Etiket: enes sarı
-
op.377: enes sarı – olsa olsa ne olup ve gelip gidenler*

istemeden dönüştük istediğimiz ne varsa ayağımıza kadar getirdiler ücralarıönyargılar vardı ön sevişmeler, getirdiler önünü de alamadıkbunca yaylım arasında azım sanıyorum bensesaysak nüfusu tek tek ve aslında o kadarbir o kadar geç kalınmış gel alışkanlığıderin yara ölçümü çukrun irili ufaklı bütün boyutlarıgörüş açısı yoktu erozyonu altında haklılığın durup düşündüm tersine yapılabilecek olanlarıgöç ya da hep o…
-
op.373: enes sarı – olsa olsa ne olup ve bitenler*

içimiçinde hırçın havalar dolanırken nasıl da gitgide ağırlaştı öyleher şey yerli yerindekatlı kıyafetler zarflar düğün konvoyundan çıkıp eve dönüş burukluğubir bir başınalık hissivahdettin yahut kendi kendimin mandası ki pek farkıolmayacaktırvakit kaybetmeden geçmeyen vakitler nereye gitsen aynıdırmemuriyet gibi hani devletten halkına babadan oğula senden bana geçenne varsa ulu ama ortada olmayan ki ortalıkta bir bağırtıdır gidiyor…
-
op.167: enes sarı, kırmızı tebeşirli bir her şey portresi

auguste rodin’in de diline gelmiş olacak ki, yamaları bir bir açılıyor derinin görünen o ki hayli iz sürülmüş üzerinde sesler ve resmedilenler kesik kesik aktarılmış yeryüzüne hayret! neyi bilmeye kalktıysam kapıma konan emanet avazın sokağa çıkarılışı çehremi çevreleyen izlerdeki karaltı içten içe kırılarak geçiveren ışık hangi parçalanmış rengin yansısı bu karmakarıştıran beni taşınmakta olan binlerce…
-
op.76: yangın yeri viyana

enes sarı, haziran 2020 Adamlar peydahlayan aynı adımı sana adamıştımSürgündeSabit süreğenlikte süreSürgündeGeçmek bilmez mişli geçmiş ve meyli batı’yaYüzün daha görülmemiş antarktikaların şaşkınlığındaÇevir yüzünüBoynunu kurban et amedeo’yaBoynun boyunu geçtiğinde afrika’nın maskları asılırHeykeller hareketlenir, pazuları usturalanır us yokluğundaUs yok ve tin, sığ ise öz tığ inceliğinde olsa da nafileVe velvele, gidebilmek galilei ile gaile bir merküreYerküre kafi…
-
op.44: bir dizi pakt ya da annemin boğazındaki o yavrum tümörü

enes sarı, kasım 2020 açıldığı halde aşılmamış yol uğradığında yolcuya ziyaretin kısas’ı makbuldür diyerek vicdanı ile cüretini baş başa bırakıp beni gördün, beni gösterdin fakat yürütemedin ayakları yoktun fakat işaret edilen her noktada bir kendini bulmuşluğa, işaret edilen her yeri evine benzetme çabası ve her evin alçısına geçerek yolun bölünmüş bütün uzantıları sirayet edecek yolcuya. haliyle, vücudun ağırlaştığı anlarda yüklü taşıtlarla dönülür kavşaklarşeritin ortası seçilir boşlukta bu aşikâr, varılacak durak aşk olsa da vasıtası kârkapının çalmayan tarafında biriken ince uzun parmaklar ve ince uzun yollar bir vücut çıkaracak uzuvlarımdanartık yürüyemeyeceğim fakat başka ayaklar sallayacak beni başka yollarda. yönelime irade karışmamışsa idaresi zor olacaktır yönetimin bölüş ve parçalanış yapbozun önümüze serdiği resimdeki kesik damarlara tekrar tutunma mecburiyeti beni sizler yarattınız umarım yaradanı aratmazsınızbeni sizler yarattınız umarım kendimi aratmazsınız korkusuyla bir daha parçalanmagitmeler kadar kolay olmayan gelmeler çekimlenir burada: bu geçmiş zaman hikayesiher gelecek geçmişinden çekinir bu tarihin rivayetiyani rehavetin yeri hazırlanırsa erkenden yeryüzündedoğduktan sonra doğrulmamız zaman alacak fakat sonunda emekleyecek her yetişkin. baktığında kâle alınmayan kale olunca kırık duvarlarının ardında bataklıkta onu aşabilmek için gösterilen gayretin görünmez olduğunu bilerek yer, çekimine mağlup olarak kendi yalnızlığına çekilecek. hayatın hayalarını ovaladıkça çıkması beklenen ecinne sürüklerken ecele, kulaçları tersine atmak dikine yüzmek deriyi bu şekilde incelterek derinlerden yüzeye yani köyümden havai kentlere diz çökerek ya da oturtarak dizlerime, ya pakt ya da annemin boğazındaki o yavrum tümörüannemin boğazındaki o yavruların terörü silinmedikçe dizelerimdebir vücut, artık çıkacak uzuvlarımdanartık üreyemeyeceğim fakat başka ayaklar sallayacak yavrularımı başka ağızlarda.