Etiket: şiir
-
op.379: zeynep yıldırım – kesintisiz dünya şenlikleri*

Karanlık ışığa kavuşmayı sevmez… 1 Gözlerimin ırmağında ŞubatÜzerime düşen neyse onu yapıyorum Çocuklarla kuş yuvalarını izlerdimHayvanlarla konuşurdumÇiçekleri yoldurmazdımTarlayı sürerlerken ıslık çalardımİçim içime sığmayan o günler nerede? 2 Ellerimi nereye…
-
op.378: esra dökmen – nerede kalmıştık*

özgürü değil suçlusuyuz aşkın yakarışıyız yolların da bilemiyoruz belkifazla lâik miyim lan lanlirikten popbeske kayıyorum amman aman. anlatmak isteyip vazgeçmekten başlayıncaevler uzak geliyor bana artık sıraakın akın gelen çin ordusuna anlattığım tahmin etme oyununda. hoş geldiniz efendimbu neticesi belli duruşmalar da sizi aynı kaynı gibi seviyor diyebilseydimbenzersiz bir ahkâm kesici ilan edilebilirdimchopen’i ayakta selamlar ikenbasitliğin çarpıcı ayrımına bastım…
-
op.377: enes sarı – olsa olsa ne olup ve gelip gidenler*

istemeden dönüştük istediğimiz ne varsa ayağımıza kadar getirdiler ücralarıönyargılar vardı ön sevişmeler, getirdiler önünü de alamadıkbunca yaylım arasında azım sanıyorum bensesaysak nüfusu tek tek ve aslında o kadarbir o kadar geç kalınmış gel alışkanlığıderin yara ölçümü çukrun irili ufaklı bütün boyutlarıgörüş açısı yoktu erozyonu altında haklılığın durup düşündüm tersine yapılabilecek olanlarıgöç ya da hep o…
-
op.375: ada çelen dilmen – halam gençken taşınır demişti*

Çamurdan kale yaptığımız zamanlar henüz bitmedi(Ve yine de o kalede artık kimse yaşamıyor)Bazen yokluyorum duvarlarını ama hep Sığ sulara dönüp omuzlarımdan göğe taşıyor O üstündeki çok ağır değil mi?…
-
op.374: aykut akgül – doyasıya fuzuli*

belindeki yara alnındaki dişim seni geberinceye kadar görmeyeceğimyobazlar ve Türk asıllı mafyalar bana çalıntı bir arabaymışım gibi bakma seni yerim manevra alanları ve oryantal mermiler aşkına saldırseni saklayacak ritimler bu eflatun sessizliğe eklendieflatun ve anlatılmaz tuhaflaşmalaraynadaki donukluğun içindeki biriken hayvanların işaretidiş kırılması şahsi bir mağlubiyettirher beslenme çantası çocukluk kokarortodoks sancılar ve sendrom fışkırmalarıgörünen hep önceden zaten dargınotobüsler matematiği…
-
op.373: enes sarı – olsa olsa ne olup ve bitenler*

içimiçinde hırçın havalar dolanırken nasıl da gitgide ağırlaştı öyleher şey yerli yerindekatlı kıyafetler zarflar düğün konvoyundan çıkıp eve dönüş burukluğubir bir başınalık hissivahdettin yahut kendi kendimin mandası ki pek farkıolmayacaktırvakit kaybetmeden geçmeyen vakitler nereye gitsen aynıdırmemuriyet gibi hani devletten halkına babadan oğula senden bana geçenne varsa ulu ama ortada olmayan ki ortalıkta bir bağırtıdır gidiyor…
-
op.371: emrah sağlam – yolculuk esnasında kurulması gereken yüksek sesli cümleler*

Yüksekten aşağıya, alaşağı kalbim.Herhangi birinin iyiye inanma nedeni olmaktan öte ne ola.İnsanın kendine inanma sırrı nerededir. Etten ve cinsiyetten sıyrılmak tam olarak nedir.Yazıp sildiğim metinleri, dinlediğim şarkıları, okuduğum şiirleri hepsini bir yana bırakmayı başardım da bir tek aklımın kırık odalarına çare olamadım. Ne vakit çınlasa kulağım, hep kötü andım beni.İyi hissetmediğim vakitlerde altını çizdiğim her cümle, içimde oturacak bir yer buldu. Yeryüzündeki sonsuz arzu tüm dengesizliğini serdi önüme.…
-
op.369: fahri küçük – barda*

şarkılar ve biralarve götünde kılı ağarmış köpekdahası tecrit edilmişbahça duvarından aşıp, sarmaşık yalnızlığımıboğazımın yangın yerine dolamış benbarda efes, enfes, nefesve tütünsarım sarımyakım yakım tütünsonra kadınlarhepsi marlin monreokatalitikte cızırtıkafamın dipsizliğinde bunaltısersemlik, serserilik, sersefillik barda içimi işedim şişelereyalnızlığı masaya kazıdımyerimi değiştirdiler ulan benimkaldırıp köşeye attılaroysa bentabanca gibi bir hayat istedimtanrı beni resim olarak yarattı(insanlarının yüzümü görmediği)astıduvarına dünyasınınastıyarınlara…
-
op.366: fatih bozdoğan – kadına*

Yaşamanın ne olduğunu hatırlıyor muyuz biz?Mutlu olmak çabası bize uğramayalı ne kadar oldu?Bilmiyoruz demek ayıbıdır dürüstlüklerin, bilmemenin acizliğindeyizFarkında bile değiliz yürürken artık;Kimler düşmanı bizlerin, hangilerinden darbeler yiyebiliriz? Yağmurlu havaların ıssızlık kokan gecelerindeDamlaları ne kadar kırmızıya döndürebilir kaderlerimiz?Sabahları güneşin vurduğu birikintiler şiddet kokar Ağlar artık yüreklerimiz suyun ışıklara kırıldığı asfaltlarda. Her gün dökülen kanları anlamlandıramamaktan titrek gözler gözler görüyorum.Acımasızlıklara, yorgunluktan…
-
op.365: erman şahin – ışıklarını erken söndüren evlerin kısık sesli cümleleri*

Ömrümüz ile alnımıza yazılanın aynı yolda yürümediğini anladım, yol boyunca kucağında çocuklarıyla ölen kadınları gördüğümde. Yola isimler koydum her adımda; Halepçe, Hiroşima, Guatemala, Sri Lanka, Gazze , Naziler ve köpeklerin bir acıya avlamaktan başka çaresi olmadığı tarih öncesi çağlar. Beyaz bayrakların diline sürülen kızılcık şerbetine inanmayı bıraktım saçlarımın beyazından mezar taşlarına baktığımda. Savaş bitince taze incir toplayacak…
-
op.364: mustafa güngör – de novo*

kurbağalara baktın, bittiterziler de gitti Hikmetsen de gitgördüklerini göreceklerine rehini bil deöyle git i.bi çocuğun en büyük olduğu yasa! kurutulmuş bi dondurma neye benzetilebilir şimdidenki her elmanın tadına öteki ısırınca varılacakkendevrik masalarda kartvizitşampanyalı cenazeler… öte şehirlerin isimlerini keşfettiği atlastan beridir kayıp, her şeyi-düzeltmeye kalkışan bi hindistan seyyar duyumsamalardan müteşekkil düşlemi, fiyakalı bi seyyahın etiketi elvedasının…
-
op.363: mehmet kılgı – kullanımına uygun olmayan okul defteri

Artık soğut göğsünde toplanan ateşin bulutlarınıYağsın kendinden alacağın intikam.Olan olmuş vesen dünyayla tanışmışsınOturmuşsun ortasına postunun; töre bilir, yöre bilirBir oku gevşek bıraksan otağın gergin Ey benim hangi çağ olsa boynu ip yanığı taşıyan kalbimAldatmasın seni Brüksel’den lahana Japonya’dan atom alışınBuruk bırakmasın seni yeniden ve yeniden OrtaDoğu’da kurşuna dizilişinDirilişi muştu bilenler üzdü biziDevrim yaza yaza duvarlara…
-
op.362: zülâl menekşe – merhaba polonya*

keçe nefes merhamet et ciğerimdeki bu sızı başka keçe nefes işte kadife zehir merhaba polonya fikrimi zapt edip elimde olmayan bir yola koyulmuşsam şaşırdığımdan o yaz gecesi huzuruna omzumda bir şal anımsadığımdan gamsız yarınsız eskilerden kalma soluğum su gibiydi ve bir esinti sıyırdı dikenimi kusurlu derimi …
-
op.357: adem üren – asesinos y rosas*

büyük bahçelerde elleri olmayan bir bahçıvan içinkudurmuş bir evsahibisin.bak bu bir iklim değilhayata dayanmanın kırsallığı ben o türküyü iyi bilir iyi söylerimneye karşılık gelir yaşamançiçekler açtın da toprağın çamur ey tanıdığı olmayan/konuşurken ağzını arayantutunmak için bir dal diye ormanlar yakanbu bir isyan da değildircetvele ve ölçeğe hileyledayanmanın ustalığı. bir amatör özgüveniyle yaklaştım bu boğayabir yanda …
-
op.356: fahri küçük – çıkmaz*

ucu acıyla yontulmuş pürüzlü bir halk var yüreğimdedamla damla akıyor kağıdımın kesiğinden yazgısıona ipek bi’ mendil sunuyorum nasırlı ellerimleağarmış tülbendinin yorgun yüzüyle basıyorkurtlu yarası ipek mendiliacısını susan diline annem hep derdi ki”bir yerden biri gelir, temiz kalsın”bu cümlenin mücadelesinin ağırlığını görüyorumeğilen her boynun derisine ayet gibi işlenmiş buruk utançtaevet!insan utandığı için utanabiliyor maalesefburuk, bizim mahallelerimizde…
-
op.355: bilge elik – nocturne*

kristal bir avize gözlerin sesindeki sırra meyil verdiğimbir rüyada kayboldum, rüyamırüyasında gören bir meleğin gözlerinde boğuluyorum, fakatburada hiç ışık yok… ikonalar sessizliğe gömülü…soğuk damarlarla, katedrallere çivili güvercinyakıcı bir dansla kırılıyor dönerek,küreklerin simetrisi yürümekte şimdisoğuk siyah kumaşlarla, kumlarla sıcakve hep buz yapışkanlığında, ikonalar sessizliğe, ışınlarlaışınlar hep dumansıdumansı ve yitici, yazarak renklere değin…olabiliriz seslerle sözcüklerle dumanla ve…



