Kategori: edebiyat
-

op.152: nihat altun, jilet kesiği
Sıkı, alengirli ve kıskandıran bir kemik sıyıranım vardı. Bir ağzı kapalı, diğeri zehir zemberek keskin… Saman kâğıdını bırak, suyu kesecek çelikten yapılmıştı. Zamanla kopmaz bir uzvum olmuştu. Neredeyse onunla yatıp kalkacak raddeye gelmiştim. Kılıfsız bir halde taşıyordum belimde. O varsa…
-

op.151: yiğit ergün, borderline sonat
I. el de sensin âlem de şu tepede esen rüzgâr sensin içinde yandığın yangın, altında kaldığın çığ boğazının düğümlendiği ezber senin her gün sabah manşetlerini dolduran omurganın sahibisin bilinçaltımın altını üstünü getiriyor gidişin buna felsefede anlam arıyorum, anlam arayışımı sikeyim…
-

op.149: usame yördem, fazla ölü taklidi yaparken az yaşamak sesi
Zihnimi kiraya verdim: özlemine; bir şey etmiyormuş, anladım. Neredeyse ölüyordum, bu filme neden bu kadar ağladım? Birlikte aynı yalanları konuştuğumuz zamanki gibi Yan yana ama uzak sözcük seçimlerindeyiz. Sanki bir şeyler olsa başka türlü olacakmış Gibi Bir his. Sende de…
-

op.148: memozan, lemmy kilmister için
bir iskele söküğünde büyük baba bekliyoruz kıçımıza sokmanı viskiye buladığın o orta parmağı kalbimizde bir çatlak sızı orta parmağa tapan orta çağlı lejyonerleriz büyük baba hepimizin ihtiyacı uçları bilenmiş maça ası silah henüz icat olmadı büyük baba yoksa harbi sıkardı…
-

op.146: emre ay, ihlal
katı kavganın dalgın caz tadı yanı başındısakındın zamanı kalın karanlık makamındanacı kanı takıldı aklına çağ tanıklığının darmadağınaçık sanılan kapıların ardı artık yalın yanardağı esmer bir ezgi delilikte beklenir dedikrengi derin kesik tenin eksildi beklenmedikbeylik beyit sesin esirliği bezgin eskidinefes keskin…
-

op.144: ebubekir narinciak, dilimin cinneti
beni kendi sokağında gör yadırga kör bıçağı bilerken ağzımda biriken kanı ödüm kırılırken, annem susarken, bir kedi bir denize bakarken ve bir çocuk intihar etmişken beni yadırga kaburgamdan aşağı inen ilk su damlasını sen hisset bak genzimde güvercinlerin kanıyla sevişen…
-

op.143: r’ulaş karakuş, nar kanarken
i. bir kırbaç gibi şakıyan şu güz karanlığı ve kaygılı gecenin ayartıcılığı… serçe parmağımda uyuyan kentler büyüttüm acıyla ve hüzünle yunulmuş saatler dakikalar… şiirlerin ömrünün uzadığını gördüm yana yana. yana yana! yanmalar icat ettim kendime yarı soyunuk…
-

op.141: uğur küçükkabaca’nın yarım yüzlü karnaval’ı
bin katlı hüzne ölüler dayanır ancak biraz kısalt şu geceyi hem ne radikal bir burnun var hem ne çöl gözlerin sanılır ki biraz önce yatağından doğrulup dünyanın üzerine eğilen bu karaltı bu günde bilmem kaç kere kimera kendi ülkesinde fırtınalar…
-

op.140: memozan, suzan avcı’ya
nasıl da soktun bıçağı böğrüme o akşam lüks bir otelin lobisinde dikince aynı şişeden likörü ne filmler sikimde ne kırmızı halı fır dönerken etrafında o mor tokalı ihtiyar yavşak ve elia kazan nasıl da kafalayıp seni yaktıysam sigaranı ne ödüller…
-

op.139: cem onur seçkin, katil
Annesi bir hayat kadınıydı ve daha 16 yaşındayken Charles Manson’ı dünyaya getirdi. Charles, çocuk yaşlarda annesinin cezaevine girmesinden dolayı hırsızlık yaparak geçindi, sokaklarda kaldı ve sokaklar onun evi oldu. 18 yaşındayken kendisi de tutuklandı. Cezaevinde bir arkadaşı tarafından bıçak tehdidiyle…
-

op.138: esra koyuncu, beni bul ve kazıkazan
bırak kaybolan başka hayatlar olsun kan ve bıçak görmeden gövdeni senin yatay ve dikey kızıllığında dolanan her daim benim, şüphesiz işte bu hayata gebeyim doğumdan emekli toprağını üzerime savuran dünyadan yeniden ve yeniden doğuran dünyaya nöbetlerim var, çetelesini tutan dudaklarımda…
-

op.137: cevat galip tan, rüyalarında
Kimin rüyasına girsem, Ölmüşüm. Ya kafama sıkmışlar Ya da İkinci kattan atmışım kendimi. Yahut Işıklarda araba ezmiş, Uçmuşum dere kenarına. En kötüsü Ambulans gelmemiş saatlerce Gitmişim kan kaybından. Ulan! Hep mi can vermişim! Şimdi ömür uzamış derler, Hep tıraş!
-

op.136: aykut akgül, suyun yanması
milyarlarca surattan oluşan boşluk bütün girdaplar bir şeylere azmettirici tekmelenerek paramparça olmuş sifonlar cenneti saç tellerinden haşmetli mezarlıklar yaptık şehvet o bilindik süslü cevaplarıyla dağıttı olanca kalabalığı diş fırçanı havluna sarıp kaldırdım az önce ve biri bana neden giyindiğimi anlatsın…
-

op.135: çağla nalbantoğlu, rastlantısal çiviler
Her zaman yaptığım gibi, çabucak tekrarladım. Rutin denilebilir buna, ritüel ya da ribozom. Sağ üst köşeye gün ay yılı sırasıyla, ortayı hizalayacak şekilde saati. Altına da iki küçük final çizgisi. Una luz en el silencio – sessizlikte bir ışık –…
-

op.133: ahmet doğruer, sigara öncesi imgenin yüzü
kahretsin, odada asılı bir üzünç… DUVAR anlamanın diğer adı, öğrenmenin / usanc’ın ilkeli / çivinin çakılgan öznesi -acıyla- harç’ın yüzüne gülümseyen / sessiz ve konuşkan bir ç ü r ü m e sonatı -imlasız- konuşsun, üryanı öz insanı / durmanın…
-

op.132: toprak şems tezcan, civa’r
¿nerede kaldım bunca zaman süzülüyorum insan yanlarım takılıyor //ben kendimi bularak süzü/lüyorum o kadar abuk ki n e b u l a diyorlar hücrelerim yılkınıyor böyle bir uyanış böyle bir doğuş böyle bir toplanış kendini kendinde bulamazmış insan nefesli buğu…



