaşadık tüm mevsimlerdeMevsimlerin her türlüsüne maşallahKurak mevsimler olurdu fındık olmazdıBol olurdu bu sefer para…
-
op.334: zeynep sude – ç-ç-ç-çifte*

tekrar, tekrar, tekrar, ve tekrar.bu yoğurdu sa-sa-sa-sa-bıkkınlık.sa-sa-sa-öfke.sa- … sarımsaklasak da mı sa-sa-sa-sa-öfke.çığlık. nefes al, içinden tekrar et.zaten ezberinde, tekrar et.ne diyeceğini biliyorsun, tekrar et.b-b-b-ben b-b-b-b-öfke.ben kötü biri miyim?b-b- ben aptal mıyım?aptal. öfke. yumruk. gözlerini kapat, derin nefes al.ver.düşün, tekrar et.nefes al, düşün, tekrar et.k-k-k-ka–kalem? buyur.başarısızlık, öfke. “yavaş konuş.”“ne diyeceğini önceden düşün.”“gel cevaplarını ezberleyelim.”“yavaş ol.”“nefes al.”“şşş,…
-
op.332: fatih ceyhan – potpori*

no name aşktır kabuslarına kurtarıcı olarak girmek için süpermen kılığındayım,seni kaçtığın bir gerçeğin elinden alma hayaliminsüper kahraman kostümü bu, lazeri, high kicki kalbini saat kaça kurarsam seniyalan bir dünyadan uyandırırım: bu da soru üzerine dantel serili diye göğüs kafesimi demode sanmaiçindeki sevmek gıcır gıcır kalbimin korkutucu bir unsur olduğu anlamına gelmezsökülmüş organ fobini yenememiş olman…
-
op.331: talha kutay – rençperin yüz kırışıklıklarından dile gelendir*

metropolün sevgiyi soğuran sokaklarındadirengen nazlı mı nazlıkörpe kısrak gibi doludizgin gençliğimkoştururken ankara sokaklarındaumarsızca hayata dairtanış oldumnasırlaşan elleriyle pamuk tarlasındagöz pınarlarından akan yaşları silen bir rençperlegeçen sene bu zamanlardaçukurova’nın sıcağında.dertleri yığılmıştı sanırsın toroslaranlattıkça tanıştı farkındalıklacinnah yokuşunda pat küt yuvarlanan gençliğim.bilmezdim kusur olduğunu öksüzlüğün yetimliğinsırtına yazılmış bir keredile gelirken dertleri kilidi paslanmış gönül sandığındanah çekse yıkılırdı toroslar…
-
op.330: sylvan clownson – eve dönüş masalları*

Gerçek olayları anlatmaktadır. 1. Kısım – Üç Küçük Çocukçuk İşten çıktım. Metroya doğru yürüyorum. Önümde üç genç erkek konuşuyor. Genç derken endüstri meslek liseli. Biri diğerlerinden daha özgüvenli. Havuza gideceğinden, daha önce de gittiğinden, onları da bir gün götüreceğinden bahsediyor. “Havuza gittik Emin’le. Kızlar vardı. Bize su attılar, biz de onlara attık.” Tabi deliriyor anlatırken.…
-
op.329: esra dökmen – enfarktüs*

en dik yerinde şehrindoğa dengeliydiekme biçmeyizamanlamayı halletmişti tanrı belli ki anlara sarılmak istediğimdeyolu uzattım ve sözümü de“o iyi tercümeye ihtiyacım var” dedimçürük söz sevmiyordum çünkü”anlamak gerekiyordu ayrımdı buvazgeçiyor olmak için mi yapılmıştı sokaklarkerpeten taşıyordum çantamdaanlamamak adına “kelebek sergisinden de bahsetsenetaş gibi rüyasın” dedim bir akşam üzeri ona“bir sıfır kazanıyorum orada”aklımdaydı hâlâ açamadığı tüm şişelerkurtulamıyordum bundandiyaloglarla…
-
op.328: yakup diker – alışılmışın dışında*

Dişlerimin arasından geçiyor zamanBir kalkışmaydı bu – alışmak gerekAlıştım buna – alışmak gerek.Tren vagonları geçti önümdenVe kuşlar üstümüzdenKuşlar hep üstümüzde ve üstümüzden. Yollar serildi damlar üstüneGüneş içimize işlediKayalar yuvarlandı.Bunlar oldu, bunlar olacak – alışmak gerekAlıştık buna – alışmak gerek. “Seni kendime yuva bildim” dedi bir adam“Seni kendime ceza bildim” dedi bir kadın.Tren vagonları geçti önlerindenTren…
-
op.326: axolotl – çığlık anı*

Bilmediğim gibiyimNedir ki bildiğim kurur gibiyimEn çok da bilir miyimMezar ağaçlarının yakınlığınıHemen güneşin altındaki kuru ağaçlarıSoğuklu insanlar alemiBu ne bir bildiğimNe de bilmediğimHenüz ezbere bile alınmamışKuru anlatımlar gibiyimBilinçsiz gidiyorken bir yerden bir yereBir yerden bir yereBaşka yerlereSen orada duruyorsun ey soğuk insanSanki fazla gibiyimSenden ve bütün ölülerdenBir fazla atar gibiyim adımlarıBu gibi yaşayan benimkuru ağaçlar…
-
op.325: ayşe ok – tedai*

Sana fayda verenBana zarar veremez mi?Sana yaşam veren oksijeniBir de turşuya sor?Oksitlenmemişsen anlayabilir misin?Sirkenin içindeki lahanayı.Yağmurun değdiği bir demiri?Gözünü yeni kırpan yavru serçeyi!Kedi kumu topaklanırsaYaşam vardır o kapta.Kaplumbağaya boya çalan insan gördüysenYaşam bulabilir misin o kainatta?Severek başlanan severek bitecek mi?Hırsın kendini de eritecek.Her zaman özütüne döneceksin.Biraz nefes, biraz ruha sahipsin diyeKonuşamayanlara zul edemezsin mesela!Bencilliğinle tek…
-
op.324: fatih bozdemir – ki ça*

kağıt eve bir kibrit çöpü düşer;adem’e sebep ilk fikirdir bu. mavikendisine doğruuzun bir namlununo ilk erkek olmanın utancıylakırılmış bileklerinde çiçek patlayan.Yani namussuz bir dünyanınşiir yazıyorum diyebana kast etmesiçünkü gerçeklikten payıma düşenhamalı olmaktır sayfalarabunca sene, bir hiç uğruna. geç de olsa anladımgece ve gündüzekıyam edenbaş dönmesiyle devrilir.bu dünya su nereye akacaksaküreğini oraya vuranlarınrüzgar nereye esecekse oraya…
-
op.323: feyza menteş – bir başkalık yok*

Kimi için geçici bir illüzyondan ibaret hayat. Hassas ruhlar adına sargı bezi ve yaralanmadan. Fazla hasarın dozundan çürüyen bedenler için bir başkalığı olmayan travmalardan. Tüm mutsuzluklarını kadraja sığdıran için bir rolü canlandırmaktan her gün. Kimi için tarihi gecikmiş siyanürden. Doğum nedenine küçük harflerle yazılacak bir dünya bahaneden, kimi için yaşamaya inat etmek. Sadece bahaneden. Yani…
-
op.321: mert bayram – zamanın mutlak noktasında göreli virgül*

Onur Yavuz’a. Tarih… En dürüst yalancıBulunduğu âna malikGeleceğe yabancı Geçmiş… Bir yıkık köprüHazinesi soyulmuş viraneBir tabut, cesetsiz çürümüşYapılırken bozulmuş bir büyü Gelecek… En yalancı dürüstBeklenince yılkı yılkı uzaklıkBırakılınca çalan sabah alarmıHep saygı duyulan bir büstVe tabutsuz bir ceset kadar canlı An… Tanrısal boşlukTanrı’dan başkası dolduramazSonsuzlukta bir an yaşar insanBaşkasını yaşayamaz
-
op.320: aykut akgül – ey rab*

mualif bir itirafitaatsiz tekrarve şairlerin yamadığı bir ülkenin yumruk lekelerimarjinal iblislerve köhne ibişler arasındaki pinpon topu olmuş şiiriktidar deyince sıklaşan saflarmerhamet deyince iseen az beş top sahasının yan yana yaratabileceği denli büyük boşluklaranadan üryan afilive algısızlık babadan mirascanınızı sıkmıyorsak öğrenin istedik aslı astarı nedir bu dalgınlığınomuzlarımda postallarıyla kolsuz tüfeklerikahrından salvolar atıyor havada konuşamayan sivilliğimbeni mistik…
-
op.319: zülâl menekşe – potansiyel ahir şiir*

toprak ağırlık yapıyor ayaklar altındaahir zaman alametleri potansiyel ganimetlerkaralar ve kurular kurunun yanındaki yaşlaryangına su taşıyan karınca-ki karıncanın bi’tek ömrü var-herkes bir yük taşıyor adımlarında insanlar anlamazlar bu her dilde söylendinefret dolusunuz dendi çünkükendinizden taşra tanımıyorsunuzdendi ve bu öylece göksoluk bellendi tüm bu içine doğduğun griliğin nefesiyledönüp duran başının hafifliğinde sennasıl esrik bir yalnızlık içindesin…


