Etiket: işaret kuşağı
-
op.443: adem üren – bir gül eksik, bir katil fazla*

Oldun bir rehber, yanlış yeri gösterdin. Oldun aslında bir def ve ellerinden yırtıldı. Bu kar, bu dünya, bu açıklık ancak sana yeter. Yandım ki kollarım kalkmaz olsa da, Zebur’un ve Davud’un ağzında bir laf aradım. Dedim ki: İyi olacaksam, bu dermanını denize yatır, istemem, sağ ol. Sen annenin elindeki nakışın tek örneğisin. Güldün, ikna olunmaz bir akşamüstü. İnat ettim, sonra inkâr ettim,…
-
op.357: adem üren – asesinos y rosas*

büyük bahçelerde elleri olmayan bir bahçıvan içinkudurmuş bir evsahibisin.bak bu bir iklim değilhayata dayanmanın kırsallığı ben o türküyü iyi bilir iyi söylerimneye karşılık gelir yaşamançiçekler açtın da toprağın çamur ey tanıdığı olmayan/konuşurken ağzını arayantutunmak için bir dal diye ormanlar yakanbu bir isyan da değildircetvele ve ölçeğe hileyledayanmanın ustalığı. bir amatör özgüveniyle yaklaştım bu boğayabir yanda …
-
op.337: adem fatih kılıç – kapılar kapalı gurmesi*

mmmmm damağımdaki tuzlu su mmmmm ne bomba içinde boğulmanın sıcak, yumuşak, çarşılarda enflasyonla kriz titrekliğiyle, yürü adımın izi solur korurdum dilenmeseydi dursaydı da tümmmmm kötülüklerden onu mmmmm yatağımdaki soğuk gıcırtı mmmmm iklimim budur öğrenmiştim sert sivri o kavisli cisim hiçliğm dansın büyüsüne inandı istenç bir kez gülüp hep ağlasaydı da tümmmmm ısıyı aktarırdım ona mmmmm…
-
op.270: adem üren, chanteur*

Sen sıratsız düşündüğünde her seyi mümkün değildirYaşamı bir katilde aklamakNe için öldürülüpNe için yaşatılacağım. İşte bu doğrudan bir kent kültürüBu olabilecek her şeye karşı durmanın mesnevisiBiraz ölmeyi bilen biraz öldürmeyi bilenKimse içinÇayevlerinde, yaşamda ve sanattaOrada olmak/ oralı olmak öyküsüdür. Türkiye’de bir sabah doğrudan bir sabah değildir artıkNasıl öfkeli nasıl bir yere gitmemenin kararıysa buGirdiğin sokakta…
-
op.256: alperen koç, emre ay ile söyleşi*

Şiir yazmaya nasıl başladınız ve sizi şiire yönlendiren şey neydi? ” Müziğe karşı büyük ilgim vardı çocukluk yıllarımda. Ezgilerin dünyasında seslerin büyüsüne dalar, kendimi ve rüyamı büyütür dururdum. Zaman içinde bu büyü, geldi sözcüğe dayandı. Sözcüklerin dünyası kadar benim sözcüklerimin dünyası vardı. Bu dünyayı ifade etme arayışı, zamanla şarkı sözü yazmaya itti beni. Özellikle rap…
-
op.205: adem üren, şikayetname*

yıkıldı gövdemde bu bir hipodromdurne yarışın bitimine/ne zulme ne ölümeteslim olabileceğim bilekler yoktur bende nemrut kadar uzağındayım her şeyinbir sevgiye ıslak ağızla yaklaşsamöldüreceğim kesin. düşünmedim hiç böyle kesileceksemdölden diye bir günbu cenap bu et bu açlık aynı anda okunmuyor. çiviyi çiviye çakan/şarkıyı açan/ sesi kısanradyodan ölümsüzlüğü ölümle açıklayanalnındaki kara putlardan daha karayıkılacak bir evin muzafferisin…
-
op.161: emre ay, hep hiç

benden kurşun geçildikıvrımlı boyun soyarken iştahlı çağ gözleriölüm içimde dirildi ertelenmiş vücut hatlarıterli şarkılı ten ataklarıgeçmişi uyandıran geleceği tasarlayanhala en ilkel ama hala en çağdaş nefes aktarımlarıdudakların kelimeler için kullanılmadığıkırışık bir karanlık zamanı herkes dağıldı çıplak aydınlıkta-kaldım kendimde göçmen- savaşan ben değildimben savaş meydanıkan en yakın adım kullanılmadıkça bir elde güle dönüşen silahtımkullanıldımsaçıldım kim bıraktı…
-
op.146: emre ay, ihlal

katı kavganın dalgın caz tadı yanı başındısakındın zamanı kalın karanlık makamındanacı kanı takıldı aklına çağ tanıklığının darmadağınaçık sanılan kapıların ardı artık yalın yanardağı esmer bir ezgi delilikte beklenir dedikrengi derin kesik tenin eksildi beklenmedikbeylik beyit sesin esirliği bezgin eskidinefes keskin değil kesik deli sessiz serinlikten beri övülür ölü sözü gördüm kördüğüm güngüz bölündü dün bütün…
-
op.141: uğur küçükkabaca’nın yarım yüzlü karnaval’ı

bin katlı hüzne ölüler dayanır ancak biraz kısalt şu geceyi hem ne radikal bir burnun var hem ne çöl gözlerin sanılır ki biraz önce yatağından doğrulup dünyanın üzerine eğilen bu karaltı bu günde bilmem kaç kere kimera kendi ülkesinde fırtınalar estirecek! ……………………………………..bir babanın erken ölmesi çocukların hepsine şiirdir çatı çatılmış yerlerde öğüt öğütür çocuklar neyiniz…
-
op.113: *saf olmayan bir ayaklanma kadar güzel

adem üren, aralık 2021 benim aynı şeyi birçok dilde söylemeye cesaretim yok düşlersem devletin dölden daha kaygan ayağını kıracağını devleşmeye ve inatlaşmaya karşı durmayacağını yine de senden ve ondan sakındığım her gün için ecza ve icra getir. (sen çocukları tarladan al okula gönder) marşlar söyle devam adımları bizi aynı anda bir kamyona doldururlar gibi yaşatamazlar de bizi aynı anda bir yerde unutamazlar de bir hatırayı ve karıncayı özenle…
-
op.105: benim üç gün intiharım

adem üren, mart 2020 O ölümü süsleyen aynalara benibir bir bölüşür her neyle anılmışsamkaraborsa, sevdayı da kendinden üstün görmekbir elini kaldırsan da göğeihtiyacını duymaz hiçbir öğrenci.korku, saçlarını taradığın tarakbir tokada öfkeyi sıralayan ikinci eli doğanınanladım artık hasret kuşağımı kurcalamaz. Bildiğim bir şeyler vardevamlı bildiğim bir şeyler varacı, anonim hale gelmeyinceye dek çekilmesi yasakkimsenin ortasında olmak…
-
op.99: fen çiçekleri

adem üren, ekim 2021 en azından rengiolduğum bir şeyler var.sevinci ve hüznü gümüş/durdurulduğunda her dişlinin pastaze kalanın döl/ikna edilene sıkıntı gibi yapışan kara.gün dönsün diye yaşamıyorum. (tam şuramda adresini bildiğim bir şey var. ) burada hep güzel şeyler ölürburada hep güzel şeyler öldürür. keskin ve gavur görünüşün, benibin bıçak çağırsın, biri dağları unut ve kıskanyüzünü…
-
op.94: rica

emre ay, mart 2020 savaştan kalma bir tüfek gibiduruyorum anılarımın karşısındaanılartercümesi en zor olantekliyorum daha ağzımı bile açmadan içim geniş uçurumlar besliyor düşmeleriylehafızamda görkemli acılar koleksiyonuunutulmaktan kısaldı yollarımoysa hep birileri bekliyordur diyetılsımlı soluklarla tıklamıştım bütün kapılarıkapı kollarında sıcaklığı gitmelerinsırtlarında terk edilişlerden yapma soğuklukbendim yeminli askeri kapı önlerinde beklemeninkimsecikler gelmedi savamadım sıramı göksüz kalmış bir kuş…
-
op.86: itham ya da tuhaf şeyler takvimi – bir

kazım baran yılmaz, eylül 2021 yirmili yaşların başındayım. evdekilerin narkotik şube ekibi gibi peşimde dolandığı, ben uyurken ceplerimi cüzdanımı filan kontrol ettiği ve konu komşu sohbetlerinde bizim oğlan eve kafası güzel geliyor ama ağzı içki kokmuyor, dedikleri günler. sentetik asidin etkisi, gelecek kaygısı, çevresel birkaç faktör ve içimdeki buhranın yardımıyla intihar etmeye karar verdim. gürültülü…




