Kategori: edebiyat
-
op.180: yakup diker, her şey ödünç mayıs gibi

Eve dönen bir çığlığın sonrasıydı unutulan her yüz Güneş kurulanır, deniz kendi tuzunda susardı. Bizi bıraksalar bir şeyler düzelecek gibiydi Bazı peronları dolacak otogarların Meyvelerin sevilmeyen tarafına ilanı aşklar sunulacaktı. Uzak yerlere gidilen bir yol olmalı anne kalpleri Mavi balkonlardan dönülen akşam serinliği Mavi balkonlardan aşağı sarkıtılır akşam serinliği. Bana her şeyi başkaları anlattı, kendim…
-
op.179: feyza menteş, durmak geliyor içimden

Hayat durdu. Hızlı manevralarıyla bağışıklık kazanan dünya, durdu. Yüzümün çizgilerinde viraj alan yaşlar, eskilerin dip bataklığına varmadan kurudu. Ölü parmaklarımın yetişemediği lambalar kapandı ve seyrederken yaşayanları, söndü ışıklarım. Hiçbir şey değişmiyor diye ağlardım eskiden, eskiden çok ağlardım. Durmakla tükeniyor diye her şey. Eskiden çok ağlardım, geçmiyor diye zaman. Zaman geçti ve eskidim diye, şimdilerde ağlayamıyorum.…
-
op.177: meva yağmur, okul eğitime yaylım ateşte

Okullar, kurumların içine doğan ve yine aynı kurumlarda “zorunlu” olarak var olmaya çalışırken belki de yitip giden insanların alışveriş merkezidir. Zamanın havada asılı kaldığı bu mekanlarda kurumsallaşmış olan yaşam, bireyi alışverişe memur ediyor. Nitekim öğretmenler, burada bir tüccar gibi müfredat satmakta ve “bilinçli tüketiciler,” nasıllar ve nedenler üzerinde durmasına izin verilmeksizin, ihtiyacı kadarını alıp almayacağı…
-
op.176: eray erkin, lady writer – ii

yarı yolda bıraktım üç beş anı yürüdüğün her yolların neticesine kanaat getirmiyor kaldırımlar çünkü bir kuş kadar hafiftin bunu ancak sarfiyatlardan sonra görebilirdim derya deniz kadar uçsuz bucaksız olmuştun söyle şimdi sana ne oldu? önceden hiç böyle değildin lady writer koydum adını bu yüzden kışkırtıcı dire straits notalarından arakladım bunu o esnada saçlarını kulak arkası…
-
op.175: memozan, demirbaş battaniye

düşünür bizi nazım nasıl çıkarız aydınlığa yanmasan yanmasak bir ihtimal sızıp kalsak sabaha karşı düşünür elbet nasıl yürünür düşmeden karlı bir ormanda düşünür nazım 160’la geçerken boğazdan boğazına kadar öpüşmeyi dilli ve milli düşünür çünkü güzeldir ümitlidir eyvallah tahir ile zühre’yi vatan hasretini bir mayıs’ı ceviz ağacını gülhane parkı’nda düşünmüşümdür peki hiç cezaevinde bir gece…
-
op.174: emrecan doğan, balkondaki adam

Sahne 1 – Başlangıç Anlatıcı: Balkondaki adam, ne evin içine aittir ne de evin dışına, yani sokağa aittir. O, her iki tarafa da ait olamamış bir gariptir. Sahne 2 – Mutfak Ses: Yere basan düzensiz terlik sesleri. Çaydanlığın içinde su fokurduyor, artık kaynamış. Üzerinde demlik olduğundan ses boğuk çıkıyor. Behçet: Kimse gelmeyeli uzun zaman oldu.…
-
op.171: toprak şems tezcan, her hayırda bir şer vardır

salınıyorum yedi kızılın mavisinde süblimleşemeyen bir gaz gibi ozonlarıma ayrılıyorum, deliniyor tabakam bodrum’a gidiyorum daha önce gölgesinde dinlendiğim ağaç artık yok, bir metamorfozla otele mi dönüştü diye düşünüyorum /gözüme bir tabela ilişiyor: “bu otelin yapımı sırasında hiçbir ağaç kesilmemiştir.” tabelanın yanına gidip üç kere fısıldıyorum çünkü yak’ılmıştır çünkü yakı’lmıştır çünkü y a k ı l…
-
op.170: atakan aydın, 21. veda

Saklandım ten acısı mevsimlerden gizlice Atıldım amansız sokakların boşluğundan Bir apartman boşluğuna. Sikmişim! Sık şu dişlerini Tut şu çocuğu yavan yokluğundan. Devrildi, çarpışan göğsümde kanayan adı-n Alındı, aklımdan inandığım şu masal Büyük yanılgılar eşliğinde gelmiştim ben Ve gidiyorum -Bu bana atılan son düzensiz Yalan. Çağdaş bir ürperti geçti buradan Kör bir bıçak, mr long, vanilyalı…
-
op.168: meva yağmur, gregor

Kafka, Dönüşüm kitabında Gregor Samsa karakterini yaratarak ailesi tarafından metalaştırılmış ve kapital dünyada ‘çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak’ zorunda bırakılmış biz zavallı insanları anlatıyor. Samsa, bir sabah uyanıyor ve kendini dev bir böceğe dönüşmüş halde buluyor, kitabın ilk satırlarında. Ama bu dönüşüm fantastik bir dönüşüm değil, ruhsal bir dönüşüm. Kapital sistem karşısında kendini böcek gibi…
-
op.167: enes sarı, kırmızı tebeşirli bir her şey portresi

auguste rodin’in de diline gelmiş olacak ki, yamaları bir bir açılıyor derinin görünen o ki hayli iz sürülmüş üzerinde sesler ve resmedilenler kesik kesik aktarılmış yeryüzüne hayret! neyi bilmeye kalktıysam kapıma konan emanet avazın sokağa çıkarılışı çehremi çevreleyen izlerdeki karaltı içten içe kırılarak geçiveren ışık hangi parçalanmış rengin yansısı bu karmakarıştıran beni taşınmakta olan binlerce…
-
op.166: furkan erşahin, bukowski’nin orta parmağı

Ne kadar çok derdimiz vardı, iliği çekilmiş dünyamızda. Halbuki şu etrafımızı çepeçevre saran duvarların çektiği kadar kimsecikler çekmemiştir. Uzun fırtınalar sonucu birkaç kanıya vardımsa da en ilgi çekici belki de şu olmuştur: Parkta oturmuş, ağaç gövdelerinde çalışan karıncaları izliyordum. Alnımdan yanaklarıma kayan terimle uyum içindeler. Şırıl şırıl sesler ilişiyor kulağıma. Soğuk bir suyla kendimi ferahlatmak.…
-
op.164: nefise doğangün, kulvâri mızrakiye

Bana bir mızrak verin dostlarım. Yaşam kantarından artakalan genlerim sürsünler beni tarlalarda. Un ufak etsinler etimle kemiğimle. Ve dağılayım isterim, kalayım paramparça… Bana bir mızrak verin dostlarım. Önce kendime saplayayım ve kalayım orada. Kendi gözlerime haince bakayım. Ve yine kendi gözlerimde soluklanayım isterim. Bana bir mızrak verin ey dostlarım! Sonra görün olacakları; Bir insan evladı…
-
op.161: emre ay, hep hiç

benden kurşun geçildikıvrımlı boyun soyarken iştahlı çağ gözleriölüm içimde dirildi ertelenmiş vücut hatlarıterli şarkılı ten ataklarıgeçmişi uyandıran geleceği tasarlayanhala en ilkel ama hala en çağdaş nefes aktarımlarıdudakların kelimeler için kullanılmadığıkırışık bir karanlık zamanı herkes dağıldı çıplak aydınlıkta-kaldım kendimde göçmen- savaşan ben değildimben savaş meydanıkan en yakın adım kullanılmadıkça bir elde güle dönüşen silahtımkullanıldımsaçıldım kim bıraktı…
-
op.160: memozan, öyle bir şey söyliyim ki yaşarken, öldüğümde kafam edebiyat dergilerine girsin.

ama kim bilir ülkenin bir yerinde ne harikülade şiirler yazıyorlardır tam da şimdi harikülade şairlerin hiçbir şeyi umursamazmışçasına yazdıkları anlamlı sözler anlamlı acılar anlamlı güzel kadınlar ve erkekler anlamlı yıldızlar ve bahçeler ve her biri büyük edebiyat dergilerinde sonuna kadar yayınlanmayı hak eder açlık filan lanetlenmiş homofobiklik lanetlenmiş ırkçılık biraz çiçek biraz yumruk yüksek voltaja…
-
op.159: umut yalım, opus sanat’ta çıkabilir bir şiirin nft olma isteğinin şiiri

birazdan, umut yalım tarafından (ne yazık ki) yazılacak bi r şiirim. düne kadar, en çok istediğim şey hayattan şiir olm aktı. beni, umut yalım yazsa bile kabulümdü. ancak artık d eğil. nft çıktığından beri, nft olmak istiyorum bir. ancak, um ut yalım sokuğu bunu yapabilecek yeti ve yetenekte değil. moralim bozuk. tipim ezik. tüm anlaştığım…




