Kategori: opus sanat
-
op.252: feyza menteş – taşsız, tahtasız mezarlar*

Altı çizik tekrarların mürekkebiydi dilimdeki kan, yol çalışması bitmeyen şehrin sokaklarına tükürdüm, morarıp kaskatı kesilmeden ağzım.Belki nefretim, aynı istikamet üzerinde sorgulamaktandı bir şeyleri.Hep aynı yönden vurulunca delindi kafam.Şarjörü dolu bir tabanca gibi tetikteydi ruhum, yine kabzası döndü parmaklarımda. Ateş etmek yerine yine parçaladım bir şeyleri.Hangi terörist çaldı kapımı bilmiyorum, hangi örgüt vurdu beni önce, hangisi…
-
op.251: erman şahin, şirk*

bir yalana üç kat sıva gereküzerine atılacak biraz şükür cennet bir ninnibarut kokusu gözlerinikapatırken çocukların kulaklarında kırık beşikyıkık duvarobur tank ağzına kül sürecekatomu aldatan eller dünyanın bahçesindebinbir dilli ahlar kızgın demir bashatırlayan yanına bacaklarına değilyüreğine kuvvetölülerini ilk terk edenlerinsımsıkı kilitlesin kapılarını perdelerden dökülen soğuk mevsim terişirk koşmak göğehiroşimadan halepçeye kadar.
-
op.250: aykut akgül, zamanını sorar*

onu dedim bu masadaki hiç kimse affetmesinçünkü artık uğruna öleceği bir hikayesi var yorgun avcılar yoludur burasıburada şarkıların ima ettiği bazı baharat kokularına sahip mutfaklarve her kanat çırpanın özgür olmadığı bir gökyüzü vardırhatta tutanak tutan melekler bile görülmüştür lacivert üniformalarıylakerrat cetveli ezberinde doğan çocuklar falan olmuşturbütün piyanistler anarşistbütün renkler takvimlere düşmanbütün resimler öznesinden utananve bütün…
-
op.248: yiğit ergün, aşka altın vuruş*

kaskatı duruyorum. beni çözmene ihtiyacım varsürekli aynı şarkı çalıyor.. sanırım sen gelene kadar susmayacakaykırılıktan yoruldum. ayrık otlarım ölü.güneşin doğuşunu seyretmeyeli bilmem kaç mevsim oldu? fikrin yağmalıyor odalarısesini unutmak ne mümkünonca psikoz dururken sende deliriyor ruhumsana söyleyemediklerim kalemime dökülüyorseni bütünleyen her harf bir mıh gibi güncemde çakılısana dokunamadıklarından ellerim hep tedirginsen olmadığından kanıyor takvim yaprakları hayal…
-
op.247: esra aydan, hipotermi*

Büyü bozulduo deniz bulanıkimmun sistemimin bana verdiği yetkiyledebisi artarak çoğalan iç sesimi çağırıyorumçocuksan hâlâ ve bilincindeysen bununve iki defa düştüysen bir yaranın üstünebildiğin bütün normları unutcanı yananUranüs’ten hızlı soğur Dili karıncalanan bir insanın peltekliği mazur görülebilirveya aklı karışan birinin soykalığıtüm bunlardan muafımbir tüyün kütle hacmiyle meşgulkenüretkenliğim kalabalığım ile ters orantılıkaotik düşüncelerin dilde bıraktığı irritasyoniç denizlerin…
-
op.246: mümtaz alperen çelebi, bir çift göz*

Uyudum,Göğe yakınmayan bir tesadüf,yerçekimi mahkûmlarını güldürenbir muhabbet olarak.Geldi yanaklarıma birer gamze. Yansıttılar:“O derindaldığın kadrajlardaYok artık. Göğün cümbüşünû pastellerle cezbeden.Geldi gümüşünden karaağıt.“Eder bir melal. Dinlendiriliyor nesnelerÂn’a hapsolursak,bir benlik etkinliğine dönüşmesini izleyebilirizKaybolmanın anlam’ıayırt edici sesinde.Eder bir gâzel. Haykırdım kanter yatağımdan çıkarak;-Uyuyanın kaderi miydi gözyaşlarındaboşlukbulmak?” Elimde kalan bir çift göz,Girdi çıktı dengesi allahbullak.
-
op.245: enes aslan, son ağrı*

İki ay geçmiş üstünden. Bu denli acı çekeceğimi düşünmemiştim, bunu yaşayacağımı düşünmediğim gibi. Daima kederin zulmüne uğramam ya, bir gün istediğim gibi olmasa da en azından bu karanlıktan kurtulurum sanmıştım, sanmıştım ki müstesna hayatımın yarısı herkese sunulan bir yarı aydınlık ile geçer. Doğadan adalet bekliyordum. Bu kapıyı yalnız zorluyorsam, ortada bir ittifak olduğundan da söz…
-
op.244: cevat galip tan, dalavere*

Sizin de aklınıza gelmezdi elbet,Öyle iki lafın arasındaYüzüme yüzümeSöylediğiniz şiirleriBenim yazdığım.Hatta,Şaşırmakla haklıydınız daCevat Galip olduğum,Hep bir dalavereHep bir entrika.
-
op.243: çağlar kuzucu, sabah şeker tüketmeyin*

Manavın tezgahından bir şiir yükseliyor;Kavun isteyene kavunKarpuz isteyene karpuz. Bir kadın metroda bir şiir eyliyorTers yönde koşarak yürüyen merdivende An-lam-sız-Kaş-To! Bir adam teknolojinin şiirine müdahale etmesine izin veriyor -Buralar biraz hızlanası- kendisinden başka her şeyden mesulEski diye bir şey yokmuş aslındaSabah şeker tüketmeyinDaha büyük puntolarlaBu şiirin adı olacak aynı zamandaSABAH ŞEKER TÜKETMEYİN -Durul biraz- Bir…
-
op.242: ekin köklü, zarabanda*

habersizdin yıllar önceyeni dünya ağaçlarının yanındayılankavi dallardan sallanırkenateşle ateşin karşılaşacağındanbi’ akım bi’ rüzgâr bi’ çekim zarabanda eskiliği var acılarınınve çözümsüzlük, şömizinde yüzününgöründüğün gibi kokuyorsunalev alıyor sana dönük taraflarım tüm dünyayı gezmeme gerek yokmarsta patates yetiştirmeme yahuten lüks restoranda bi’ lokmayayetişir bu kadarı!bi’ akım bi’ rüzgâr bi’ çekim
-
op.241: emrah fırat, eşik*

önsöz)süzseyreyle bu temsili(parantezleri oku-mayın) sen şimdi hangi yola bakarsan bak, sen şimdi yola bakgeçiyorlar geçiyor geçgözlerin ruhumu akıtır o yolayeni bir felsefe yazılır/ yeni bir mitos/ yeni bir tarihüzgünüm hegel çalışanlar buraya da bakmak zorundalar, ve oranın da var tarihigözlerin akıtır ruhumu bir tualemodigliani fırçasını evde unutur, sevişirken bir kadınla delice picasso çek perdeyi çek…
-
op.240: emre ay, dökülenin açtığı yer*

bana tutunarak yürüyor geceçoğul bir hiçliğe düşecek ben uykuya çekilince bende yoruluyor ışıkları çokluğunbakışlarımın arkasında karanlığın mezarıkanımda günün gölgesiderimi geren derin çekilme içerisi -durduğum yerde hareketli dakikalarizin almıyorum düşünmek içinbir ceset kokuyorşiirini bitirmiş olmalı şairben dirilikte toplum rüyasında korkuluklarındevlet elbet tedirgin kim yukarı bakarsa- şehir benimle tarif ediyor tarihini-tam da şu ankolay anlaşılmayan her şeyin…
-
op.239: arda erdoğmuş, alt taraftan*

Başlamak ne zor eylem Zor anlar için ayırdım yanıma birkaç tane küfürYine de fayda etmez sağıraBir sağır olsam on sene,Duyduğumda tıkırtıları, bocalardımNe bu duyduklarım?Söyledikleri doğru mu?Bir şeyler söylesem, yasaklı mıdır?Asıp keserler herhalde bunu dersem:“O kravatın arkasındaki, özgürlük kavgası” Borçlu yiğit kamçı yerse,Bedava sirke tatlıdırSöylemek için söylememÇok kaldırım ezdim, hala eziyorumYıllar başımı duvarlara vura vura öğrettiBirisi…
-
op.238: sevda altınkaya, bunu sen istedin*

Böyle biri olacağımdan haberim yoktuKimse de uyarmadı kibak burası tekin bir yer değilNe hoş gördüm oysa tenime karışan mat renkleriAyağıma dolaşan sarmaşıklarıyla önüme dikildi dünyaBeklemezdim tüm bunları Yok aslında seni uyardı birileriBizzat anlatmasa da o sinyali verdiRögar kapağını başına geçirip gökyüzünü izledinVardı haberin, hiç uyumuyordun, hep tedirgindin Ne tuhaf, beklentim neydi acaba yarınlardanDünya yarının yarın…
-
op.237: çağın özbilgi, vaktin olursa bana konuşmayı hatırlat*

(biraz sakin yaklaştım…sahneye değil alkışa hiç şiire belki) “Oysa ıslık çalmak içinBir şey lâzım değil…” birbirimize benziyoruz -unutma-kalkıp su vermem gerekiyor büyüttüğüm çiçeklerekaranlık bir ormanda kibar ol-a-mayan dünyalıçiçeklere hâlâ nasıl inanıyor, anlamıyorum sen! uzun bir yol musun yalnızlığa çıkano her şeyin hiçbir şeye dönüş-e-mediği düzlük belki(?)kabul ediyorum, çok sıkıldım -bazı kitaplardaninsanları okumadıkları haldeadlarıyla kandırdıkları kitaplardan…
-
op.235: aykut akgül, silemiyoruz*

Düşüyor toprağa ilk spermkaos ve sebepler mekanizması içindeki huşukırılıyor aynayla başka bir ayna içiçe geçmiş gözlerindebinlerce yılanlar kopuyormuş onun rüyasının ellerindebütün tuhaflık burada hala bir gökyüzünün olmasıyla başlıyorve göç etmesi şu kuşlarınkimin kime örgütlenmiş ağır bir cevabı salyan akıyorsilemiyoruz Genetik hastalığa yakalanmış metaller gördümsırtlarında hep o üvey silindir kamburlarıve buralar, birkaç günün uzayan yıllarıdırkırmızı perdeler…
-
op.234: ahmet ali uzun, bütünleyici bir sezinleme ve sığınak günler*

altından kalkmadığınız hallerin peşinde taban yağlakaçışan hamamböcekleri, eylemselliğinin kaçınılmaz kanıtları parçalar peşinde başkaldırısı unuttuğum bir parşömenin-her biri benden, kopmadığmız akışın püsküllerindekorkak histerilerini şemaya çizip anlatırsam daha iyileşecekfaydalanmayın artık tükürdüğünüz köşe sokaklardansonunda anlatılacak bu bütünleştirilesive temiz dünyaya, ben inanıyorum sayın kimseveritas hakkı sahibine değil, sezardan itibarenyoksula, haksıza dağıtın sığındıkları o bitik akşama göremediklerimin arasından kayıyor aranılan…


