Herkesin göğüne henüz dalamadan geçiyor günleri
Beklemek, arsız bir yüzdür gözlerinde
Hiç durmadan övülmeyi bekleyen
Kavi sessizliğiyle burada ancak ve ancak bir örüntüsüdür bu beyazlığın
Uzaklığı aşinadır coşkunun, bana ve ona
Sıkıca tembihlenmiş yalnızlıklar, ikimizin de gölgesidir
O endişesini bu karartıda zapt ederken ben bu karartıya teslim olurum
Kederim bir gün daha eksilmese şu manzaradan bilirim ki tanyerinde mahvoluyor bu çoban
Nasıl ki kaderini sabırla yaşıyor bu kepeneğinin içinde
Öyle de sabırsızdır hayali yırtıla yırtıla bir bulut olmaya onun göğünde
Acziyetinin gizindeki mucizeyi buğulu gözlerinin içinde kallavi parıldayan ışıklarda aramak tam da ona göre
Henüz onu görmeden süslü beyazlıkların ardında güzelliği düşlemekse tam bana göredir
Giderek alçalınca ufuklar oradan buraya
Yarısı çekili perdeler eşliğinde ben, pek de karanlık olmayan bir akşam niyetine yerleşirim onun fotoğrafına
Sürülerce ayrılığı yüreğinde büyütmek onun şanındandır
Görülmeye hasret içli çocuk yüzünde alışkındır kavuşmak, hep bağışlanmaya
Yüzümü bir etraf belleyip tamamladığında kontürü giderek soluklaşır ağaçların penceremi örtemeden
İşte bu açıklıkta zaman hep hazırdır ikimizi de bir kuytuya devşirmeye
İçimden içindeki kuyuya beni, senin gözünden düşürmeye
Yokluğun henüz belli olmayan çaresini bana gündüzleri aratmaya
Bulsa da varlığının bir kenarını oralarda
Heveslidir tan yerinde mahvolmaya bu çoban

Bir yanıt yazın