Kategori: opus sanat
-
op.233: feyza menteş, bu fotoğrafımı biraz yarım çekmişler*

nalbantoğlu’na… Çivilere saplanan posterim eskidi, tıpkı yüzüm gibi. Ha yırtıldı ha yırtılacak “geçici süre” diye addedilen krizlerim. Devrilecek bin dört yüz grama sığdırdığım dünya, gizlice sokulacak düşüm, kandığı mutluluk enkazına. Biraz soluk, biraz ölü çıkacak tenim. Yarım ve eksik işlediğim tüm hatalar, bir ıslah evinde sarılacak. Otopsim, hep öyle sandığım masallarla sıralı. Mezarlığım, bastıkça yanılan…
-
op.232: yakup diker, kavisli*

Ben kendimi sakladığım hasarlaBen tırnaklarımla kazıdığım etimleBen kendi vehmimde duru ve kavisliYaşamakla yükümlü dünya boşluğunda. Kavisliyim çokça ve yasak meyveye yakınKulaklarımda çığlık, ağzımda sular herkese yetecek kadar.Ben biraz kurumayan ırmakBana kalırsa biraz suç, bana kalırsa biraz günah.Doğru bildiğim şeyleri çevremdekilere dağıttımYanlışlar ve yanılmışlar karıştı gözlerimin önünde toprağa.Dünya boğazına kadar çığlık, boğazına kadar tufanİnsan eliyle büyüyen…
-
op.231: şaziye yılmaz, nisyan*

Hanginizdi martı sesini sevmeyenHanginiz gece olunca uyanır kahvaltı yapardıKimdi çapraz bağları kopanÇıldırır gibi öpen.Başı dönünce rakı içerdi biriniz,Sigarayı hep tersten yakardı.Hanginizdi kediyi ensesinden tutup atanYorganı da kendi üstüne çekenKimdi gözümün içinde yalan söyleyenOtlu yemek sevmeyen Film izlerken uyurdu birinizHızlı yer, yavaş konuşurduKimdi rüya da benden başka ad sayıklayanHanginiz ellerimi sevmez, gönlüme gülmezdinizDuvara yaslanır, çorap giymezdi…
-
op.230: emre şahinler, romantizmin kalbine bağladıkları dijital meta – 1

Moda iskelesinde görmüştümayağına Lcd bağlayıp intihara kalkışan ergenleriTwitter, Facebook, Pinterest nirvanası buralarınçok dijital Blu-ray, Full HD yüksek hızlımaaşım tam tamına yatmamış oysabeni sincaplar kovalar, taaaa düşerim ormana, ormana koşarımkalbine iPad bağlayıp çalışanlar varromantizmi geçsek ya kirayı tam tamına ödeyemezsemve keçileri kaçıran bir adam oluverirsemDoğu ekspresi güzellemelerini kim ne yapsın o zaman poşete yirmi beş kuruş…
-
op.229: bilgehan tuğrul, intiharın özel provası*

cüce taburelere çıkıyorumölümümü uzatmak içinsen buna yaşamak sevdası diyorsunben ağrılarımı duymamak için yeni dünyalar yiyorumtango yapan kaplumbağalar yaşıyor içimdeçürük muzlarla anıyoruz senibir insan nasıl da hiç eskimez aynı yerdenağrır hep kartvizit biriktirmiyorum nedenini biliyorsunanonim isyan halısına aminler döküyorumbeni sevdiğini şu anda duysambir insan nasıl da çıldırır birkaç sesli harfleöyle olurumbelki taburemin boyunu uzatırımöyle ölürümçivileri de…
-
op.227: doğukan özdil, dilsiz*

duyulmamak bir kez daha terk edilmekmişsigarayı bıraktığım için senden alıyorum bir dal suçüstü basıldık güvenirken hayataşaşırdık ve zayıf kaldıkyüzümüzü her sabah ilaçlarla yıkadık acıyla derdi aynı sanıyorlar Benzemiyorduaşık olduğuna inandıramamak kimseyisavaşmaya kutsal bir davauğrunda Hayvan olmadığımıza şahit arandı sızlayan bir iltihaptım, dündübeklemiyordu kimse tabancaateş ettim aydınlık bir sokakta Çok sevilen bir ağaçtıyaşken… diye sayıkladım kaçarkenyaşken…
-
op.225: usame yördem, esneme dersleri*

Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Çok yazdı, terliyordum /yanında kim vardı, ardında ve sağında? KİM?Beni görmezden gelirsen kimse kalmazdı /önemi yoktu nemin, bir yerde…
-
op.224: cevat galip tan, haset veriyor*

Haset veriyorŞu kuşların cıvıltısıVeKapmaları en güzel yeriHer seferinde.Ne şanslı insanım ben diyorumBu güzel sohbetin içinde.Şımarmaksabenim hakkım değil de kimin hakkıdır?Kanatları çarparken yüzüme yüzüme.
-
op.221: elif burcu özkan, sanrısal*

Ah şu senin kurgusal kümülatif külahınRadikal retlere boyun eğen romantik rezervinSuallerle sere serpe yırtılmışSuskuna sataşmaktan sararmış kimliğinBunlardan bir takımyıldız oluşturmanın neresiMuktedir mercilere makul?Biliyorum akil olan senin gömleğinde sakil bir düğmeToynaklı oynak zihninde herkes işlevsel kulBiliyorum, üç yüzün, beş yüzün susmayan uğultusuParmaklarından akan kirli ırmağın arkasından dökülen suAlkol karşısında tüm sınıflar eşit, kullanıyorsun bunu Öfkelerinden büyüttüğün…
-
op.218: sevda altınkaya, boşluğun dışındakiler*

Gidenler ve gelmeyenler aynı kişi değildirÖnce bunu söyleyeceğimzam-anhiçbir şeyi tüketmeden yok etmez Boşlukları doldurma sanatına yaşamboşluğun dışında kalanlara insan Boşluğun bile dışında kalarakKanıtladığın nedir bir insan olarakBoşlukları dolduralım hanımefendievet biraz kayarak, biraz sıkışarakve biraz nefessiz kalarakDolduralım boşluklarıMutlaka arkadan gelen birileri olacak Yaşlanmış çocukluk diyemiyorsun da ergenlikÖlmüş çocukluk diyemiyorsun da yetişkin Hangi yetişkin neye yetişmiş yaşarkenAma…
-
op.217: furkan doğan, birey olmak için hep batı’ya*

Eski bir Türk filminde yaşamak istemiyorum Ne de olsa şehir olmak için yapıldı bu gökdelenler Nereye dikilirse dikilsin artık Ben bıktım seni uzaklaştıran her şeyden Şehirleşiyoruz diyoruz ben seviniyorum İki yabancıyı gözlerinden tanır buradakiler Birey olmak için çok geciktim Modernleşme sürecim baltalandı Nerede bu İttihat ve Terakki Hiç yıkılmayacak mı içimdeki Abdülhamit? Yalnızım diyorum ya…
-
op.216: usame yördem, seni seviyoruma verilebilecek cevaplar yahut alternatif ölme biçemleri*

Seni seviyorum’a ne oldu?Ne oldu, böyle uzun ve uzak sözcüklerin düz bir anlatımda kullanımına? Delirmiş ellerle yazmaya teşne şeyler;Bu ne demekti diye bakarken sözlükten,Kuru mu, yavan mı, ne olduğunu kestiremediğim,Anlamlar kurmuş ve eski bir yalnızlığı unutmuştum. Yontuyordum, olmamışlığı.Olmamıştık, bu ne demekti? Yan yanaydık ama bir o kadar uzak,Şeyler biraz bilinmezdi, biraz uzun atlaslar,Biraz başımı dizine…
-
op.215: nursima aslıipek, çocuk ve deniz*

Güneş batıyordu. Aydınlık karanlığa, gün geceye dönüyordu. Onun için en güzel, saklanmanın en kolay olduğu zaman geliyordu. Bir şeylerden kaçmak, saklanmak, çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlamak için gece her zaman güzel bir vakitti. Onu duyanın sadece sokak lambaları olduğunu bilmek, ona huzur verirdi ama o gece bir şeyler ters gidiyor gibiydi. Her adımının duyulduğunu, ona…
-
op.211: cevat galip tan, bütün gece olanlar aşkına*

Bütün gece olanlar aşkına,Ben de bilirdim Kıçımı devirip yatmasınıAvare avare dolaşmak yerine.Ne hikmettir amaCamdan çıkmadı,Kapıdan da geçmediSuratıma yapışan Şu baş belası kasvet.Akıp da gitmedi gözlerimden bir türlü.
-
op.208: feyza menteş, pansuman*

Sırtım soğuk bir koğuşta yaslıdır. Garantisi birkaç yıllık gençliğimde yediğim darbeler, uzun ömürlüdür. Nezarete düşmüş yüzüme bakmayın, gözlerim biraz cop iziyle kaplıdır. Paramparça ruhumu sınama istekli hasretlikler, un ufak etti sanmayın. Tepelere bakarken yakaladığında Tanrı beni, kepengi indi, bütünlüğe yeminli illet aynaların. Bir yerlerden bir yerlere taşınırken anımsadım kendimi. Benim hayatım hep bir aracın arkasında…
-
op.207: bilgehan tuğrul, öpüşen geyikler de vardır*

beni beklemen gerekirdi çünkü insan sevdi mi öyle yapar çamaşır iplerinden kolye takmaz insan sevdi mi kendini asmaz elbiselerini kurutur üzerinde kanakalem çalışmaz beni de alman gerekirdi iki resmi yan yana yakarak çünkü insan sevdi mi haricinde terk eder biliyorum birkaç yıl sürdü belki sorun neydi biliyorum sendin bir vesikalıktan fazlasını bıraktığın için için rahat…



