Kategori: çağla nalbantoğlu
-

OP.488: çağla nalbantoğlu – mahfuza*
Umurumda olmayan bir çok şey oldu ve birçok dostu yitirdim bu yolda. Ayaklarımdan önce beynimin çalışma prensibini kalın küflü tahtalara resmettim. Bence aslolandır yalnızlık, esastır cümlen, esastır yankı, esasen buradayım ve yassı. Doğrulmaya cesaretim yok hanidir, kırıp kabuklarımı. Çıkarmak içimden…
-

OP.454: çağla nalbantoğlu – değil evimizden başkası*
Dişim ağrıyor. Dizlerim kitleniyor. En önemlisi duvarları ittirmek dişlerimle. Yumruklamayı bıraktım çünkü ellerimle. Bu eşiği geçersem hallolacak gibi tüm borçlar, kurum ödemeleri, faturalar, görüşmediklerim, mecburen yüzünü gördüklerim, gözlerimde sönen kafamda yanan ışık, hastane koridorları, raporlar, kan örnekleri ve annem. Diğer…
-

op.314: çağla nalbantoğlu – kentler ve ah!*
Masada duran ilaçları düşündüm ve ardından adımı. Adımlarımı sigara paketine gelince hızlandırıp boynumu küllükten aşağı sallandırdım. Vuruldum. Sokaktan biri örtüsüz, iki kadın geçti. Arkalarından frenler, adamlar, izmaritler ve çocuklar. Beraber yani aynı, diyerek yürüdü biri. Kolunu bir başkasının koluna geçirmiş,…
-

op.214: çağla nalbantoğlu, tanıdık ve soğuk*
Ölülere ulaşmak için mezar taşını okşamak ve dua etmekten başka bir yol mümkün mü? İmkanlar dahilinde mi ölümün canını acıtma ihtimalini düşünüp yumruklamak antre duvarlarını? Bilincin kapandığı günden beri düşünüyorum bunu. Ağır geliyor, burada olamaman. Sesini duymadıkça unutuyorum ve bu…