Kategori: usame yördem
-
op.268: usame yördem, bir şey yaptım hiçbir şey için*

Yapabileceğim en iyi şeyi yaptım ve âşık oldum. Geceden kalma çayı, ocakta yeniden ısıtırken, bayatlığın verdiği acıyı, daha bardağa döker dökmez hissederken anladım aşkı. Taze bir şeylere ihtiyacım varmış gibi bir duygu sarsmıştı önce beni. Uyandırmıştı, sensiz sabahlardan. Artık bir arada uyanacak olmayı öğretmişti. Bu biraz yaşıyor olmak demekti, iyi bilirsin. Kendimi uzun bir yol…
-
op.225: usame yördem, esneme dersleri*

Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Çok yazdı, terliyordum /yanında kim vardı, ardında ve sağında? KİM?Beni görmezden gelirsen kimse kalmazdı /önemi yoktu nemin, bir yerde…
-
op.216: usame yördem, seni seviyoruma verilebilecek cevaplar yahut alternatif ölme biçemleri*

Seni seviyorum’a ne oldu?Ne oldu, böyle uzun ve uzak sözcüklerin düz bir anlatımda kullanımına? Delirmiş ellerle yazmaya teşne şeyler;Bu ne demekti diye bakarken sözlükten,Kuru mu, yavan mı, ne olduğunu kestiremediğim,Anlamlar kurmuş ve eski bir yalnızlığı unutmuştum. Yontuyordum, olmamışlığı.Olmamıştık, bu ne demekti? Yan yanaydık ama bir o kadar uzak,Şeyler biraz bilinmezdi, biraz uzun atlaslar,Biraz başımı dizine…
-
op.201: usame yördem, burada olmalıydın anları*

O’na… Keşke bu kadar keşke dememiş olsaydım. Bir dal olur kırılan ve yerde; insandan olma, ona tutunmak şöyle ayrık dururdu, kaybın icadıyla ve hayatıyla.Orada durur ve şöyle derdim hayta hayata: aşılmadık şeylerin ilki, bana ne demişti? Burada olurdun ve aksardı hep cümleler.Sanki başka türlü olacakmış duyguları, belki zamanları, geçmeyen şeyler ve bungu,Çağırtılar ve yanındayımlar; artık…
-
op.193: usame yördem, ondurucu

“Unutulmuş gibiyim ben. Ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir. Bilmem ki, nasıl anlatılmalı. Yalnız bile değilim.” (Edip Cansever) Annesini kaybetmesinin üzerinden on gün geçmişti. İçinde bir boşluk büyüyordu. Zihnindeki bütün düşünceler yarılıyordu sanki çepeçevre. Ne yapacağını bilemiyordu. Babasına bakıyordu. Ne yapacağını bilememenin en büyük riski, her şeyi yapabilmeye aday olmaktı. Farkındaydı. Gözleriyle “Neye teşebbüs ediyoruz…
