Etiket: şiir
-
op.224: cevat galip tan, haset veriyor*

Haset veriyorŞu kuşların cıvıltısıVeKapmaları en güzel yeriHer seferinde.Ne şanslı insanım ben diyorumBu güzel sohbetin içinde.Şımarmaksabenim hakkım değil de kimin hakkıdır?Kanatları çarparken yüzüme yüzüme.
-
op.223: arda erdoğmuş, genetik olmayan umudum*

aklımda hiç yekpare, parlak bi fikir olmadızannımca genetiktir“baban da çok düşünürdü,” demişti annemşaşırmıştımbu adam düşünüyormuş yanisıkıldımaklıma düştükçe maziçıtırdıyor içimdeki kozalaklarve büyüyor yangın büyüyor,tükürsen geçer mi sankiüzülecek çok şey varsevinecek şeyler geçiyor ağaçların arasındanhayat ise koca bi ormanbak taze bitti umudumyenisini demlemeli mi?eğer gözlerimden geçerse yüzünbakmışım yeniden dolmuşbi işçi bağırırsa zulmeumut bostanı kurulur beynimin arsalarınaaklımda yekpare…
-
op.221: elif burcu özkan, sanrısal*

Ah şu senin kurgusal kümülatif külahınRadikal retlere boyun eğen romantik rezervinSuallerle sere serpe yırtılmışSuskuna sataşmaktan sararmış kimliğinBunlardan bir takımyıldız oluşturmanın neresiMuktedir mercilere makul?Biliyorum akil olan senin gömleğinde sakil bir düğmeToynaklı oynak zihninde herkes işlevsel kulBiliyorum, üç yüzün, beş yüzün susmayan uğultusuParmaklarından akan kirli ırmağın arkasından dökülen suAlkol karşısında tüm sınıflar eşit, kullanıyorsun bunu Öfkelerinden büyüttüğün…
-
op.220: ebubekir narinciak, öylesine yıktığım kelimeler*

ağzımı gererim bir neşter gibidilimi seyrelten gebe atlara ah olsun beni her ne ikna edecekse gün doğsun ve yıkılsın göğsündeki yabancı bir neşter nasılsa bilendir, bir at nasılsa şahlanırben hâlâ ve öylesine suskunum kandım, göğümle dilim arasındane var ediyorsane yok ediyorsaorada biraz uzak nasılım, işte böyleyim;bir ağacın kovuğuna son sözümü söyleyipbir denize son taşımı atarak…
-
op.218: sevda altınkaya, boşluğun dışındakiler*

Gidenler ve gelmeyenler aynı kişi değildirÖnce bunu söyleyeceğimzam-anhiçbir şeyi tüketmeden yok etmez Boşlukları doldurma sanatına yaşamboşluğun dışında kalanlara insan Boşluğun bile dışında kalarakKanıtladığın nedir bir insan olarakBoşlukları dolduralım hanımefendievet biraz kayarak, biraz sıkışarakve biraz nefessiz kalarakDolduralım boşluklarıMutlaka arkadan gelen birileri olacak Yaşlanmış çocukluk diyemiyorsun da ergenlikÖlmüş çocukluk diyemiyorsun da yetişkin Hangi yetişkin neye yetişmiş yaşarkenAma…
-
op.217: furkan doğan, birey olmak için hep batı’ya*

Eski bir Türk filminde yaşamak istemiyorum Ne de olsa şehir olmak için yapıldı bu gökdelenler Nereye dikilirse dikilsin artık Ben bıktım seni uzaklaştıran her şeyden Şehirleşiyoruz diyoruz ben seviniyorum İki yabancıyı gözlerinden tanır buradakiler Birey olmak için çok geciktim Modernleşme sürecim baltalandı Nerede bu İttihat ve Terakki Hiç yıkılmayacak mı içimdeki Abdülhamit? Yalnızım diyorum ya…
-
op.216: usame yördem, seni seviyoruma verilebilecek cevaplar yahut alternatif ölme biçemleri*

Seni seviyorum’a ne oldu?Ne oldu, böyle uzun ve uzak sözcüklerin düz bir anlatımda kullanımına? Delirmiş ellerle yazmaya teşne şeyler;Bu ne demekti diye bakarken sözlükten,Kuru mu, yavan mı, ne olduğunu kestiremediğim,Anlamlar kurmuş ve eski bir yalnızlığı unutmuştum. Yontuyordum, olmamışlığı.Olmamıştık, bu ne demekti? Yan yanaydık ama bir o kadar uzak,Şeyler biraz bilinmezdi, biraz uzun atlaslar,Biraz başımı dizine…
-
op.211: cevat galip tan, bütün gece olanlar aşkına*

Bütün gece olanlar aşkına,Ben de bilirdim Kıçımı devirip yatmasınıAvare avare dolaşmak yerine.Ne hikmettir amaCamdan çıkmadı,Kapıdan da geçmediSuratıma yapışan Şu baş belası kasvet.Akıp da gitmedi gözlerimden bir türlü.
-
op.210: zeynep akkaptan, varlık yaşamları*

Altındaki demirler paslı,Gözlerinizin içinde bir çember,Kumpanya perdeleri kapalı.Verandada tütün saranların ellerinde nasırlar,Sarayların minarelerini sayıyor küçük haspalar.İnsanın hayatına bölünen bazı varlık yaşamları var,Şehrin bulvarları birane kaynıyor,Sorsan içinde ayyaş yok.İki dal sigaranın hesabı, altı altın külçesi eder dediler,Sanki avize taşlarında yansımamı gördüler.Ben memur meziyetini sökenlerdenim,Hakkaniyetten bile önce insanın öldüğünü gördüm.Bunlar sever yalanı, kandan bile evvel vardı palavra.İpe…
-
op.207: bilgehan tuğrul, öpüşen geyikler de vardır*

beni beklemen gerekirdi çünkü insan sevdi mi öyle yapar çamaşır iplerinden kolye takmaz insan sevdi mi kendini asmaz elbiselerini kurutur üzerinde kanakalem çalışmaz beni de alman gerekirdi iki resmi yan yana yakarak çünkü insan sevdi mi haricinde terk eder biliyorum birkaç yıl sürdü belki sorun neydi biliyorum sendin bir vesikalıktan fazlasını bıraktığın için için rahat…
-
op.206: sevda altınkaya, soydağı*

Dünya, ne kadar içten dönüyorsun anlatİçinden yıkılırsa bir resimRenklerin ağzında kan kalmaz mı yeşilden geriyeAnlat, eski bir çocukluktan başlaNeden sabrı kalmamış yerküremin/ biliyorumDurmadan anlattığım içinDinlemiyor hayatın hiçbir kulağı beni Dünya, ne kadar içten dönebilirsin en fazlaİçinden kıyılmaya başlarsa bir poetikaÇarpık kentlerin yüzüne tükürmez mi estetikBiz kıyısında kaldığımız her denizinSularından önce boğulan boşlukÖlümden aklını kaçırmış bir…
-
op.205: adem üren, şikayetname*

yıkıldı gövdemde bu bir hipodromdurne yarışın bitimine/ne zulme ne ölümeteslim olabileceğim bilekler yoktur bende nemrut kadar uzağındayım her şeyinbir sevgiye ıslak ağızla yaklaşsamöldüreceğim kesin. düşünmedim hiç böyle kesileceksemdölden diye bir günbu cenap bu et bu açlık aynı anda okunmuyor. çiviyi çiviye çakan/şarkıyı açan/ sesi kısanradyodan ölümsüzlüğü ölümle açıklayanalnındaki kara putlardan daha karayıkılacak bir evin muzafferisin…
-
op.203: eray erkin, helicobacter pylori*

yöneldiğim her yaşantının bir önceki günü yaşamadığı ne malum?sizi alt satıra eledim bu yüzdenmideme mikrobunuz yapıştıdünyanın yüzde ellisinde var ama kaçında doğuştan yaşar bu şeyben alıştım buna orta seviye yaşantının üst ve alt kargaşası yokturne avam ne kast bildiğin sınıfsızbir esneklik konusu sanırım sıfıra sabitbir gün dem vuruyorumbir gün ab-ı hayat çeşmesinden içiyorumfakat aynı güne…
-
op.201: usame yördem, burada olmalıydın anları*

O’na… Keşke bu kadar keşke dememiş olsaydım. Bir dal olur kırılan ve yerde; insandan olma, ona tutunmak şöyle ayrık dururdu, kaybın icadıyla ve hayatıyla.Orada durur ve şöyle derdim hayta hayata: aşılmadık şeylerin ilki, bana ne demişti? Burada olurdun ve aksardı hep cümleler.Sanki başka türlü olacakmış duyguları, belki zamanları, geçmeyen şeyler ve bungu,Çağırtılar ve yanındayımlar; artık…
-
op.199: mehmet sezgin sarı, kar şenlikleri*

Erdem’eve annesizliğine çocuklar sağarken evlerin dökülmüş sıvasınıkolay değildir on dördünde ölmekgömülmek bir yanardağ ağzına ki dünyaizlanda’da çakmak taşı olmayan yolcukalemlerin kırılışını, topallayan seneleri,çuvala koyarken eylülüöksüz sevgimiz geçiyor ellerimden dikiyor göğsünü yara kabuklarındanmavisi dökülmüş her okul önlüğükör sancısı ışıklı yoldanve yaban elmalarının otlara kalanındanbir bir dökülürken avuçlarım işte kalbimbiraz blues, Charlie Chaplin birazdans etmelisin ayaklarına inatsen…
-
op.198: cevat galip tan, kuzguncuk’u ben yaktım*

Kabul ediyorum.Bütün bankları ben yaktım Üsküdar’da.Hele Üniversite Sokağı’ndakiler yok mu?Cayır cayır yandılar iki kibrite.Bütün sokak lambalarını da ben devirdim.Evet efendim,Kuzguncuk alev aldı benim yüzümden.Sirenler benden dolayı çaldı.Her yer yandı kül oldu bir anda.Söylüyorum,Ağaçları kesen bendim.Yuvalarını bozan kedilerin,Huzursuzluk çıkaran,Bağıran çağıran,Aradığınız şu adam bendim.Kuzguncuk’u ben yıktım,Ben yaktım.İşte itiraf ediyorum.Tarifi imkansız haldeyken,Çok görmeyin bu yaptıklarımı.İhbar ederseniz eğerCanınız sağ…
-
op.197: öner fırat tarakçı, geçip giden gösteri*

Kurulur döngü her şekilde, kapandır Tuzaktır bu ketler! görünmez yaşamımaYine de var edecektir kendiniBilince danışılmadan, severiz bu pisliği Atarım toprağa göğün taze ve bakir tohumlarını Ahlakın revir odasında Steril nevrozlar Geçirgen karanlıklarVe yasEski bir yaşamın yamalı gövdesine bu matem Suluyorum tohumlarımı günbegün Ki soluğa kavuşayım tek celsedeBir avuntunun farkındalığıSikindirik bir umut yalnız acıyı uzattı Ana…
-
op.196: hazar izgi,*

ben düzdümsaçlarından kıvrıldımyıkılmamış duvarların önünde yığılmıştım dizlerinesormadın da kimliğimibaştan aşağı kirdimkinliydin kim bilir kimlerehuzur dedinderdini ihbar ettin gözlerimeyok şikayetim de hep sona giden sözlerinekaybettik gözlerimizin ferini önce kahve sonra biraayaküstü serilmelerimi gözümden görebilseydin kendinitekrar edilmezdi gömülmelerinne çiçek dikebiliyorum üstünene bir dirhem derim.
-
op.195: aykut akgül, yüz karası*

yarasından söktüm ben bu şiiri bensizken ilmihali sarkıyordu imgelerinin belleğimin tuttum bütün yataklarını yaktım bir gece ihtimallerden ülkeler gezdim sırtımda kasabalı bir kambur gırtlağıma dayanmış banka ekstreleri sararmış dişlerimle yenildik huysuz kahkahalarla yumruklaşmış çocuklar kurgular ve rüşvetle çalışılan mabetler gördüm gözlerim vicdanımın yüz karası kapılar çarptım pencerelere perdelere fırlayan izmarit közleri doğurdu parmaklarım hangi taşı…
