Kategori: edebiyat
-

op.199: mehmet sezgin sarı, kar şenlikleri*
Erdem’eve annesizliğine çocuklar sağarken evlerin dökülmüş sıvasınıkolay değildir on dördünde ölmekgömülmek bir yanardağ ağzına ki dünyaizlanda’da çakmak taşı olmayan yolcukalemlerin kırılışını, topallayan seneleri,çuvala koyarken eylülüöksüz sevgimiz geçiyor ellerimden dikiyor göğsünü yara kabuklarındanmavisi dökülmüş her okul önlüğükör sancısı ışıklı yoldanve yaban…
-

op.198: cevat galip tan, kuzguncuk’u ben yaktım*
Kabul ediyorum.Bütün bankları ben yaktım Üsküdar’da.Hele Üniversite Sokağı’ndakiler yok mu?Cayır cayır yandılar iki kibrite.Bütün sokak lambalarını da ben devirdim.Evet efendim,Kuzguncuk alev aldı benim yüzümden.Sirenler benden dolayı çaldı.Her yer yandı kül oldu bir anda.Söylüyorum,Ağaçları kesen bendim.Yuvalarını bozan kedilerin,Huzursuzluk çıkaran,Bağıran çağıran,Aradığınız şu…
-

op.197: öner fırat tarakçı, geçip giden gösteri*
Kurulur döngü her şekilde, kapandır Tuzaktır bu ketler! görünmez yaşamımaYine de var edecektir kendiniBilince danışılmadan, severiz bu pisliği Atarım toprağa göğün taze ve bakir tohumlarını Ahlakın revir odasında Steril nevrozlar Geçirgen karanlıklarVe yasEski bir yaşamın yamalı gövdesine bu matem Suluyorum…
-

op.196: hazar izgi,*
ben düzdümsaçlarından kıvrıldımyıkılmamış duvarların önünde yığılmıştım dizlerinesormadın da kimliğimibaştan aşağı kirdimkinliydin kim bilir kimlerehuzur dedinderdini ihbar ettin gözlerimeyok şikayetim de hep sona giden sözlerinekaybettik gözlerimizin ferini önce kahve sonra biraayaküstü serilmelerimi gözümden görebilseydin kendinitekrar edilmezdi gömülmelerinne çiçek dikebiliyorum üstünene bir…
-

op.195: aykut akgül, yüz karası*
yarasından söktüm ben bu şiiri bensizken ilmihali sarkıyordu imgelerinin belleğimin tuttum bütün yataklarını yaktım bir gece ihtimallerden ülkeler gezdim sırtımda kasabalı bir kambur gırtlağıma dayanmış banka ekstreleri sararmış dişlerimle yenildik huysuz kahkahalarla yumruklaşmış çocuklar kurgular ve rüşvetle çalışılan mabetler gördüm…
-

op.194: sevda altınkaya, öyle bir çıldırmak
Çıldırdım ve içimde tutuyorum çıldırdığımı Atlar koşturuyor yaramın üzerinde Tımarlanan acılar yüzükoyun uzanıyor -bataklığıma Şimdi yeniden başlamak için Hiçbir şeye ihtiyacım yok Her şey bitti, her şey bitecekti Törpülendi aşklar ve gökyüzü Dümdüz bir hüzün kaldı, dümdüz bir sancı Dümdüz…
-

op.191: atakan aydın, adult drivers
Evet, bulundum şehre, zehir katan insanlarla Geçtim, kesik damarların çirkin suratların yolundan Bir fahişenin günlüğünden alındı adım, merhaba dendi Yolum aydınlatıldı insan evladı olmayan yalanlar Aittim. Öyle dendi. Her şey normaldi evvel, doğdum ve atıldım bu fikre Acıdım ilkin bana…
-

op.190: cevat galip tan, yıldızlar dökülüyor gökyüzünden
Ben mi yanlış duyuyorum ?Kahkahalarım yükseliyorŞehrin sokaklarında.Ne güzel kiKabahatli sayıyorum seniTüm olanlar için.Haberi olsunBu şehirde yaşayanların.Hepsi onun yüzünden.Dünya varmış dünya!Yemin ederimYıldızlar dökülüyor gökyüzündenYanı başımda olunca.
-

op.189: aykut akgül, basbariton baş ağrıları
bir yaranın kabuğunu parçalar gibi sarılıyorum onadoğruluk alışkanlıktır ve yollar da çürürkargaşalar duyacaksın bu şiirlebuyruklar, parıltı ve maskelersana havada vurulan bir kuşu tasvir edeceğimyani uçamayacağız, istersen hazırlan nasıl olsa en iyi bildiğim şeydir seni duymakve hep bildiklerimden yana olmuştur uzaklarbir…
-

op.188: şehriban yaman, kaybolan
Zarrab, tombul ellerini saatlerdir suyun altında tutmasına rağmen, üzerindeki kırmızı çiçekler bir türlü silinmemişti. Gittikçe tedirginliğinin yarattığı korkuya teslim olmaya başladığını hissediyordu. Her zaman yaptığı gibi ne zaman bir ümitsizlikle karşı karşıya kalsa çareyi duvarlara yumruklarını geçirerek ağlamakta buluyordu. Bu…
-

op.186: cevat galip tan, tırt
Önüme dizseler Bütün dünyayı Tırt! Belimin doğrulmaması Tıbben değil. Doktor beyler tırt! Mesele mal değil Mülk değil dostlar, Şair dostlarım, Arkadaşlarım, evdekiler Ve fıstıklar, Anlatamıyorum bir türlü. Mesele mal değil, Mülk değil, Dalıp gidişim saatler boyu maviliğe. Gönlüm avunacak bahane…
-

op.184: yakup diker, ne kimse ne de stalin
Bu vakitte zaman senle göğsün arasında İyi bak kendine / kendini dinle İyi futbol oynardın oysa Hayata karşı kaleci yapmışlar seni. Bak bir kez daha düşecek bu sözcük İnsanların hizasına Turuncu bir rengi düşle Ardından durulan göğün renginde. – Uzaktan…
-

op.182: hazar izgi, reklamlar
reytingleri düşmüş şiirimindram katmam gereklibirkaç sürpriz sonkavuşamayan aşıkları kavuştururumbelki birisi öl.. REKLAMLARuyuştu mu beynin?kaçıncı engelde düştü favori yarış.. REKLAMLARdüşünmene izin vermedim, alt kanalda fuhuş üst katında satılık gazateci.hepsinin ticaret olduğunu anl.. REKLAMLARtencerende pişer pirinç,teknik öğren bıçak öyle mi tutulur?etler kanlı…
-

op.180: yakup diker, her şey ödünç mayıs gibi
Eve dönen bir çığlığın sonrasıydı unutulan her yüz Güneş kurulanır, deniz kendi tuzunda susardı. Bizi bıraksalar bir şeyler düzelecek gibiydi Bazı peronları dolacak otogarların Meyvelerin sevilmeyen tarafına ilanı aşklar sunulacaktı. Uzak yerlere gidilen bir yol olmalı anne kalpleri Mavi balkonlardan…
-

op.179: feyza menteş, durmak geliyor içimden
Hayat durdu. Hızlı manevralarıyla bağışıklık kazanan dünya, durdu. Yüzümün çizgilerinde viraj alan yaşlar, eskilerin dip bataklığına varmadan kurudu. Ölü parmaklarımın yetişemediği lambalar kapandı ve seyrederken yaşayanları, söndü ışıklarım. Hiçbir şey değişmiyor diye ağlardım eskiden, eskiden çok ağlardım. Durmakla tükeniyor diye…
-

op.177: meva yağmur, okul eğitime yaylım ateşte
Okullar, kurumların içine doğan ve yine aynı kurumlarda “zorunlu” olarak var olmaya çalışırken belki de yitip giden insanların alışveriş merkezidir. Zamanın havada asılı kaldığı bu mekanlarda kurumsallaşmış olan yaşam, bireyi alışverişe memur ediyor. Nitekim öğretmenler, burada bir tüccar gibi müfredat…
-

op.176: eray erkin, lady writer – ii
yarı yolda bıraktım üç beş anı yürüdüğün her yolların neticesine kanaat getirmiyor kaldırımlar çünkü bir kuş kadar hafiftin bunu ancak sarfiyatlardan sonra görebilirdim derya deniz kadar uçsuz bucaksız olmuştun söyle şimdi sana ne oldu? önceden hiç böyle değildin lady writer…
-

op.175: memozan, demirbaş battaniye
düşünür bizi nazım nasıl çıkarız aydınlığa yanmasan yanmasak bir ihtimal sızıp kalsak sabaha karşı düşünür elbet nasıl yürünür düşmeden karlı bir ormanda düşünür nazım 160’la geçerken boğazdan boğazına kadar öpüşmeyi dilli ve milli düşünür çünkü güzeldir ümitlidir eyvallah tahir ile…

