Etiket: eray erkin
-
op.385: eray erkin – distopik ya da reel*

gördüğümden biliyorumbahsettiklerimi sol kulağın üstünden paspal fakat süratli duyduğunuzdan böyledirhiç kimsenin herkes olma manası yok elbetteyeşeren gökyüzüne mavi yansıtan yağmur damlasının belirdiğisoğuk iklimin güçlü erkek travmasındayaşadığın objenin kaskatı gerçekliğini söyledimişte bu bir amaçtır otonom sıra bekleyen mali kaygılar belirdiğindehangi sakin duygudan bahsedebilirsiniz?ya da hangi günün perşembe olacağının doğruluğunu ince bakışlar mı belirleyecek?inanmıyorum bu illüzyona artıkgecenin bir yarısında beliren…
-
op.295: eray erkin – realm ve gözlerin*

karanlık bir günde aydınlık yanınıölü hücre dokusunda doğan yeni yaşam bulgusunda aradımmeridyen ölçünün ortalarındansıhhi kesit gibi evreni baştan çizen gözlerinsadık memlûk halkına bir arap kimliği taşıyacağı kadarkesin ve toplumsal olarak izliyordu beni ya bu bakışlar çok kitleselya da ince elenmiş un kadar safbuna yüklü bir ifade gerekliysebenim seni anlatmam dilimin çözeceği bir şey değil benim…
-
op.266: eray erkin, mindfulness

ışıkların arkasında diyorlar bahar içinkütle içinde sarkastikliği yadsınamaz bir zenneramallah’tan buharlaşır da sandıkla varır evimeçevremi kolaçan eder yine de doğruluğuna inanmambana kışı anlattılar çünküyağmurdan sonra güneşin var olmasınınbende yaratacağı hangi etki bocalar sıcaklığı ayaklarımaetna’da erezyona bastım da geldim hissedemedim sanki gündüzün sanıldığı kadar sempatik olduğunu düşünmeyen bir ordu var dafenne cinsin iki binlerde görselleştiği teknolojik…
-
op.203: eray erkin, helicobacter pylori*

yöneldiğim her yaşantının bir önceki günü yaşamadığı ne malum?sizi alt satıra eledim bu yüzdenmideme mikrobunuz yapıştıdünyanın yüzde ellisinde var ama kaçında doğuştan yaşar bu şeyben alıştım buna orta seviye yaşantının üst ve alt kargaşası yokturne avam ne kast bildiğin sınıfsızbir esneklik konusu sanırım sıfıra sabitbir gün dem vuruyorumbir gün ab-ı hayat çeşmesinden içiyorumfakat aynı güne…
-
op.176: eray erkin, lady writer – ii

yarı yolda bıraktım üç beş anı yürüdüğün her yolların neticesine kanaat getirmiyor kaldırımlar çünkü bir kuş kadar hafiftin bunu ancak sarfiyatlardan sonra görebilirdim derya deniz kadar uçsuz bucaksız olmuştun söyle şimdi sana ne oldu? önceden hiç böyle değildin lady writer koydum adını bu yüzden kışkırtıcı dire straits notalarından arakladım bunu o esnada saçlarını kulak arkası…
-
op.154: eray erkin, ültimatom

ben bu hayatın neresinde mevcudum? bir bakmışsın otuz yıl geçmiş fındık toplayan püsküllü teyzeler kalmamış oldukça liberal koyunlar otonomlaşmış arılar metalik yüzüm buruş buruş peki ya şimdi diğer insanlar olsaydım ne düşünürdüm? belki stanford üniversitesinde merdiven altı akılalmaz deneydim sonraki vakit notre dame de paris’in kül oluşuna rast gelmişimdir bir yanım doğu almanya’da sosyalist diğer…
-
op.129: eray erkin, yolunu çevirdiğin anda biraver olmak

adını sayıklıyorum gündüz vakti etrafımı saran bembeyaz kar tabakasına doğru yürürken oldukça sessizim beni duyamazsın aslında küskün de değilim bir köşede lüksemburg’un başkentini yokluyor ellerin diğer köşede şili’de okyanusu dalgalandıran deprem bakışlarına rast geliyorum sağ kalan ilk insan oluyorum bir sonraki gün enkazda aranıyorum ispanya’nın faşist iktidarı varken pan’in labirentinde hayalperest bir çocuk oluyorum başka…
-
op.119: ufka doğru on altı satır

eray erkin, ocak 2022 sensiz ilerleyemiyorum ufka gözlerim kanatlı gözlerim henüz bir tank görmedi bir komutan gördü bir de şafak alnımda sana ulaşmak yazıyordu bir sabah yüzümü yanlışlıkla yıkadım havlu dokunmadı bir daha su serpilmedi gözyaşları yeterliydi orda çiçek topladım türevi nedir bilmeden birkaç köpeğin burnuna elimi koklattım ben olduğumu iki canlı da hissetmedi bu…
-
op.108: victoria’yı birinci anma günü

eray erkin, kasım 2021 döngümde varsayılansın victoria iç savaşımda beyaz bayrak kaldırdım meydanda yoksun yalnızca seni bir dönem anmakta gecikmiştim kenan ülkesinden babil’e sürgün edilen bir komşunken ya da nasıra’da tüccar bir bakıma dünya temelindeki değişimleri yaşamışım medine’de ruhsal indirgemeleri gözlüyorum değişimini anlayamadım süveyş’ten mısır’ı izliyorum seni milat kılanı henüz bulamadım gotama buda’yı dinliyorum bana…