Etiket: şiir
-
op.194: sevda altınkaya, öyle bir çıldırmak

Çıldırdım ve içimde tutuyorum çıldırdığımı Atlar koşturuyor yaramın üzerinde Tımarlanan acılar yüzükoyun uzanıyor -bataklığıma Şimdi yeniden başlamak için Hiçbir şeye ihtiyacım yok Her şey bitti, her şey bitecekti Törpülendi aşklar ve gökyüzü Dümdüz bir hüzün kaldı, dümdüz bir sancı Dümdüz bir olmayış, dümdüz bir vazgeçiş Kuşaklar arasında yüzler silindi Kimlikler kendinden başka herkese benzedi Normal…
-
op.190: cevat galip tan, yıldızlar dökülüyor gökyüzünden

Ben mi yanlış duyuyorum ?Kahkahalarım yükseliyorŞehrin sokaklarında.Ne güzel kiKabahatli sayıyorum seniTüm olanlar için.Haberi olsunBu şehirde yaşayanların.Hepsi onun yüzünden.Dünya varmış dünya!Yemin ederimYıldızlar dökülüyor gökyüzündenYanı başımda olunca.
-
op.189: aykut akgül, basbariton baş ağrıları

bir yaranın kabuğunu parçalar gibi sarılıyorum onadoğruluk alışkanlıktır ve yollar da çürürkargaşalar duyacaksın bu şiirlebuyruklar, parıltı ve maskelersana havada vurulan bir kuşu tasvir edeceğimyani uçamayacağız, istersen hazırlan nasıl olsa en iyi bildiğim şeydir seni duymakve hep bildiklerimden yana olmuştur uzaklarbir bıçağın ses verdiği cinnet elbette klişedirdemir yolları zamandan yapılmıştır örneğiniç organlarımız ise sıradan bir mezbaha…
-
op.186: cevat galip tan, tırt

Önüme dizseler Bütün dünyayı Tırt! Belimin doğrulmaması Tıbben değil. Doktor beyler tırt! Mesele mal değil Mülk değil dostlar, Şair dostlarım, Arkadaşlarım, evdekiler Ve fıstıklar, Anlatamıyorum bir türlü. Mesele mal değil, Mülk değil, Dalıp gidişim saatler boyu maviliğe. Gönlüm avunacak bahane arar durur Hasretlik içinde. Bahanelerin hepsi tırt!
-
op.184: yakup diker, ne kimse ne de stalin

Bu vakitte zaman senle göğsün arasında İyi bak kendine / kendini dinle İyi futbol oynardın oysa Hayata karşı kaleci yapmışlar seni. Bak bir kez daha düşecek bu sözcük İnsanların hizasına Turuncu bir rengi düşle Ardından durulan göğün renginde. – Uzaktan sert şut / biraz kırgınlık biraz yorgunluk var. Bazı alışılmadık durumları saymazsak Alışık olduğum bir…
-
op.182: hazar izgi, reklamlar

reytingleri düşmüş şiirimindram katmam gereklibirkaç sürpriz sonkavuşamayan aşıkları kavuştururumbelki birisi öl.. REKLAMLARuyuştu mu beynin?kaçıncı engelde düştü favori yarış.. REKLAMLARdüşünmene izin vermedim, alt kanalda fuhuş üst katında satılık gazateci.hepsinin ticaret olduğunu anl.. REKLAMLARtencerende pişer pirinç,teknik öğren bıçak öyle mi tutulur?etler kanlı olsun.soğan üstü sumak, köftenin kıyması fazla ol.. REKLAMLARsana gösterilmeyen fabrikaların gece vardiyasına giden servis,altta geçen…
-
op.180: yakup diker, her şey ödünç mayıs gibi

Eve dönen bir çığlığın sonrasıydı unutulan her yüz Güneş kurulanır, deniz kendi tuzunda susardı. Bizi bıraksalar bir şeyler düzelecek gibiydi Bazı peronları dolacak otogarların Meyvelerin sevilmeyen tarafına ilanı aşklar sunulacaktı. Uzak yerlere gidilen bir yol olmalı anne kalpleri Mavi balkonlardan dönülen akşam serinliği Mavi balkonlardan aşağı sarkıtılır akşam serinliği. Bana her şeyi başkaları anlattı, kendim…
-
op.176: eray erkin, lady writer – ii

yarı yolda bıraktım üç beş anı yürüdüğün her yolların neticesine kanaat getirmiyor kaldırımlar çünkü bir kuş kadar hafiftin bunu ancak sarfiyatlardan sonra görebilirdim derya deniz kadar uçsuz bucaksız olmuştun söyle şimdi sana ne oldu? önceden hiç böyle değildin lady writer koydum adını bu yüzden kışkırtıcı dire straits notalarından arakladım bunu o esnada saçlarını kulak arkası…
-
op.175: memozan, demirbaş battaniye

düşünür bizi nazım nasıl çıkarız aydınlığa yanmasan yanmasak bir ihtimal sızıp kalsak sabaha karşı düşünür elbet nasıl yürünür düşmeden karlı bir ormanda düşünür nazım 160’la geçerken boğazdan boğazına kadar öpüşmeyi dilli ve milli düşünür çünkü güzeldir ümitlidir eyvallah tahir ile zühre’yi vatan hasretini bir mayıs’ı ceviz ağacını gülhane parkı’nda düşünmüşümdür peki hiç cezaevinde bir gece…
-
op.171: toprak şems tezcan, her hayırda bir şer vardır

salınıyorum yedi kızılın mavisinde süblimleşemeyen bir gaz gibi ozonlarıma ayrılıyorum, deliniyor tabakam bodrum’a gidiyorum daha önce gölgesinde dinlendiğim ağaç artık yok, bir metamorfozla otele mi dönüştü diye düşünüyorum /gözüme bir tabela ilişiyor: “bu otelin yapımı sırasında hiçbir ağaç kesilmemiştir.” tabelanın yanına gidip üç kere fısıldıyorum çünkü yak’ılmıştır çünkü yakı’lmıştır çünkü y a k ı l…
-
op.170: atakan aydın, 21. veda

Saklandım ten acısı mevsimlerden gizlice Atıldım amansız sokakların boşluğundan Bir apartman boşluğuna. Sikmişim! Sık şu dişlerini Tut şu çocuğu yavan yokluğundan. Devrildi, çarpışan göğsümde kanayan adı-n Alındı, aklımdan inandığım şu masal Büyük yanılgılar eşliğinde gelmiştim ben Ve gidiyorum -Bu bana atılan son düzensiz Yalan. Çağdaş bir ürperti geçti buradan Kör bir bıçak, mr long, vanilyalı…
-
op.167: enes sarı, kırmızı tebeşirli bir her şey portresi

auguste rodin’in de diline gelmiş olacak ki, yamaları bir bir açılıyor derinin görünen o ki hayli iz sürülmüş üzerinde sesler ve resmedilenler kesik kesik aktarılmış yeryüzüne hayret! neyi bilmeye kalktıysam kapıma konan emanet avazın sokağa çıkarılışı çehremi çevreleyen izlerdeki karaltı içten içe kırılarak geçiveren ışık hangi parçalanmış rengin yansısı bu karmakarıştıran beni taşınmakta olan binlerce…
-
op.164: nefise doğangün, kulvâri mızrakiye

Bana bir mızrak verin dostlarım. Yaşam kantarından artakalan genlerim sürsünler beni tarlalarda. Un ufak etsinler etimle kemiğimle. Ve dağılayım isterim, kalayım paramparça… Bana bir mızrak verin dostlarım. Önce kendime saplayayım ve kalayım orada. Kendi gözlerime haince bakayım. Ve yine kendi gözlerimde soluklanayım isterim. Bana bir mızrak verin ey dostlarım! Sonra görün olacakları; Bir insan evladı…
-
op.161: emre ay, hep hiç

benden kurşun geçildikıvrımlı boyun soyarken iştahlı çağ gözleriölüm içimde dirildi ertelenmiş vücut hatlarıterli şarkılı ten ataklarıgeçmişi uyandıran geleceği tasarlayanhala en ilkel ama hala en çağdaş nefes aktarımlarıdudakların kelimeler için kullanılmadığıkırışık bir karanlık zamanı herkes dağıldı çıplak aydınlıkta-kaldım kendimde göçmen- savaşan ben değildimben savaş meydanıkan en yakın adım kullanılmadıkça bir elde güle dönüşen silahtımkullanıldımsaçıldım kim bıraktı…
-
op.160: memozan, öyle bir şey söyliyim ki yaşarken, öldüğümde kafam edebiyat dergilerine girsin.

ama kim bilir ülkenin bir yerinde ne harikülade şiirler yazıyorlardır tam da şimdi harikülade şairlerin hiçbir şeyi umursamazmışçasına yazdıkları anlamlı sözler anlamlı acılar anlamlı güzel kadınlar ve erkekler anlamlı yıldızlar ve bahçeler ve her biri büyük edebiyat dergilerinde sonuna kadar yayınlanmayı hak eder açlık filan lanetlenmiş homofobiklik lanetlenmiş ırkçılık biraz çiçek biraz yumruk yüksek voltaja…
-
op.158: f. aylin gökçek, temyiz

nefes almam gerektiğinden söz ediyorum başlarda şu, elimde görmüş olduğunuz hayat hayret edilesidir. ikide bir kırılmasın diye unutup yanılmasın diye artık suçlanmasın diye kursağı bilhassa ona öğrettim. bir gün kenti boğazından kesen birisi vardı hazır elini kana bulamışken hazır bir şeyleri yanlış götürmüşken kan kopacak kıyamet akacakken şiiri yakasından tutmuş öldüresi vardı. dört eldi sarıldım…
-
op.157: yiğit bağcı, kabul etmek istemediğin bir gerçeklikti yaz

kana hızlıca karışmasın azgın ayrılık, sen ona yalnızlık detanrıya giden cinayet raporları arasına sıkıştır o tatlı temmuzuçırılçıplak yanlışlığında bırak tüm delillerisen bir dahabir bana yiğit deme! pimi çekilmiş bir bomba gibi taşıyorsun ya şimdi ellerindedilimi doğradığım sadakatsiz kalemi…yapma, saplama bir çocuk silüetine daha!ve saplama bir delikanlı daha yılgın kalbine!bak eroin sokaklarda, bak kar yağıyor tüm…


