Kategori: opus sanat
-

op.307: melih bera – gelik*
şair sustaharet alarveles de alisayı saltravmaya binmeintihar etmesneakers yemesnickers giymesigarayı bırakpara eder mi rakkaşını döndürışığı söndürbeni çok sevyatzıbar
-

op.306: ilker has – ayrı yoldan rast düşenler*
Çoktan ölmüş çiçeklerin kokusu, yazmaya başladığım an ellerimde yeniden doğdu. Bahçesindeki goncalar büyümek için bekliyorlardı ve genç kadın, bahçenin kapısını açık bırakıp evinden ayrıldı. Bütün hazırlıklarını dün geceden yapan alımlı genç kadın, her zaman yaptığı gibi buluşma yerine saatinden önce…
-

op.305: müge kartal – eşik*
Gelmemem gereken bir kapı eşiğindeyim. Öyle bir eşik ki imkansızlıklarımı bile peşimde sürükleyebilecek kadar kapalı. Kabuslarımda kaç kere o kapıdan çaresizce döndüm ve kendi elimi kendim tuttum, bilmiyorum. Belki de tuttuğumu sandığım elim, bir anahtardı. Bu eşikte bulunmamam gerektiğini, kafamda…
-

op.304: abdullah berâ – kıyıdan görünür ya*
benimle güvertede buluşsayılı kaselerini tutturduğun gibi koş ve gelbizlik olmadığından çekinmekunduralarını vura vura, beni ağlata ağlata gel.selamlardan korktuğun kadar korkma denizin oyunlarındanöksür. tutma kendini.kaldıraçlara yükleyip yükleyip getir bana kollarınıbağla onlarısıkı sıkı bağla ve yığıntılara kat onlarıbayramları özleözre ihtiyaç duymasın yeniliklerinve…
-

op.303: buse gül – avuç içi kırmızısı ve bavullar*
avuç içi kırmızısı evleri, gözleribavullar hep aynı sapaktan döner geceyebeklerken bir çağlayan da beklergözlerimdemezotopamya’da kuraklık biterselam verir kuru dallar rengini çalan ortancalarasular susunca bir kuş ötmeye başlarhiç bilmediğim bir dildeahkalbi susuz ağaçlarçok susadığındanhep en başa dönmek ister, tohumaişte bu yüzdenbir…
-

op.302: berat kayrak – 4+1*
Bir adımına çöllerden gelirdim,Ayakların tazecik bebekmiş.Gizin doğası ağlak ormanlarda sürsene olurdu,duası dudaklarımın kabul olsa,ayna karşısında aynı kalsak.Çöl ağladı. Ayna ağladı. Ben ağladım. Sana bir demet gerçeklik topladım. Yedi renginden göğün, siyahı seçti,beyazı bana kaldı.Üstüme geçirdim, toprağa uzandım.Gök ağladı. Toprak ağladı.…
-

op.301: cafer başer – dilsiz kanatlar*
Sessizliğe açılmış iki kanatGözler üzerimde Gözlerin başı dönmekteBir dünya çocukEllerine konmamı beklemekteYakalamaç diye oyunmuşÜç günlük dünyam Büyülü bir serüvenin ardına Sürünürken yerdeKozalara sığmadı gönlümKanatlandım dün gece ansızın Melek gibi göklerdeKağıt bir uçurtmayla tanıştım Buruşuk uçmadım hiç Her daim ütülü Her daim umutlu Kanadımda Anka’nın dağları Kaçtım peşimde…
-

op.300: esra dökmen – cash withdrawal / deposit*
|. çekimseri yıkmak anarşi kuralı sabahı taze fırçalar kullanarak silmek ripablik tekrarı elinde ne kadar suç varsa patates soymaya geceden başlamak gerek yeltenmek disipline mürekkebini bayıltır aklının bulunduruldu hazır ol mâkâmı post şimdi modern yatmalı üstünde sekiz saat kadar bu postun da öyle işte…
-

op.299: erkan katırcı – biçare bir*
hayat, uydurmakmış elbetkendin olmak marifet,dolanmadan kenetlenemezmiş elleritepesine dikilmiş bir öz vepişkin bir merhaba olmadanve özgürlükdemode bir yaşam biçimi bugünçaren yoksenden başka pırıl pırıl tezgah, taptaze depresyonlarbir eskici geçmiş yoldanölüm tabuttan ağır çekermişhenüz güneş batmadan, ayıplanmış aramakkitlenmiş dişlerbağırmak lazımmışbağırmak veunutmaya meylediyor…
-

op.298: erim kelleci – kuskun öfke*
Zehir kokar nefesi Öfkeden kuduranın Kızılca bir şerbet niyetine İçilen şarapları devirir her bir sefer Hüzünlü şarkılar çınlar beyninde Konuşkan bir şizoid Sınırda yaşar hayatı habire Pesimist bir hava var bak göğe Sanki hissediyor da o Zehir soluyanı Çatlamış çöküyor…
-

op.297: müge eke – çağırı*
Seni sesimle çağırıyorumGözlerimle veya aslında hislerimleVücudumun yarısıyla çağırıyorumAklımla daha doğrusuAklımda kalan son resminle çağırıyorumİsmini yazarak, bazen haykırarakTransa geçerekAyinlerin ateşine bakarakKara büyülerin içindeyken çağırıyorumTüm vücudumu soğuk suya batırırkenDenizin dibini boylarkenKollarıma iğneler batırırken çağırıyorumAnnenin koyduğu isimleEvrenin son duyulan sesindeVar olduğun diğer tüm…
-

op.296: deniz d. sonat – ıslıktan çalıntıdır*
dağ esintisi olarak bildiğim koku yanıltıyor benirüzgardan yana hiç ıslık çalmadımşimdi gitmek dediğim:bilindik yerlerin kazancı.adımın verilmediği sancıgizli öfkeden, kasıklarımda süregelentaşıyamayacağı bir yük olarak lohusalığınıslıkla çağırıldı. koparak işe yarar olmayı öğrenmek yanıltıyor beniitmekten, çok çekmişim gibiçoğalıyorum daha da boğucu bir iteme.ıslıkla…
-

op.295: eray erkin – realm ve gözlerin*
karanlık bir günde aydınlık yanınıölü hücre dokusunda doğan yeni yaşam bulgusunda aradımmeridyen ölçünün ortalarındansıhhi kesit gibi evreni baştan çizen gözlerinsadık memlûk halkına bir arap kimliği taşıyacağı kadarkesin ve toplumsal olarak izliyordu beni ya bu bakışlar çok kitleselya da ince elenmiş…
-

op.293: hasan salih kaymaz – hölderlin de iyi şair ama borderline*
ebem dikildi aşk yüzündenyerli yersiz rast yüzündenbirkaç yanlış kişilik tahliliyersiz yurtsuz rant yüzündenbiri senin yüzündenküçük, aptal, sevimlive pişkin yüzünden mağaralarda büyümek ve şehrin sokaklarıtandansı belirsiz bir melodrammetaforların haklarını korumakve kol kanat germek lazım zaman zamanoysa hilmi amca da derdi“bu hiltiler…
-

op.292: berfin hayal mutlu – hatırlıyorum*
hatırlıyorum;on altı eylül gecesi annemle defter kaplıyorum,ezik büzük oluyor, kapanmıyor sayfalar.dişlerimle koparmaya çalıştığım selobantlar,ya yetişmezse diye yediğim baş etleri…çok kitap sonra öğreniyoruz kaplamayı,annemle birbirimizi kaplamayı.hatırlıyorum,stres ilk defa nüfuz ediyor içime o zaman. hatırlıyorum;on ikimde masama oturuyorum,dur durak bilmeden bir şeyler…
-

op.291: cevat galip tan – omuzlarında güvercinlerin*
En çok benim hakkımdırLaf olsun diye yaşamak!En çok benim!Üstüme üstüme geliyorken Boğaziçi,Bütünüyle manzara.Kalkıyorsa bir köşesinden yineBir hatıram,Omuzlarında güvercinlerin.Bundan sebep,Islanıyorsa yastığımVe kalem çöpü olmuşsa bütün yatak,En çok benim hakkımdır,Adet yerini bulsun diye yaşamak.Gelişi güzel,Kaygısız içinde.
-

op.290: erman şahin, yol*
Yol, bir kaybediş hikâyesiVe uzun bir bekleyiş Sonsuzluk ve bir gün kadar… Akşam yemeğindeBoş sandalyelere isim koyuyor anneler Kayıplar dersinde çan eğrisi yokBir acıdan topluca kalıyor herkes


