Kategori: şiir
-

OP.496: DAVUT SANDIKCI – ŞEHRİN ÖTEKİ YÜZÜ*
Her şey bir şarkıyla başladı.Şarkıya eşlik ettikçe çoğalan bir şeydi aşk.Kalbini yeniden tanrıya adamak kadar kutsal.Tanışmaktan hoşnut olduğun kadar inançlı.Her şey şarkının sana söylenmesiyle başladı. Herkesin balkona aitliğini sorguladığı yaşları çoktan geçtik canım.Kalbinden uzakta yaşayanlara.Yalanların sevişme eksenindeki sunuşlarına karşı koruduk…
-

OP.495: TUBA TANRIVERDİ – DENİZ YILDIZINI BEN ÖLDÜRDÜM*
kıyıya vurmuş günahlarımgüneşte kavrulan tuzla kabukucuz ezber dudağımda merhametinsanım enikonuyüz çevirenkorkakçürük zaaflarım varkaranlıkta yontulasııssız kuytularda secdekorkuların sunağındakurban edilesigörünmez putlarımbeş uçlu hiçliğin ortasındaağır et, kibir, gölgeo kadar sahiciydi ki boğulmalarımçığlığı duyamadım ellerim boğazımdageçip gitmenin sessiz cinayetikendi karanlığımda gündümitirafımdır evrenin sağır boşluğunadeniz…
-

OP.491: ÖMER BURÇİN ÖZKİŞİ – KALK KARS’A GİDELİM*
doğu ekspresinde yer tut bizeönümüz güz savuşmak mevsimidirburalarda çökmesin omuzlarımıztanıdıkların ağzına sakız olmayalımtanımayanların belleğine yeni bir yüz… ben senin utancına omuzsen benim suçluluğuma infazbiz iyiyiz çevremiz kötü diyorumbizden âlâ kim bilir ki hemçatışa çatışa kabuğuna çekileceği suskuyu? kol kola senkronize…
-

OP.487: murat halıcı – sansür*
Hadi bir el at zihnime ve ayarını bozŞiirlerimin saçını tarıyorsun ve daha yakışıklı oluyorlarSözlerim seninle hep daha şık ve hayat daha beyefendiBiraz felsefe biraz efsun biraz gözlerin belki de Hayatı ne zaman geri sarsam sana esir kalıyorumAyaklarıma dolanmamalı bu rüzgarlar…
-

OP.486: erman şahin – hiç kimsenin sokağında aklını yitirenler*
I. güz,hırpalanmış bir cadde suretisesler herkesinçığlıklar hiç kimsenin II. çağ,taş dilinde insana uzak evlersözün sükutu yalnızlıksözün sükutu ölüm III. gökyüzü,hep bir hayal boşluğusisli bir cümlenin ortasında kalakalmışlık IV. hatırlarsan korkarsınbir şehir çırılçıplak ikengecenin sus dediği yerdeaykırı bir sokak lambası yanarkaldırım…
-

OP.484: berşan koca – patlayan militan, kız ve üçüncü apartman*
beni öne sür. korkmadan yap bunu. biliyorum yeleğimden, fünyemden, patlamadan, bombadan ve asfaltta kaynayan etimden saklanıyorsun. ama onlarla uzlaşamayız. hadi beni öne sür. kızım beni öne sür. bir kelime gibi bir kabza ve süngü ve hatta kenefte bilye döndüren karaşın…
-

OP.483: ömer burçin özkişi – isyan nisyan vs. viii.*
oku dedi cebrail kulağına doğru allahın adıyla oku. mağarasında ve kırk yaşında kendinden razı mı bilinmez kendisiyle baş başa vecdinde kum fırtınaları kulu ve elçisi çölündeki vahanın yıkacağı putların buharında yoğuracak bir yarımadayı takvim yaprakları karılacak yeniden muhammed’ten önce muhammed’ten sonra. gör dedi allah’ın kelamına sus kureyş’e put olanı ilkin dört kişi ses verdi dördü birden el… köstebek…
-

OP.482: aren haşar – maranatha’nın anatheması*
maranatha bir kadın yaşam ile dolu yok sil aklından hemen bunu yaşam maranatha’da dopdolu yaşam bütün doluluğuyla var olmak oradan var gücüyle haykırmak için onu seçti maranatha’nın bedeninde süzülen kanın yekûnu dudaklarında onun dudakları bol yaşama açılan kapının seyirliği maranatha’nın anatheması hepimizin anatheması yaşamın kendisiyle kurduğu bu ilişkide gizli bâtının…
-

OP.480: hulusi çakmak – bir geyik avla benim için*
bir geyik avla benim içinrengi gizli öpüşmelerimizin chuck palahniukkırmızısı olmasın. pudralı, puantiyelibir geyik kâfi. pilavına yarenlik edebileceğim.tuzumuza kök salan, bodrum güzeli bir geyikistiyorum senden. mitolojik bir civan.gözlerini mütemadiyen anılarımda sakladığımbir tütünden alsın.çarçaput bağlayıp da kanırtma acısını, sal toprağairinini ve yasını.…
-

OP.479: ali karagöz – galibiyet lokması*
yüreğimden savaşarakşerefli yenilgiler biriktirdimgalibiyet lokmasında artık gözümen küçüğü bile yeter yarışma güdüsü zihnimi kanlandırırasgari hayal, azami çababaşarmak kaybetmenin yarısıdırkâr zarar denkleminde çatırdıyor bildiklerim yaşamakgerçekleşmeyen kehanetdirenmektükenmenin sınırında üretmekbeklemekolmakla ölmek arasındaki keskin giriftlikyazmaksa yaşamın kan kokulu laneti sessizlik bileyliyor bıçağımızaman yoksabır yokbıçak…
-

OP.476: adem üren – olma*
bugün hiçbir yerde olmamak günüdür/ evde ya da uzakta sen güzelliğinin ustasısın/ kaldı ki ben bu hayata acemi hissetmişim. gelinemeyecek bir yerse eğer kalbim kerbela dahi azdır/ dünyanın üzerine yürümem. nasıl yaşamak için kalkınıyorsa her sabah her akşam büyüyorsa gövdende…
-

OP.475: esra kuş – zaten çiçek*
yolu ezdik,yolu tüm gücümüzle geri dönülmez artık, dönülmez ensesinden taşan etin kırmızı gerçeğine bu gerçek birinin penceresindeki adam,bizim evdeki babamız yardımcı bir tonu yok yardım edecek bir şeyi yok inanmak paranın yazı mı tura mı”sı bozuk ne varsa dünden bozulmadı…
-

OP.474: hazar izgi – kahrı sırtında*
vakit değişti artık şiirler şair arar oldu soslu medyada pazarlıklı hikayeler patırtısız aktivistler takip etmek sürekli kıbleyi ve sonunda takip edilmek kazandırır şahit oldunuz şairin doğuşuna kafamın her gün daha da kırılışına mutlu günler geçirdim sırtımda yazamadıklarım depresyon atlı süvari…
-

OP.473: ayşe akkuş – teşne*
Söylemlerin ‘az önce’ gibi aklımda Oysa ne çok geçti yıllar art arda ” Varlığın öyle rahatlatıcı ki. “ – Seni şaşırtmak zordur! Oysa sen beni her gördüğünde Sevinçle şaşırırdın; sanki ilk defa duyuyor gibi sesimi Sever kokumu saklardın zihninde. Sen…
-

OP.471: berşan koca – kömür sa*
gökyüzünden lokavtlara acımasız kuşlar düşüyorken şampuan pahalıydı, asitle yıkadı kömür saçlarını aren holocaust’ta bir yağmurda köpekler ve çingeneler üşüyorken ağaçlara kıyamadı, dudaklarındaki izmaritle yaktı kömür saçlarını aren mitralyöze mermi doluyor ve maksut’ta bir şeyhler oluyorken örmek istemedi, paslı bir bıçakla…
-

OP.470: tevfik kanoğlu – acaba gidiyor muyuz?*
güneşin portakal kokusu sokağa düşüyor köşeleri dönmek çok kolay tüm zahmetler erinmiş semirmeye ama içimizde bir dert var söyleşerek azaltmaya çalıştığımız içimizde bir dert var ki sırtımız ışık görmüyor kaslarımıza bir uyku yerleşiyor adımlarımız yere neredeyse hiç değmiyor biraz şüphe…
-

OP.469: furkan doğan – ey isa! ben kaçıncı havariyim*
Ellerimden tutardın ya Yağmur olurdum yağmak isterdim Sana gökyüzünü gösterirdimBak! İşte ben yağıyorum derdim İnan bana kaç defa o telefonu bekledim Açtım mesajlarını okudum Bak! İşte oradaki virgül benimSen nokta oluyordun her seferinde Sonra annem uyandırıyordu beni Benim annem tüm kutsal kitapları hatmederdiÖnce İncil’den başlardı Anne derdim ben…
-

OP.468: esra dökmen – dün ve bugün*
dikine masamda tabular. hayat harcıyorlar. insan kemikleriyle oynuyorlar. dedim.kaçıncı cüzdü? birkaçtan fazla cüzdanbirkaçtan çok fazla ruhu saklıyordu. seksen darbesi sonrası benim jenga, öğretmenim olmuştu.kasetleri sarmıştım ciddiyetle.etütlerde yazdığım lirik canımlar başım üstüne.metallica çekmiştim, belki hataydı, bulduğum demis roussoslarüstüne.sene doksan sekiz olsun;pisagorla kafayı bulmuştum.suç hiç hissiz kalmamıştı karşı tarafta. pekmez kavanozuna kaşığım düşerdi şeker…
-

OP.467: f. şeyma denizoğlu – süreğen*
“anla artık arayan içimevin yol, evin yok, evin yalan” – “Kırık”, Neyse gösterdiğim yaştakazayı görüyordurmadan bakarakdurmadan sana koşmakgöründüğüm yaştaönünü göremiyoryuhlanarakjilet izi saklanarakkasmayı iş edinmiş gövdeyikamburlaşarak koşmak sanakırmızısın /yahut/ kanlı gözlerimhayli yoğunhayli yokluğa körelirbilinci mutlak gösterdiğim yaş akmaktakurmak yeni dünya kaynasın suratsız sâkî içinkarası farksız karaltı içiiçmek elindenkana kanarak sövgülerle içten kopsun sayfaları damgalarınşirazeyi sökerekutanarak örtünereksönsün yerüstünün…
-

OP.465: tevfik kanoğlu – neet hamza*
ailen sana geçim sağlıyorbesininharçlığınve barınman hep onlardanyıllarca kendini kandırdınbir patrona kul olacağımaanadan babadan dilenirimdaha onurlu dedin yine yıllarcakendi mizacındanarkadaşlar edindinbaba parası yiyenher şeyelüzumlu lüzumsuz kulp bulanaylaklıkta bir heyecan görentekinsiz ve harap olandantutku duyan oysatoplum içindeki bu yalnızlığınnedir hamzabiliyorsun tekbaşınalıkbaşkalarının varlığındadaha…