Kategori: sanat
-
op.229: bilgehan tuğrul, intiharın özel provası*

cüce taburelere çıkıyorumölümümü uzatmak içinsen buna yaşamak sevdası diyorsunben ağrılarımı duymamak için yeni dünyalar yiyorumtango yapan kaplumbağalar yaşıyor içimdeçürük muzlarla anıyoruz senibir insan nasıl da hiç eskimez aynı yerdenağrır hep kartvizit biriktirmiyorum nedenini biliyorsunanonim isyan halısına aminler döküyorumbeni sevdiğini şu anda duysambir insan nasıl da çıldırır birkaç sesli harfleöyle olurumbelki taburemin boyunu uzatırımöyle ölürümçivileri de…
-
op.227: doğukan özdil, dilsiz*

duyulmamak bir kez daha terk edilmekmişsigarayı bıraktığım için senden alıyorum bir dal suçüstü basıldık güvenirken hayataşaşırdık ve zayıf kaldıkyüzümüzü her sabah ilaçlarla yıkadık acıyla derdi aynı sanıyorlar Benzemiyorduaşık olduğuna inandıramamak kimseyisavaşmaya kutsal bir davauğrunda Hayvan olmadığımıza şahit arandı sızlayan bir iltihaptım, dündübeklemiyordu kimse tabancaateş ettim aydınlık bir sokakta Çok sevilen bir ağaçtıyaşken… diye sayıkladım kaçarkenyaşken…
-
op.226: ışık sungurlar & fuat eren, nude*

Işık Sungurlar ile Fuat Eren, kısa bir süre önce yeni bir projeye başladılar. Bu proje özetle, iki şairin belirledikleri şarkıları merkeze alarak ortaya koydukları üç yönlü ürünleri içermektedir. Bu çalışmada Radiohead’ın Nude şarkısı odağa alınmıştır. Sizlerle paylaşmış olduğumuz bu çalışmada Işık Sungurlar’ın bir kolajı(somut/görsel şiiri), Fuat Eren’in de bir şiiri bulunmaktadır. Işık Sungurlar: ”ağaçların arkasında…
-
op.224: cevat galip tan, haset veriyor*

Haset veriyorŞu kuşların cıvıltısıVeKapmaları en güzel yeriHer seferinde.Ne şanslı insanım ben diyorumBu güzel sohbetin içinde.Şımarmaksabenim hakkım değil de kimin hakkıdır?Kanatları çarparken yüzüme yüzüme.
-
op.217: furkan doğan, birey olmak için hep batı’ya*

Eski bir Türk filminde yaşamak istemiyorum Ne de olsa şehir olmak için yapıldı bu gökdelenler Nereye dikilirse dikilsin artık Ben bıktım seni uzaklaştıran her şeyden Şehirleşiyoruz diyoruz ben seviniyorum İki yabancıyı gözlerinden tanır buradakiler Birey olmak için çok geciktim Modernleşme sürecim baltalandı Nerede bu İttihat ve Terakki Hiç yıkılmayacak mı içimdeki Abdülhamit? Yalnızım diyorum ya…
-
op.211: cevat galip tan, bütün gece olanlar aşkına*

Bütün gece olanlar aşkına,Ben de bilirdim Kıçımı devirip yatmasınıAvare avare dolaşmak yerine.Ne hikmettir amaCamdan çıkmadı,Kapıdan da geçmediSuratıma yapışan Şu baş belası kasvet.Akıp da gitmedi gözlerimden bir türlü.
-
op.208: feyza menteş, pansuman*

Sırtım soğuk bir koğuşta yaslıdır. Garantisi birkaç yıllık gençliğimde yediğim darbeler, uzun ömürlüdür. Nezarete düşmüş yüzüme bakmayın, gözlerim biraz cop iziyle kaplıdır. Paramparça ruhumu sınama istekli hasretlikler, un ufak etti sanmayın. Tepelere bakarken yakaladığında Tanrı beni, kepengi indi, bütünlüğe yeminli illet aynaların. Bir yerlerden bir yerlere taşınırken anımsadım kendimi. Benim hayatım hep bir aracın arkasında…
-
op.207: bilgehan tuğrul, öpüşen geyikler de vardır*

beni beklemen gerekirdi çünkü insan sevdi mi öyle yapar çamaşır iplerinden kolye takmaz insan sevdi mi kendini asmaz elbiselerini kurutur üzerinde kanakalem çalışmaz beni de alman gerekirdi iki resmi yan yana yakarak çünkü insan sevdi mi haricinde terk eder biliyorum birkaç yıl sürdü belki sorun neydi biliyorum sendin bir vesikalıktan fazlasını bıraktığın için için rahat…
-
op.206: sevda altınkaya, soydağı*

Dünya, ne kadar içten dönüyorsun anlatİçinden yıkılırsa bir resimRenklerin ağzında kan kalmaz mı yeşilden geriyeAnlat, eski bir çocukluktan başlaNeden sabrı kalmamış yerküremin/ biliyorumDurmadan anlattığım içinDinlemiyor hayatın hiçbir kulağı beni Dünya, ne kadar içten dönebilirsin en fazlaİçinden kıyılmaya başlarsa bir poetikaÇarpık kentlerin yüzüne tükürmez mi estetikBiz kıyısında kaldığımız her denizinSularından önce boğulan boşlukÖlümden aklını kaçırmış bir…
-
op.204: yusuf uzun, ihtimal süngüsü*

Beklemek, olanaklara yenik düşmekse eğer kısır bir döngüde, kendi döngüsüne sıkışmış şehrin tekerrür taşları arasından sızan suyun biriktiği çukur bulunmak ister birileri tarafından. Çünkü bu suyun altında nefes tutmakla eş değer geliyor bazen var olmak ve bu uğurda hükmün çabasına teslim olmak. Ufkun kapalı şeritleri arasında yol alışın katmerli sancılar ile birlikte insana çarptığı sert…
-
op.194: sevda altınkaya, öyle bir çıldırmak

Çıldırdım ve içimde tutuyorum çıldırdığımı Atlar koşturuyor yaramın üzerinde Tımarlanan acılar yüzükoyun uzanıyor -bataklığıma Şimdi yeniden başlamak için Hiçbir şeye ihtiyacım yok Her şey bitti, her şey bitecekti Törpülendi aşklar ve gökyüzü Dümdüz bir hüzün kaldı, dümdüz bir sancı Dümdüz bir olmayış, dümdüz bir vazgeçiş Kuşaklar arasında yüzler silindi Kimlikler kendinden başka herkese benzedi Normal…
-
op.193: usame yördem, ondurucu

“Unutulmuş gibiyim ben. Ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir. Bilmem ki, nasıl anlatılmalı. Yalnız bile değilim.” (Edip Cansever) Annesini kaybetmesinin üzerinden on gün geçmişti. İçinde bir boşluk büyüyordu. Zihnindeki bütün düşünceler yarılıyordu sanki çepeçevre. Ne yapacağını bilemiyordu. Babasına bakıyordu. Ne yapacağını bilememenin en büyük riski, her şeyi yapabilmeye aday olmaktı. Farkındaydı. Gözleriyle “Neye teşebbüs ediyoruz…
-
op.190: cevat galip tan, yıldızlar dökülüyor gökyüzünden

Ben mi yanlış duyuyorum ?Kahkahalarım yükseliyorŞehrin sokaklarında.Ne güzel kiKabahatli sayıyorum seniTüm olanlar için.Haberi olsunBu şehirde yaşayanların.Hepsi onun yüzünden.Dünya varmış dünya!Yemin ederimYıldızlar dökülüyor gökyüzündenYanı başımda olunca.
-
op.188: şehriban yaman, kaybolan

Zarrab, tombul ellerini saatlerdir suyun altında tutmasına rağmen, üzerindeki kırmızı çiçekler bir türlü silinmemişti. Gittikçe tedirginliğinin yarattığı korkuya teslim olmaya başladığını hissediyordu. Her zaman yaptığı gibi ne zaman bir ümitsizlikle karşı karşıya kalsa çareyi duvarlara yumruklarını geçirerek ağlamakta buluyordu. Bu kez de öyle olmuştu. Artık daha fazla dayanamıyordu kafasındaki düşüncelerin ağırlığını hiç zevk alamadığı bir…
-
op.185: feyza menteş, nakil

Hiç değilse henüz çok erken kalkmasam, bir sabah uyansam ve beyaza çalsa kamburum, üzerine serpilen topraktan kurtulduğunda. Aklım başıma hep acıyla devşirmese de pişmanlıktan doğan yasım, hayal kırıklığı büyütmese. Bir sabah uyansam da koskocaman bir kadın olsam, yıpratmasa beni, gece yarıları ansızın dirilen kıyamet. Hiç ayaklandırmasa ürkütücü kabuslarımın sireni, koynumda beslediğim umutları. Facialar gelmese. Facialar…




