op.466: ahmet salık – adlandırılmayan vardır*

By


Düşündüğümüz bir şeyin ya da hissettiğimiz bir duygunun bir şekilde “adlandırılmış olması” bizi rahatlatır. Bu, belki de İlhan Berk’in “Adlandırılmayan yoktur,” dediği şeye tekabül ettiğinden böyle. Hissettiğimiz kızgınlığın bir adı, adresi, açıklaması yoksa sanki boş yere kızgınmışız, daha da kötüsü haksız yere kızgınmışız gibi hissedebiliriz.

Kadının biri çıkar, “sosyal çürüme” der, “oh be!” deriz, birileri daha bunu hissetmiş ve bunu çok basit bir iki kelimeyle dile getirmiş. Bir güç odağı tarafından haksızlığa uğratılırsınız, destekçi bulamazsınız ve içiniz içinizi yer. Öfkeyle dolarsınız. Sonra bir de bakarsınız ki Ece Ayhan buna zamanında “kötülük dayanışması” demiştir. Tamam dersiniz, kötülük dayanıştı. Boş yere öfke hissetmemişim.

Tabii her zaman işler bu kadar kolay olmuyor. Bir de bir şekilde varlığını hissettiğimiz ama anlam veremediğimiz, ne olduğunu sezebilsek bile nasıl çözebileceğimizi asla bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz dertler var. Saramago’nun “Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var. Bizi biz yapan o işte,” dediği şeydir belki bu. Bizi biz yapan şey odur, evet, buna ben de inanıyorum ama bu inandığım şeyle ne yapacağımı bilemediğim çok zaman oluyor. “Keşke bu dert bende olmasa” diyememenin çaresiz kabullenişiyle devam ediyorum yaşamaya. Mistik bir ruh hali. Her tarafından maddeye çarpan ruhsal bir sıkıntı. Adlandıramıyorum ama var, biliyorum. Keşke biri kalkıp buna mesela “dıttırıvırt” gibi bir ad verebilse de rahatlasak, çok mantıklı desek, bu tam olarak “dıttırıvırt”, tatmin oldum, teşhis aldım. Bazı psikiyatrik hastalar vardır, kanser olduklarını düşünürler mesela, branş branş gezerler ama teşhis alamazlar, rahatlayamazlar bir türlü. Çünkü ortada kanser yoktur tabii ki. Psikiyatri kliniğine yatırılırlar ama beyin bu hastalığın yokluğunu kabullenemez bir türlü. Vardır işte, oralarda bir yerlerdedir. Ne şikayet sorsanız, evet, biraz vardır onda, “evet” der. Yeter ki kanser bulunsun artık. “Midem kurudu,” diyordu mesela birisi ve yemek yemiyordu, midesini çıkarıp gösterseniz anca o zaman belki inanırdı. Belki ama.

Adlandırılmayan vardır bu yüzden ama İlhan Berk haklıydı şunu söylerken, “Ad evdir.” Evden kovulmuşuzdur belki sadece.

Yorum bırakın