Etiket: opus arşiv
-
OP.412: ada çelen dilmen – elmas ve toz*

“Şerefe!” “Aşka ve de dostluğa!” Şıngır mıngır. Gluk gluk. Takır tukur. Genizlerimizi cayır cayır yakan ve yemek borumuzdan midemize sıcacık eden, kadınların bordo renk ojeleriyle tutup tokuşturduğu, ufak acıları unutturan ve kederlere katık olan bütün o viskiler. Serin ve gürültülü apartman barları. Yıldızlı geceler ve yanaklardan süzülen gözyaşları. Buruk ve fırtınalı kahkalar, bağırarak ve de…
-
op.105: benim üç gün intiharım

adem üren, mart 2020 O ölümü süsleyen aynalara benibir bir bölüşür her neyle anılmışsamkaraborsa, sevdayı da kendinden üstün görmekbir elini kaldırsan da göğeihtiyacını duymaz hiçbir öğrenci.korku, saçlarını taradığın tarakbir tokada öfkeyi sıralayan ikinci eli doğanınanladım artık hasret kuşağımı kurcalamaz. Bildiğim bir şeyler vardevamlı bildiğim bir şeyler varacı, anonim hale gelmeyinceye dek çekilmesi yasakkimsenin ortasında olmak…
-
op.94: rica

emre ay, mart 2020 savaştan kalma bir tüfek gibiduruyorum anılarımın karşısındaanılartercümesi en zor olantekliyorum daha ağzımı bile açmadan içim geniş uçurumlar besliyor düşmeleriylehafızamda görkemli acılar koleksiyonuunutulmaktan kısaldı yollarımoysa hep birileri bekliyordur diyetılsımlı soluklarla tıklamıştım bütün kapılarıkapı kollarında sıcaklığı gitmelerinsırtlarında terk edilişlerden yapma soğuklukbendim yeminli askeri kapı önlerinde beklemeninkimsecikler gelmedi savamadım sıramı göksüz kalmış bir kuş…
-
op.86: itham ya da tuhaf şeyler takvimi – bir

kazım baran yılmaz, eylül 2021 yirmili yaşların başındayım. evdekilerin narkotik şube ekibi gibi peşimde dolandığı, ben uyurken ceplerimi cüzdanımı filan kontrol ettiği ve konu komşu sohbetlerinde bizim oğlan eve kafası güzel geliyor ama ağzı içki kokmuyor, dedikleri günler. sentetik asidin etkisi, gelecek kaygısı, çevresel birkaç faktör ve içimdeki buhranın yardımıyla intihar etmeye karar verdim. gürültülü…
-
op.83: greenlerin büyükşehir maceraları

cihan adıman, mart 2020 merdiven üstlerinde oturuyor şehirliler v.baba gençliğinde nasırlar biriktirmişinşaatlardan kalma bir yük binmiş sırtına -fıtıkgençliğini iliştirmiş aynanın kenarınasaçları kıvırcık-siyahne devrim ne darbe geçmiş saçları arasından kıvırcık-siyah, baba ahalinin ortasında karıştırıyor saçlarınıserçe parmağını bırakmış binalardataşları diziyor dörtlü masanın üstüne baba ahalinin ortasında karıştırıyor saçlarını y.merdiven üstlerinde seyretme oyunu insanlar birikiyor büyük takvimin yaprağınagünlerle…
-
op.81: gittikçe bozuluyor sesim. gayrım yetiş

yusuf araf, mart 2020 #1 su yadırgıyor kendini tenimde. yaralıyor dediklerimi, diyeceklerimi örseliyor yeniden.değil uzanıp dindiğim kahrın o ağızdan çıktığı için yıkadığı şeyde terk. hiç yoktu olacağı güzel yüzümde gülen hüznün hükmü. ola ki çağrıldım. ola ki bilindim çarşının ortasında, kahraman ellerle bilindim, korkak sözlerle ya da şeyler tanıdı gündüz körü gölgemdeki aksi.önemi miydi olup…
-
op.79: ”hariç” şiire ”dahil”

yiğit ergün, nisan 2020 Emre Ay, 1994 yılında doğdu. Gazi Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümünü ve Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümünü bitirdi. Vurgu Edebiyat Dergisinin editörlüğünü yürütmektedir. “Hariç” (2019) adlı şiir kitabı yayımlandı. İstanbul’da yaşamaktadır. -“yutkunma” şiirinde şu iki dize geçiyor :“geniş korkulardır göğsümü daraltan / göğsüm incelik için tek solukluk” İnceliğe hasret…
-
op.78: kazım baran yılmaz’dan, davut değilim

işaret kuşağı, nisan 2020 çok yanlış anlaşılmış bir hikayeden geliyorumterazimin tarttığı kum kadar mülk sahibiyimgittiğim her yerin uzak olması gibi bir kusuru var. kazım baran yılmaz’ ın işaret kuşağı kapsamında çıkacak yeni kitabı ‘davut değilim’, yakında
-
op.77: siyah giyen kadınlar ve hayaletler beyazdır

fatih kök, nisan 2020 Karnım epey acıkmış olmalı, sabah tıkıştırdığım poğaçadan başka bir şey girmedi mideme. Hava kararmış. Burada zaten erken akşam oluyor, bir şeyler yemek istemiyordum; hele ciğer, kebap neyim görmek bile istemiyordum. Dışarı attım kendimi, Dağ Kapı’ya doğru yürüyordum. Bu şehrin de meydanı betondandı, yalnız biraz fazla polis süsü verilmiş taşlar. Kaleleri olmayan…
-
op.76: yangın yeri viyana

enes sarı, haziran 2020 Adamlar peydahlayan aynı adımı sana adamıştımSürgündeSabit süreğenlikte süreSürgündeGeçmek bilmez mişli geçmiş ve meyli batı’yaYüzün daha görülmemiş antarktikaların şaşkınlığındaÇevir yüzünüBoynunu kurban et amedeo’yaBoynun boyunu geçtiğinde afrika’nın maskları asılırHeykeller hareketlenir, pazuları usturalanır us yokluğundaUs yok ve tin, sığ ise öz tığ inceliğinde olsa da nafileVe velvele, gidebilmek galilei ile gaile bir merküreYerküre kafi…
-
op.75: büyülü nesne

semih yıldız, nisan 2020 Abim kayboldu. Abimin kaybolduğu gün, kasabamızın merkezinde bulunan dört yolun adacığına belediyenin vinci bir heykel indirdi. Adı, Küre. 7-8 metrelik, siyah, kusursuz orantısıyla bir küptü bu heykel. Abimin adı Mutlu. Ama abim tanıdığım en çekilmez, huysuz ve bir o kadar da mutsuz adamdı. Bu konuda kasabada hayli ünlüydü. Küre geldi, abim…
-
op.74: şurada

aytaç ars, mayıs 2020 Açacak burada mı peki? Değil.Fakat açacak neden burada değil Ve yine derine inmeye çalışan boğa bocaladıSadece cevizlerin içine saklanınca korkusu geçenHer birimiz farklı okumalıydı şelaleden akan paragrafı Halının altına bakınKangurunun aceleci anneliğini pekiştiren asimetrik kesimeZıplayabilirsek kaçarız ormandanÇünkü derine inen boğa boğuldu Boğa boğuldu Boğa boğuldu Nasıl da ağzımız doluyor harfleri bir…
-
op.73: külleri savrulan yazar: jorge amado (10.8.1912 – 6.8.2001)

mustafa suphi, mayıs 2020 Brezilya’nın şehirlerinden Bahia’nın sokaklarını karış karış bilirim. Hatta köylerine kadar. Hırsızlarını, ayyaşlarını, dar kalçalı melez orospularını, dik yokuşlarında kapı önlerinde oturan dul kadınlarını, her fırsatta kocasını aldatan Terasa’yı, yaşlı horoz Justin’i, kumsalda aşkı kovalayan genç kızlar ve genç erkeklerini… Neydi beni böylesine Bahia şehrine aşık edecek unsur ? Elbette Latin Amerikan…
-
op.72: phoenix

kenan albustanlı, mayıs 2020 -benden külateş de benden – geldiğin yertoprak duvarkuştüyü yastıkdeğil mi zaten gözü büyümüş, ağzı oval şu aklımınyarı kaçık zührevi çiçeklerive altında aydın ve çığırtkanlığınakarata yaklaştıkça artanpeygamberdevesi şarkılarırenk renk mantarları şemsiye bellemişbir kraliçe, bir de işçizaten adın, adımadeğmez diye devrimveya devinim benim zaten bir dala tutunamayışımbir daldan sayılmayışım ateşten kanadı olgunluk seviyesine…
-
op.71: başıma ne gelecekse

çağın özbilgi, temmuz 2020 * annem çiçekli çayırlardan kimi toplar?adım anılmayacaksa ölmeliyimadımlarım gerisingeri uslanmayaben o göğüs boşluğuyum inceliğeben o romantik kuş ezgileriaklım beş karış havada / kargalarla aram pekiyi değilötüşüne imrendiğim ağaçlaryaslı, sonbahar düğün ertesi olmayayani yalnızım, yani yıkıkçarem harabeler inleten kitaplar okumakdevasa aynalarda kırılmak sözcüklerlegömlek cebimde taşıdığım fiyaskoylaağır geliyorum hayata / ama nafilegıcık oluyorum…
-
op.70: içimde bir dağ

hatice kübra öktem, ağustos 2020 bazen diyorumyüzümdeki lekelerin yerinikalbimdekiler almasaymışçıkmayan lekelerkapanmayan oyuklarhala akan yaralarsonu olsaymış bütün bunların da hayatınhayatımı bir melodinin içinde geçirebilecekfazladan bir şıkkı olmalıymışbaşı şişenlerçok yorulanlaryaralarından yerinde duramayanlarbaşını alıp alıp oraya gidebilmeliymiş bazen diyorumşarkılardan başka tutunacak dalımız kalmamışneden göğe uzadıkça kesmişler ki bizidaha çabuk ve taze büyüyelim diyeyse evethakları var ama böyle değilyine…



