Kategori: opus sanat
-

op.374: aykut akgül – doyasıya fuzuli*
belindeki yara alnındaki dişim seni geberinceye kadar görmeyeceğimyobazlar ve Türk asıllı mafyalar bana çalıntı bir arabaymışım gibi bakma seni yerim manevra alanları ve oryantal mermiler aşkına saldırseni saklayacak ritimler bu eflatun sessizliğe eklendieflatun ve anlatılmaz tuhaflaşmalaraynadaki donukluğun içindeki biriken hayvanların işaretidiş kırılması şahsi…
-

op.373: enes sarı – olsa olsa ne olup ve bitenler*
içimiçinde hırçın havalar dolanırken nasıl da gitgide ağırlaştı öyleher şey yerli yerindekatlı kıyafetler zarflar düğün konvoyundan çıkıp eve dönüş burukluğubir bir başınalık hissivahdettin yahut kendi kendimin mandası ki pek farkıolmayacaktırvakit kaybetmeden geçmeyen vakitler nereye gitsen aynıdırmemuriyet gibi hani devletten halkına…
-

op.373: bilgehan tuğrul – 14 numara: demirden balık olur mu?
Sinan Çetin’in belgesel gerçekçiliğinde bulduğum 1985 yapımı, İrfan Yalçın’ın “Genelevde Yas” romanından uyarlama ödüllü filmi. İnanılmaz saf olan Yaprak’ın geneleve düşmesi çerçevesinde geçen olayları ele alıyor. Giriş sahnesi, fotoğraf makinesi ve silahın art arda gelen kadrajlarından oluşuyor. Fotoğraf, silahla özdeşleştiriliyor.…
-

op.372: talha kutay – otuz beşe on kala kalemin şakıdığı*
Güneşin doğuşu bir beklenendir bazı yürekler için. Bazıları içinse gelmesi istenmeyen astrolojik bir olaydır, astroloji nedir, pek bilinmese de. Annesi ölen biri, sevmez doğmasını. Çünkü bilir ki cenaze işleri mesaiye başlar, güneşin doğmasıyla. Karanlık anneciğiyle birlikte olmanın tek koşuludur, her…
-

op.371: emrah sağlam – yolculuk esnasında kurulması gereken yüksek sesli cümleler*
Yüksekten aşağıya, alaşağı kalbim.Herhangi birinin iyiye inanma nedeni olmaktan öte ne ola.İnsanın kendine inanma sırrı nerededir. Etten ve cinsiyetten sıyrılmak tam olarak nedir.Yazıp sildiğim metinleri, dinlediğim şarkıları, okuduğum şiirleri hepsini bir yana bırakmayı başardım da bir tek aklımın kırık odalarına çare olamadım. Ne vakit çınlasa kulağım, hep kötü andım beni.İyi…
-

op.370: feyza menteş – yirmi dört*
Kalbimdeki mezbahayla bütünleşti toprak. Yoksunluk sınırlarında gezinirken yüzyıldır koruduğum delilik. Korkunç bir ihtilal kopardı geceyi ellerimden. Ateş aldı mürekkep. Şarjörü dolduran gözlerimdi, sözlüklere daldım. Dirim, ulu ve yalnızdı. Sefil ve şehvetli gömüldüm ben. Ebedi huzursuzluk açtı göğüs kafesimi, ebedi huzursuzluğun eziyeti…
-

op.369: fahri küçük – barda*
şarkılar ve biralarve götünde kılı ağarmış köpekdahası tecrit edilmişbahça duvarından aşıp, sarmaşık yalnızlığımıboğazımın yangın yerine dolamış benbarda efes, enfes, nefesve tütünsarım sarımyakım yakım tütünsonra kadınlarhepsi marlin monreokatalitikte cızırtıkafamın dipsizliğinde bunaltısersemlik, serserilik, sersefillik barda içimi işedim şişelereyalnızlığı masaya kazıdımyerimi değiştirdiler ulan…
-

op.368: batuhan durak – nuriye insta’dan story izliyor*
Garson elinde pos makinesiyle masamıza doğru hızlı adımlarla yaklaşırken sesimde herhangi bir çatallaşma yaşanmaması adına boğazımı temizledim. Herhangi bir tükürük partikülünün beni gülünç duruma düşürmesine asla müsaade etmem. Ardından duruşumu düzelttim, omuzlarımı mümkün olduğunca yükselttim. Tamamdır. On saniye önceki benden…
-

op.365: erman şahin – ışıklarını erken söndüren evlerin kısık sesli cümleleri*
Ömrümüz ile alnımıza yazılanın aynı yolda yürümediğini anladım, yol boyunca kucağında çocuklarıyla ölen kadınları gördüğümde. Yola isimler koydum her adımda; Halepçe, Hiroşima, Guatemala, Sri Lanka, Gazze , Naziler ve köpeklerin bir acıya avlamaktan başka çaresi olmadığı tarih öncesi çağlar. Beyaz bayrakların diline…
-

op.361: bilgehan tuğrul – film çözümlemeleri (tim burton)*
Tim Burton Kimdir? Tim Burton, Amerikalı bir film yönetmeni, yapımcı, senarist ve sanatçıdır. 25 Ağustos 1958’de Kaliforniya, Burbank’ta doğdu. Sinema kariyerine Disney Stüdyoları’nda animasyon çizgi filmleri üzerinde çalışarak başladı. Daha sonra, kendine özgü tarzıyla tanınan ve karanlık, gotik, fantastik öğelerle…
-

op.359: furkan doğan – palmiyeler*
Geçim kaygısı aklına geldikçe derin düşüncelere dalıyordu. Düşündükçe sıkılıyor, sıkıldıkça ellerini dudaklarına götürüyor ve ellerinin üstündeki kılları dişleri ile tek tek çekiyordu. Vücudundaki tüm kıllardan nefret ediyordu, kıllarını her çektiğinde büyük bir rahatlama hissediyordu. Eskimiş iki kanepesi, yuvarlak yemek masası…
-

op.357: adem üren – asesinos y rosas*
büyük bahçelerde elleri olmayan bir bahçıvan içinkudurmuş bir evsahibisin.bak bu bir iklim değilhayata dayanmanın kırsallığı ben o türküyü iyi bilir iyi söylerimneye karşılık gelir yaşamançiçekler açtın da toprağın çamur ey tanıdığı olmayan/konuşurken ağzını arayantutunmak için bir dal diye ormanlar yakanbu…
-

op.356: fahri küçük – çıkmaz*
ucu acıyla yontulmuş pürüzlü bir halk var yüreğimdedamla damla akıyor kağıdımın kesiğinden yazgısıona ipek bi’ mendil sunuyorum nasırlı ellerimleağarmış tülbendinin yorgun yüzüyle basıyorkurtlu yarası ipek mendiliacısını susan diline annem hep derdi ki”bir yerden biri gelir, temiz kalsın”bu cümlenin mücadelesinin ağırlığını…
-

op.355: bilge elik – nocturne*
kristal bir avize gözlerin sesindeki sırra meyil verdiğimbir rüyada kayboldum, rüyamırüyasında gören bir meleğin gözlerinde boğuluyorum, fakatburada hiç ışık yok… ikonalar sessizliğe gömülü…soğuk damarlarla, katedrallere çivili güvercinyakıcı bir dansla kırılıyor dönerek,küreklerin simetrisi yürümekte şimdisoğuk siyah kumaşlarla, kumlarla sıcakve hep buz…
-

op.352: ayşe zeynep öztürk – aşk bitti!*
Şimdi gel, gel sor bana! O kırk kuş geçmeseydi dağın ardına, verebilir miydim cevabını? O eski İran masalında aşık, maşukun gözlerine bakıp, “Bana gülümsediğinde biliyordum ki ben yüzyıllardır yeryüzünde seni aramışım,” demeseydi, öyle nefessiz bakabilir miydim sana? Durabilir miydim karşında?…
-

op.351: sevda altınkaya – bana yeni cepheler gerek*
Toplumsal bellek, diğer adıyla insan uyduruğu izlerHenüz varlığından haberdar olmadığımız bir gezegenle çarpışabilirİçinde bir kelebeğin kozasız kalışından habersizAğaçlar her şeyi bilir ve susarUzayda boşluk aramaya benzer aşk ve savaşımBana ne yapacağımı anlatan teknolojik cihazlardan çok sıkıldım Üçüncü dünya savaşına hazır…
-

op.350: alpkan alkan – dava*
dünbir kadın öldü kansız bıçaksız penceremin kırık kasasından akan rüzgarda onu izledim hareket etmiyordusaçlarına mevsimlerin tozu çökmüştüsehpadaki şarap ve kahve lekelerinesigara küllerigünlerin geçtiğini hatırlatması için yapışıyordu apartmandaki poşet ve devlet sesleri dışında kapısında aylardır bir akıbet belirmediancak yalnız kaldığını da…


