Kategori: opus
-

op.378: esra dökmen – nerede kalmıştık*
özgürü değil suçlusuyuz aşkın yakarışıyız yolların da bilemiyoruz belkifazla lâik miyim lan lanlirikten popbeske kayıyorum amman aman. anlatmak isteyip vazgeçmekten başlayıncaevler uzak geliyor bana artık sıraakın akın gelen çin ordusuna anlattığım tahmin etme oyununda. hoş geldiniz efendimbu neticesi belli duruşmalar da sizi aynı…
-

op.377: enes sarı – olsa olsa ne olup ve gelip gidenler*
istemeden dönüştük istediğimiz ne varsa ayağımıza kadar getirdiler ücralarıönyargılar vardı ön sevişmeler, getirdiler önünü de alamadıkbunca yaylım arasında azım sanıyorum bensesaysak nüfusu tek tek ve aslında o kadarbir o kadar geç kalınmış gel alışkanlığıderin yara ölçümü çukrun irili ufaklı bütün…
-

op.375: ada çelen dilmen – halam gençken taşınır demişti*
Çamurdan kale yaptığımız zamanlar henüz bitmedi(Ve yine de o kalede artık kimse yaşamıyor)Bazen yokluyorum duvarlarını ama hep Sığ sulara dönüp omuzlarımdan göğe taşıyor …
-

op.372: talha kutay – otuz beşe on kala kalemin şakıdığı*
Güneşin doğuşu bir beklenendir bazı yürekler için. Bazıları içinse gelmesi istenmeyen astrolojik bir olaydır, astroloji nedir, pek bilinmese de. Annesi ölen biri, sevmez doğmasını. Çünkü bilir ki cenaze işleri mesaiye başlar, güneşin doğmasıyla. Karanlık anneciğiyle birlikte olmanın tek koşuludur, her…
-

op.370: feyza menteş – yirmi dört*
Kalbimdeki mezbahayla bütünleşti toprak. Yoksunluk sınırlarında gezinirken yüzyıldır koruduğum delilik. Korkunç bir ihtilal kopardı geceyi ellerimden. Ateş aldı mürekkep. Şarjörü dolduran gözlerimdi, sözlüklere daldım. Dirim, ulu ve yalnızdı. Sefil ve şehvetli gömüldüm ben. Ebedi huzursuzluk açtı göğüs kafesimi, ebedi huzursuzluğun eziyeti…
-

op.337: adem fatih kılıç – kapılar kapalı gurmesi*
mmmmm damağımdaki tuzlu su mmmmm ne bomba içinde boğulmanın sıcak, yumuşak, çarşılarda enflasyonla kriz titrekliğiyle, yürü adımın izi solur korurdum dilenmeseydi dursaydı da tümmmmm kötülüklerden onu mmmmm yatağımdaki soğuk gıcırtı mmmmm iklimim budur öğrenmiştim sert sivri o kavisli cisim hiçliğm…
-

op.185: feyza menteş, nakil
Hiç değilse henüz çok erken kalkmasam, bir sabah uyansam ve beyaza çalsa kamburum, üzerine serpilen topraktan kurtulduğunda. Aklım başıma hep acıyla devşirmese de pişmanlıktan doğan yasım, hayal kırıklığı büyütmese. Bir sabah uyansam da koskocaman bir kadın olsam, yıpratmasa beni, gece…
-

op.184: yakup diker, ne kimse ne de stalin
Bu vakitte zaman senle göğsün arasında İyi bak kendine / kendini dinle İyi futbol oynardın oysa Hayata karşı kaleci yapmışlar seni. Bak bir kez daha düşecek bu sözcük İnsanların hizasına Turuncu bir rengi düşle Ardından durulan göğün renginde. – Uzaktan…
-

op.182: hazar izgi, reklamlar
reytingleri düşmüş şiirimindram katmam gereklibirkaç sürpriz sonkavuşamayan aşıkları kavuştururumbelki birisi öl.. REKLAMLARuyuştu mu beynin?kaçıncı engelde düştü favori yarış.. REKLAMLARdüşünmene izin vermedim, alt kanalda fuhuş üst katında satılık gazateci.hepsinin ticaret olduğunu anl.. REKLAMLARtencerende pişer pirinç,teknik öğren bıçak öyle mi tutulur?etler kanlı…
-

op.181: talha yakup atlı, ters düz 2
Çevrimiçi Düzenleme.Digital edit-Dijital düzenlemeSketchbook’ta tasarlandı.Designed by using Sketchbook.A4 300 Dpi715×895 , 842.4kb/09.08.2022
-

op.180: yakup diker, her şey ödünç mayıs gibi
Eve dönen bir çığlığın sonrasıydı unutulan her yüz Güneş kurulanır, deniz kendi tuzunda susardı. Bizi bıraksalar bir şeyler düzelecek gibiydi Bazı peronları dolacak otogarların Meyvelerin sevilmeyen tarafına ilanı aşklar sunulacaktı. Uzak yerlere gidilen bir yol olmalı anne kalpleri Mavi balkonlardan…
-

op.179: feyza menteş, durmak geliyor içimden
Hayat durdu. Hızlı manevralarıyla bağışıklık kazanan dünya, durdu. Yüzümün çizgilerinde viraj alan yaşlar, eskilerin dip bataklığına varmadan kurudu. Ölü parmaklarımın yetişemediği lambalar kapandı ve seyrederken yaşayanları, söndü ışıklarım. Hiçbir şey değişmiyor diye ağlardım eskiden, eskiden çok ağlardım. Durmakla tükeniyor diye…
-

op.177: meva yağmur, okul eğitime yaylım ateşte
Okullar, kurumların içine doğan ve yine aynı kurumlarda “zorunlu” olarak var olmaya çalışırken belki de yitip giden insanların alışveriş merkezidir. Zamanın havada asılı kaldığı bu mekanlarda kurumsallaşmış olan yaşam, bireyi alışverişe memur ediyor. Nitekim öğretmenler, burada bir tüccar gibi müfredat…
-

op.176: eray erkin, lady writer – ii
yarı yolda bıraktım üç beş anı yürüdüğün her yolların neticesine kanaat getirmiyor kaldırımlar çünkü bir kuş kadar hafiftin bunu ancak sarfiyatlardan sonra görebilirdim derya deniz kadar uçsuz bucaksız olmuştun söyle şimdi sana ne oldu? önceden hiç böyle değildin lady writer…
-

op.175: memozan, demirbaş battaniye
düşünür bizi nazım nasıl çıkarız aydınlığa yanmasan yanmasak bir ihtimal sızıp kalsak sabaha karşı düşünür elbet nasıl yürünür düşmeden karlı bir ormanda düşünür nazım 160’la geçerken boğazdan boğazına kadar öpüşmeyi dilli ve milli düşünür çünkü güzeldir ümitlidir eyvallah tahir ile…
-

op.174: emrecan doğan, balkondaki adam
Sahne 1 – Başlangıç Anlatıcı: Balkondaki adam, ne evin içine aittir ne de evin dışına, yani sokağa aittir. O, her iki tarafa da ait olamamış bir gariptir. Sahne 2 – Mutfak Ses: Yere basan düzensiz terlik sesleri. Çaydanlığın içinde su…



