ana sayfa*

NELER VAR?

  • op.465: tevfik kanoğlu – neet hamza*

    ailen sana geçim sağlıyorbesininharçlığınve barınman hep onlardanyıllarca kendini kandırdınbir patrona kul olacağımaanadan babadan dilenirimdaha onurlu dedin yine yıllarcakendi mizacındanarkadaşlar edindinbaba parası yiyenher şeyelüzumlu lüzumsuz kulp bulanaylaklıkta bir heyecan görentekinsiz ve harap olandantutku duyan oysatoplum içindeki bu yalnızlığınnedir hamzabiliyorsun tekbaşınalıkbaşkalarının varlığındadaha hissedilir bir duyumsırf kendi ağırlığın altında ezilmeyesin diyeyükünü senin gibi olana devrettin debunda ne buldun…

    READ MORE

  • op.464: esra kuş – an sızı-n geçti*

    üç aydır kurt görüyorum rüyamda,kurda kurt bu”ya* hayat beni gör yeridir,B bloktan geçiş dilediğin bloğa,senin olmaz çünkü senin olursa benim olmaz,bu geçişlerde gençsindir ve sütün bozulmamıştır daha -daha bozulmayan ne kaldıysayorgun ve renkli ağrıların adam açtığı bozukluktur ve hiç önemsemezsinkolay geçmese de gençsin,eklediğin bir turna kuşusun,-dun kuşuydun Milas diplerinden te buraya kadar,oradan kalkıp uçmaya yeltenen…

    READ MORE

  • op.463: sylvan clownson – öğrenci akbili*

    Öğrenci Akbili Girdiğiniz para size girildi. Mutlu bir aile sofrası, bürokratik bir kabusa dönüşmeden hemen önce oğlum hafif sıkılgan bir tavırla öğrenci kartını kaybettiğini söyledi. O tavırları zorlamayı hep sevmişimdir. Ciddi bir surat. Neden? Hafif bir sorgu. Nasıl? Ve en gergin anda hayatın gerçekleri hakkında kısa bir nutuk. ”Ben çocuğuma bir akbil çıkartamayacak adam mıyım…

    READ MORE

  • op.462: zülâl menekşe – boynuzluyu indirdim*

    parayı yaptı ikon, ikonu yaptı parahepinizin yükünü secdelerle belledimdünya bende sonradan nüksettiölçüye ayılıp boynuzluyu indirdim yadsımadım bilgeliğinialaycı doğrularını, kibirli acımalarınımelankolik sefahat akşamlarının seyrindeeline bir meyve, bir bıçak veripakan kanında aklamadım esrik varlığımı putları yıkamadım, sözlerimle evirdimher dikenine dilimin bir tapınç beğendimgürül gürül evren, usul usul düzenyabanın yurtta kutsalı yokturistence asılıp boynuzluyu indirdim derli toplu harap…

    READ MORE

NELER VAR?

  • op.461: tuba tanrıverdi – gürültüye ağıt*

    Bütün aynaları sırtından vurdum bugün Kırıldı zamanın dilsiz yansıması Sabahın yüzünü sürdüm hüznümün güzüne Yoruldum maskaraların karasından İnce ve kısa kalsın kirpiklerim  Kendi içine bükülen keskin bir sızı Yatağımdan kendime taşan  nehirlerim Rüzgârımın uğultusuna yaslasam sırtımı Düşlerim serinliğinde uzak yazların  Yerini arıyor hiçlikte asılı kalmış harflerim Yankısında kaybolan eski seslerce dinliyor beni Pencereden sızan tekinsiz gece, saklamış  yıldızlarını Sığamadım ki gölgeme dar saatlerde  Duyamıyorum yolumu Çok gürültülü dönüyor dünya artık anne   

    READ MORE

  • op.460: nilden içağasıoğlu – arafın mührü*

    Şehir, paslı bir dişli gibi gıcırdayarak dönen yozlaşmış bir çarkın dişlileri arasında eziliyordu. Elena, cinayet büronun en keskin zekalı dedektifi olarak bu mekanizmanın içinde rasyonel kalmaya çalışan tek parçaydı; yalanı bir kilometre öteden sezer, delilleri bir sarraf titizliğiyle işlerdi. Önündeki masada duran dosya ise şehre korku salan, “Kuyumcu” lakaplı bir katilin son “eserine” aitti. Kuyumcu…

    READ MORE