Etiket: yiğit ergün
-
op.444: yiğit ergün – şimdi sen olmadan*

rengarenk teneşir sanki düşümde kukla oynatıyordudağın en zor paragraf , aç aç bitmiyor…seferler başlıyor, ben durmuş sana inanıyorum.. sen gördüğüm en tatlı şeybitiyorumm allah’ım, o nasıl oje’yhiss-i kablel vukùmsun peyderpey sıfırdan tertemiz bir başlangıç istiyorum gece oluyor karanlığı biraz kısıyorumyerinde durmuyor evliyalar, voltaya çıkıyorlar kar içime içime yağıyor, bu işte bir hile var ah be güzelim, bu ne keskin…
-
op.248: yiğit ergün, aşka altın vuruş*

kaskatı duruyorum. beni çözmene ihtiyacım varsürekli aynı şarkı çalıyor.. sanırım sen gelene kadar susmayacakaykırılıktan yoruldum. ayrık otlarım ölü.güneşin doğuşunu seyretmeyeli bilmem kaç mevsim oldu? fikrin yağmalıyor odalarısesini unutmak ne mümkünonca psikoz dururken sende deliriyor ruhumsana söyleyemediklerim kalemime dökülüyorseni bütünleyen her harf bir mıh gibi güncemde çakılısana dokunamadıklarından ellerim hep tedirginsen olmadığından kanıyor takvim yaprakları hayal…
-
op.151: yiğit ergün, borderline sonat

I. el de sensin âlem de şu tepede esen rüzgâr sensin içinde yandığın yangın, altında kaldığın çığ boğazının düğümlendiği ezber senin her gün sabah manşetlerini dolduran omurganın sahibisin bilinçaltımın altını üstünü getiriyor gidişin buna felsefede anlam arıyorum, anlam arayışımı sikeyim felsefesinden öte gitmiyor, varken yoksun. yokken varım. paradoksu odunsu bir ikilem, kamuoyunun politik filtre kancıklığı…
-
op.126: yiğit ergün, kuşatmanın anatomisi

karaltı ışıklarına ayrıldığında bir ben parçalandı yolumdaki patikaları ayarttı güneş içimdeki yılkı o ân şaha kalktı dümen bilmez bir vurgun, sahibesine küskün âh viranlar yılgın, belirsizlik curnatası.. tıpkı kalkıp gelmişim gibi diri ve haftasonları kadar şen cuma neşesi, pazartesi sıkkınlığı bir yazgı, bir bir yazılı -diye buyurdu şaman gökte değildi, yeraltınındı zaman hunharca bileğini büktü…
-
op.57: çürük hava

yiğit ergün, ocak 2020 tasmamı kendim taktım yolumu kendim seçtimeğil zamanı şimdi bir hatadadöşediğim köprü ayakları batarken kaburgamarüyam tedbirgünüm kamçılama asılı duvarakaçmıştım gelgeç ilişkilerdenkaçmıştık beraber, kaç? tanrımı yakama bağlamıştımoynamıştım da gülüpbozarıp ağlamıştımhayat her kucaklamasında bir yerlerimi yuvarladı, anlamadımsefer uzadı her seferindedelik büyüdü söz nallandıbulutlar şehrin efkarından nem kapıp üstümüze yağdıhatırla, yazdı yalınayak sevişmiştikkıştı karaşın bağlamıştıkhazanı…
-
op.47: aynada otopsi – vııı

yiğit ergün, ocak 2021 şimdilik bana tanınan sınırlara üzgünüm. özgürlüğün tanımını yapmanın zor olduğu neş’esiz meşgale günlerim. keçilerinden gına gelen meşesiz bir patikadayım. boynum giderek omurgasını esnetiyor. kaynar başlıklı acılarla alelacele sevişiyoruz. bilmem bir yerden tanışıyor muyuz? salıncağı felsefenin kasıklarına bağlayıp, solungacı aşkın gırtlağına dikip, delik bir mavnada karavana yol alıyoruz. iki incir düşünce hemen…
-
op.36: safra kuyusu – i/ checkpoint

yiğit ergün, mart 2021 hadi bakalım harikalar, soyunun diyarınızı. açılsın perdeler ufak ufak ve yerini alsın oyuncu. nerede ruhumu dijital amforalara işlettirecek keskin cazibe? o geri sayımların veteranı, oyunun sürpriz kurucusu. şehveti taşmaklı, sesi alacaklı.. o geceyi kaldırımlardan yalayan kanatlı süpürge. tenim uyumsuz gezegene ve sağalmayı bekleyen çok atık var düşümde. yüzüm epeydir gülsüz, toplum çoktandır diken. daldığım bahçe uğursuz, gangbang istiyor sistem. balık bozuk çıkıyor ve bozguna uğruyor listem. ağzımda bereketli hayaller sulanıyor, içimde derin bir…
-
op.20: safra kuyusu – III / ne’yaptın

yiğit ergün, mayıs 2021 yıldızlara çıkıyorum, göğü alta çekiyorum. koltuğumu kolluyorum ama koltukaltım pişik. ne yapalım hafız, keder de bizi böyle düzmüş.. zaman aşmış, liman çökmüş. üzerime afiyet bir azgınlık gelmiş. tanrı ya da tanrılar beni bu çağa fırlatmakla iyi halt etmiş. dilim durduğu yerde bileniyor habire, geçmişe geçmemişe geçirene ve geçmeyene. derim nasıl kaşıntılı…
-
op.08: yerlinin yerini unuttuğu yer

yiğit ergün, mart 2020 iri bir boşluk eyle banahavalansın oyuklarım birazkaldır fayların eteğinidans etmeyi öğret sudagüneşle tanışmamış zerrelerimbırak gömülsün koynundaki kaynağaama acıtıyor geçmedikçe yaraacıyor biriken lavra, bozuyorbıkkın ifadeli benzimi altın ayarda biz sürece bakanlar uslanmadık ağrı saymaktandışarıyı deniz odayı küpeşte sandığımız bu günlerdeyumuşaklığın keşfi ergenliğin vıcık voltajıakıp durdu güdümlü manşetlerçıktım, çıktığım balkondubalkon benden erken büyüyordu…