Etiket: şiir
-
op.248: yiğit ergün, aşka altın vuruş*

kaskatı duruyorum. beni çözmene ihtiyacım varsürekli aynı şarkı çalıyor.. sanırım sen gelene kadar susmayacakaykırılıktan yoruldum. ayrık otlarım ölü.güneşin doğuşunu seyretmeyeli bilmem kaç mevsim oldu? fikrin yağmalıyor odalarısesini unutmak ne mümkünonca psikoz dururken sende deliriyor ruhumsana söyleyemediklerim kalemime dökülüyorseni bütünleyen her harf bir mıh gibi güncemde çakılısana dokunamadıklarından ellerim hep tedirginsen olmadığından kanıyor takvim yaprakları hayal…
-
op.247: esra aydan, hipotermi*

Büyü bozulduo deniz bulanıkimmun sistemimin bana verdiği yetkiyledebisi artarak çoğalan iç sesimi çağırıyorumçocuksan hâlâ ve bilincindeysen bununve iki defa düştüysen bir yaranın üstünebildiğin bütün normları unutcanı yananUranüs’ten hızlı soğur Dili karıncalanan bir insanın peltekliği mazur görülebilirveya aklı karışan birinin soykalığıtüm bunlardan muafımbir tüyün kütle hacmiyle meşgulkenüretkenliğim kalabalığım ile ters orantılıkaotik düşüncelerin dilde bıraktığı irritasyoniç denizlerin…
-
op.246: mümtaz alperen çelebi, bir çift göz*

Uyudum,Göğe yakınmayan bir tesadüf,yerçekimi mahkûmlarını güldürenbir muhabbet olarak.Geldi yanaklarıma birer gamze. Yansıttılar:“O derindaldığın kadrajlardaYok artık. Göğün cümbüşünû pastellerle cezbeden.Geldi gümüşünden karaağıt.“Eder bir melal. Dinlendiriliyor nesnelerÂn’a hapsolursak,bir benlik etkinliğine dönüşmesini izleyebilirizKaybolmanın anlam’ıayırt edici sesinde.Eder bir gâzel. Haykırdım kanter yatağımdan çıkarak;-Uyuyanın kaderi miydi gözyaşlarındaboşlukbulmak?” Elimde kalan bir çift göz,Girdi çıktı dengesi allahbullak.
-
op.244: cevat galip tan, dalavere*

Sizin de aklınıza gelmezdi elbet,Öyle iki lafın arasındaYüzüme yüzümeSöylediğiniz şiirleriBenim yazdığım.Hatta,Şaşırmakla haklıydınız daCevat Galip olduğum,Hep bir dalavereHep bir entrika.
-
op.243: çağlar kuzucu, sabah şeker tüketmeyin*

Manavın tezgahından bir şiir yükseliyor;Kavun isteyene kavunKarpuz isteyene karpuz. Bir kadın metroda bir şiir eyliyorTers yönde koşarak yürüyen merdivende An-lam-sız-Kaş-To! Bir adam teknolojinin şiirine müdahale etmesine izin veriyor -Buralar biraz hızlanası- kendisinden başka her şeyden mesulEski diye bir şey yokmuş aslındaSabah şeker tüketmeyinDaha büyük puntolarlaBu şiirin adı olacak aynı zamandaSABAH ŞEKER TÜKETMEYİN -Durul biraz- Bir…
-
op.242: ekin köklü, zarabanda*

habersizdin yıllar önceyeni dünya ağaçlarının yanındayılankavi dallardan sallanırkenateşle ateşin karşılaşacağındanbi’ akım bi’ rüzgâr bi’ çekim zarabanda eskiliği var acılarınınve çözümsüzlük, şömizinde yüzününgöründüğün gibi kokuyorsunalev alıyor sana dönük taraflarım tüm dünyayı gezmeme gerek yokmarsta patates yetiştirmeme yahuten lüks restoranda bi’ lokmayayetişir bu kadarı!bi’ akım bi’ rüzgâr bi’ çekim
-
op.241: emrah fırat, eşik*

önsöz)süzseyreyle bu temsili(parantezleri oku-mayın) sen şimdi hangi yola bakarsan bak, sen şimdi yola bakgeçiyorlar geçiyor geçgözlerin ruhumu akıtır o yolayeni bir felsefe yazılır/ yeni bir mitos/ yeni bir tarihüzgünüm hegel çalışanlar buraya da bakmak zorundalar, ve oranın da var tarihigözlerin akıtır ruhumu bir tualemodigliani fırçasını evde unutur, sevişirken bir kadınla delice picasso çek perdeyi çek…
-
op.240: emre ay, dökülenin açtığı yer*

bana tutunarak yürüyor geceçoğul bir hiçliğe düşecek ben uykuya çekilince bende yoruluyor ışıkları çokluğunbakışlarımın arkasında karanlığın mezarıkanımda günün gölgesiderimi geren derin çekilme içerisi -durduğum yerde hareketli dakikalarizin almıyorum düşünmek içinbir ceset kokuyorşiirini bitirmiş olmalı şairben dirilikte toplum rüyasında korkuluklarındevlet elbet tedirgin kim yukarı bakarsa- şehir benimle tarif ediyor tarihini-tam da şu ankolay anlaşılmayan her şeyin…
-
op.239: arda erdoğmuş, alt taraftan*

Başlamak ne zor eylem Zor anlar için ayırdım yanıma birkaç tane küfürYine de fayda etmez sağıraBir sağır olsam on sene,Duyduğumda tıkırtıları, bocalardımNe bu duyduklarım?Söyledikleri doğru mu?Bir şeyler söylesem, yasaklı mıdır?Asıp keserler herhalde bunu dersem:“O kravatın arkasındaki, özgürlük kavgası” Borçlu yiğit kamçı yerse,Bedava sirke tatlıdırSöylemek için söylememÇok kaldırım ezdim, hala eziyorumYıllar başımı duvarlara vura vura öğrettiBirisi…
-
op.238: sevda altınkaya, bunu sen istedin*

Böyle biri olacağımdan haberim yoktuKimse de uyarmadı kibak burası tekin bir yer değilNe hoş gördüm oysa tenime karışan mat renkleriAyağıma dolaşan sarmaşıklarıyla önüme dikildi dünyaBeklemezdim tüm bunları Yok aslında seni uyardı birileriBizzat anlatmasa da o sinyali verdiRögar kapağını başına geçirip gökyüzünü izledinVardı haberin, hiç uyumuyordun, hep tedirgindin Ne tuhaf, beklentim neydi acaba yarınlardanDünya yarının yarın…
-
op.237: çağın özbilgi, vaktin olursa bana konuşmayı hatırlat*

(biraz sakin yaklaştım…sahneye değil alkışa hiç şiire belki) “Oysa ıslık çalmak içinBir şey lâzım değil…” birbirimize benziyoruz -unutma-kalkıp su vermem gerekiyor büyüttüğüm çiçeklerekaranlık bir ormanda kibar ol-a-mayan dünyalıçiçeklere hâlâ nasıl inanıyor, anlamıyorum sen! uzun bir yol musun yalnızlığa çıkano her şeyin hiçbir şeye dönüş-e-mediği düzlük belki(?)kabul ediyorum, çok sıkıldım -bazı kitaplardaninsanları okumadıkları haldeadlarıyla kandırdıkları kitaplardan…
-
op.235: aykut akgül, silemiyoruz*

Düşüyor toprağa ilk spermkaos ve sebepler mekanizması içindeki huşukırılıyor aynayla başka bir ayna içiçe geçmiş gözlerindebinlerce yılanlar kopuyormuş onun rüyasının ellerindebütün tuhaflık burada hala bir gökyüzünün olmasıyla başlıyorve göç etmesi şu kuşlarınkimin kime örgütlenmiş ağır bir cevabı salyan akıyorsilemiyoruz Genetik hastalığa yakalanmış metaller gördümsırtlarında hep o üvey silindir kamburlarıve buralar, birkaç günün uzayan yıllarıdırkırmızı perdeler…
-
op.234: ahmet ali uzun, bütünleyici bir sezinleme ve sığınak günler*

altından kalkmadığınız hallerin peşinde taban yağlakaçışan hamamböcekleri, eylemselliğinin kaçınılmaz kanıtları parçalar peşinde başkaldırısı unuttuğum bir parşömenin-her biri benden, kopmadığmız akışın püsküllerindekorkak histerilerini şemaya çizip anlatırsam daha iyileşecekfaydalanmayın artık tükürdüğünüz köşe sokaklardansonunda anlatılacak bu bütünleştirilesive temiz dünyaya, ben inanıyorum sayın kimseveritas hakkı sahibine değil, sezardan itibarenyoksula, haksıza dağıtın sığındıkları o bitik akşama göremediklerimin arasından kayıyor aranılan…
-
op.232: yakup diker, kavisli*

Ben kendimi sakladığım hasarlaBen tırnaklarımla kazıdığım etimleBen kendi vehmimde duru ve kavisliYaşamakla yükümlü dünya boşluğunda. Kavisliyim çokça ve yasak meyveye yakınKulaklarımda çığlık, ağzımda sular herkese yetecek kadar.Ben biraz kurumayan ırmakBana kalırsa biraz suç, bana kalırsa biraz günah.Doğru bildiğim şeyleri çevremdekilere dağıttımYanlışlar ve yanılmışlar karıştı gözlerimin önünde toprağa.Dünya boğazına kadar çığlık, boğazına kadar tufanİnsan eliyle büyüyen…
-
op.231: şaziye yılmaz, nisyan*

Hanginizdi martı sesini sevmeyenHanginiz gece olunca uyanır kahvaltı yapardıKimdi çapraz bağları kopanÇıldırır gibi öpen.Başı dönünce rakı içerdi biriniz,Sigarayı hep tersten yakardı.Hanginizdi kediyi ensesinden tutup atanYorganı da kendi üstüne çekenKimdi gözümün içinde yalan söyleyenOtlu yemek sevmeyen Film izlerken uyurdu birinizHızlı yer, yavaş konuşurduKimdi rüya da benden başka ad sayıklayanHanginiz ellerimi sevmez, gönlüme gülmezdinizDuvara yaslanır, çorap giymezdi…
-
op.230: emre şahinler, romantizmin kalbine bağladıkları dijital meta – 1

Moda iskelesinde görmüştümayağına Lcd bağlayıp intihara kalkışan ergenleriTwitter, Facebook, Pinterest nirvanası buralarınçok dijital Blu-ray, Full HD yüksek hızlımaaşım tam tamına yatmamış oysabeni sincaplar kovalar, taaaa düşerim ormana, ormana koşarımkalbine iPad bağlayıp çalışanlar varromantizmi geçsek ya kirayı tam tamına ödeyemezsemve keçileri kaçıran bir adam oluverirsemDoğu ekspresi güzellemelerini kim ne yapsın o zaman poşete yirmi beş kuruş…
-
op.229: bilgehan tuğrul, intiharın özel provası*

cüce taburelere çıkıyorumölümümü uzatmak içinsen buna yaşamak sevdası diyorsunben ağrılarımı duymamak için yeni dünyalar yiyorumtango yapan kaplumbağalar yaşıyor içimdeçürük muzlarla anıyoruz senibir insan nasıl da hiç eskimez aynı yerdenağrır hep kartvizit biriktirmiyorum nedenini biliyorsunanonim isyan halısına aminler döküyorumbeni sevdiğini şu anda duysambir insan nasıl da çıldırır birkaç sesli harfleöyle olurumbelki taburemin boyunu uzatırımöyle ölürümçivileri de…
-
op.227: doğukan özdil, dilsiz*

duyulmamak bir kez daha terk edilmekmişsigarayı bıraktığım için senden alıyorum bir dal suçüstü basıldık güvenirken hayataşaşırdık ve zayıf kaldıkyüzümüzü her sabah ilaçlarla yıkadık acıyla derdi aynı sanıyorlar Benzemiyorduaşık olduğuna inandıramamak kimseyisavaşmaya kutsal bir davauğrunda Hayvan olmadığımıza şahit arandı sızlayan bir iltihaptım, dündübeklemiyordu kimse tabancaateş ettim aydınlık bir sokakta Çok sevilen bir ağaçtıyaşken… diye sayıkladım kaçarkenyaşken…
-
op.225: usame yördem, esneme dersleri*

Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Şüphe. Çok yazdı, terliyordum /yanında kim vardı, ardında ve sağında? KİM?Beni görmezden gelirsen kimse kalmazdı /önemi yoktu nemin, bir yerde…
