Etiket: çağla nalbantoğlu
-
op.454: çağla nalbantoğlu – değil evimizden başkası*

Dişim ağrıyor. Dizlerim kitleniyor. En önemlisi duvarları ittirmek dişlerimle. Yumruklamayı bıraktım çünkü ellerimle. Bu eşiği geçersem hallolacak gibi tüm borçlar, kurum ödemeleri, faturalar, görüşmediklerim, mecburen yüzünü gördüklerim, gözlerimde sönen kafamda yanan ışık, hastane koridorları, raporlar, kan örnekleri ve annem. Diğer kalan şeylerle daha samimi fakat daha tahammülsüzüm. Ve kaçışımın bununla pek alakası yok. Not defterime…
-
op.314: çağla nalbantoğlu – kentler ve ah!*

Masada duran ilaçları düşündüm ve ardından adımı. Adımlarımı sigara paketine gelince hızlandırıp boynumu küllükten aşağı sallandırdım. Vuruldum. Sokaktan biri örtüsüz, iki kadın geçti. Arkalarından frenler, adamlar, izmaritler ve çocuklar. Beraber yani aynı, diyerek yürüdü biri. Kolunu bir başkasının koluna geçirmiş, zincirlerini arıyor. Biri akılsız, iki adam geçiyor sokaktan, kırılıp dağılan kaldırım taşına sinirleniyor. Sövüyor, annesini…
-
op.135: çağla nalbantoğlu, rastlantısal çiviler

Her zaman yaptığım gibi, çabucak tekrarladım. Rutin denilebilir buna, ritüel ya da ribozom. Sağ üst köşeye gün ay yılı sırasıyla, ortayı hizalayacak şekilde saati. Altına da iki küçük final çizgisi. Una luz en el silencio – sessizlikte bir ışık – çalıyor. Çayırlardaki kovuklarından bale yaparak çıkan kırk yaş üstü bekar hanımlar gibi hissediyorum. Elllerinde birer…
-
op.60: hiçliğin mitosları

çağla nalbantoğlu, ocak 2020 mutsuzluk mezbahalarını cennete çeviren didaktik bir şiirdi göz kapakların zamanın devrik cümlesi, bitki örtüsünün vecde gelen iki damar patlağıydık Dokunaklı bir var oluş hikayesinin okunmayan esamesi duyuluyor ormanın derinliklerinde. Elleri bağlı bir lanet senfonisinden yazıyorum sana bu satırları. İnsanoğlunun ortak dertlerine değinmeden, bilmeden ölüm yakar mı annelerin canını ya da münhal…
-
op.34: çalk yahut araf

çağla nalbantoğlu, mart 2021 kemiğim arasına saklanan sıvıyı içeyim diye doğrultup yüzüm üzerindeki o yansıyı, başladım durmaya. alnımdan dökülen kül ile pay edildim yanak içlerine insanların. us denilebilir adıma ya da ah. ayaklarımı sürüyorken ve henüz yanılmamışken hiçbir tarih. atlasımdan sökeyim diyorum kara parçalarını tanrının. ve sussun bu göğü delen şarkısı türeyenlerin, cümleyi en arsız…
