Kategori: opus
-
op.171: toprak şems tezcan, her hayırda bir şer vardır

salınıyorum yedi kızılın mavisinde süblimleşemeyen bir gaz gibi ozonlarıma ayrılıyorum, deliniyor tabakam bodrum’a gidiyorum daha önce gölgesinde dinlendiğim ağaç artık yok, bir metamorfozla otele mi dönüştü diye düşünüyorum /gözüme bir tabela ilişiyor: “bu otelin yapımı sırasında hiçbir ağaç kesilmemiştir.” tabelanın yanına gidip üç kere fısıldıyorum çünkü yak’ılmıştır çünkü yakı’lmıştır çünkü y a k ı l…
-
op.170: atakan aydın, 21. veda

Saklandım ten acısı mevsimlerden gizlice Atıldım amansız sokakların boşluğundan Bir apartman boşluğuna. Sikmişim! Sık şu dişlerini Tut şu çocuğu yavan yokluğundan. Devrildi, çarpışan göğsümde kanayan adı-n Alındı, aklımdan inandığım şu masal Büyük yanılgılar eşliğinde gelmiştim ben Ve gidiyorum -Bu bana atılan son düzensiz Yalan. Çağdaş bir ürperti geçti buradan Kör bir bıçak, mr long, vanilyalı…
-
op.168: meva yağmur, gregor

Kafka, Dönüşüm kitabında Gregor Samsa karakterini yaratarak ailesi tarafından metalaştırılmış ve kapital dünyada ‘çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak’ zorunda bırakılmış biz zavallı insanları anlatıyor. Samsa, bir sabah uyanıyor ve kendini dev bir böceğe dönüşmüş halde buluyor, kitabın ilk satırlarında. Ama bu dönüşüm fantastik bir dönüşüm değil, ruhsal bir dönüşüm. Kapital sistem karşısında kendini böcek gibi…
-
op.167: enes sarı, kırmızı tebeşirli bir her şey portresi

auguste rodin’in de diline gelmiş olacak ki, yamaları bir bir açılıyor derinin görünen o ki hayli iz sürülmüş üzerinde sesler ve resmedilenler kesik kesik aktarılmış yeryüzüne hayret! neyi bilmeye kalktıysam kapıma konan emanet avazın sokağa çıkarılışı çehremi çevreleyen izlerdeki karaltı içten içe kırılarak geçiveren ışık hangi parçalanmış rengin yansısı bu karmakarıştıran beni taşınmakta olan binlerce…
-
op.164: nefise doğangün, kulvâri mızrakiye

Bana bir mızrak verin dostlarım. Yaşam kantarından artakalan genlerim sürsünler beni tarlalarda. Un ufak etsinler etimle kemiğimle. Ve dağılayım isterim, kalayım paramparça… Bana bir mızrak verin dostlarım. Önce kendime saplayayım ve kalayım orada. Kendi gözlerime haince bakayım. Ve yine kendi gözlerimde soluklanayım isterim. Bana bir mızrak verin ey dostlarım! Sonra görün olacakları; Bir insan evladı…
-
op.163: feyza menteş, pus

İçinde sızdığım evleri yıkarken bilinçli kaldım, kalabildim. Şimdi çıkıp yaptığım her şeyden sorumlu olduğumu söyleyebilirim. Çünkü kurmaya ve yıkmaya alıştım. Bunun lanetini tattım. Bu laneti ben icat ettim. Dışarıya bir çıktım üst üste hatalar yaptım. Elimde tuttuğum her şeyi bıraktım. Bıraktığım her şey kusurluydu ve milyon tane insana inandım. Onlara inanmak hiçbir şeyi değiştirmedi. Soğumadan…
-
op.161: emre ay, hep hiç

benden kurşun geçildikıvrımlı boyun soyarken iştahlı çağ gözleriölüm içimde dirildi ertelenmiş vücut hatlarıterli şarkılı ten ataklarıgeçmişi uyandıran geleceği tasarlayanhala en ilkel ama hala en çağdaş nefes aktarımlarıdudakların kelimeler için kullanılmadığıkırışık bir karanlık zamanı herkes dağıldı çıplak aydınlıkta-kaldım kendimde göçmen- savaşan ben değildimben savaş meydanıkan en yakın adım kullanılmadıkça bir elde güle dönüşen silahtımkullanıldımsaçıldım kim bıraktı…
-
op.160: memozan, öyle bir şey söyliyim ki yaşarken, öldüğümde kafam edebiyat dergilerine girsin.

ama kim bilir ülkenin bir yerinde ne harikülade şiirler yazıyorlardır tam da şimdi harikülade şairlerin hiçbir şeyi umursamazmışçasına yazdıkları anlamlı sözler anlamlı acılar anlamlı güzel kadınlar ve erkekler anlamlı yıldızlar ve bahçeler ve her biri büyük edebiyat dergilerinde sonuna kadar yayınlanmayı hak eder açlık filan lanetlenmiş homofobiklik lanetlenmiş ırkçılık biraz çiçek biraz yumruk yüksek voltaja…
-
op.159: umut yalım, opus sanat’ta çıkabilir bir şiirin nft olma isteğinin şiiri

birazdan, umut yalım tarafından (ne yazık ki) yazılacak bi r şiirim. düne kadar, en çok istediğim şey hayattan şiir olm aktı. beni, umut yalım yazsa bile kabulümdü. ancak artık d eğil. nft çıktığından beri, nft olmak istiyorum bir. ancak, um ut yalım sokuğu bunu yapabilecek yeti ve yetenekte değil. moralim bozuk. tipim ezik. tüm anlaştığım…
-
op.158: f. aylin gökçek, temyiz

nefes almam gerektiğinden söz ediyorum başlarda şu, elimde görmüş olduğunuz hayat hayret edilesidir. ikide bir kırılmasın diye unutup yanılmasın diye artık suçlanmasın diye kursağı bilhassa ona öğrettim. bir gün kenti boğazından kesen birisi vardı hazır elini kana bulamışken hazır bir şeyleri yanlış götürmüşken kan kopacak kıyamet akacakken şiiri yakasından tutmuş öldüresi vardı. dört eldi sarıldım…
-
op.157: yiğit bağcı, kabul etmek istemediğin bir gerçeklikti yaz

kana hızlıca karışmasın azgın ayrılık, sen ona yalnızlık detanrıya giden cinayet raporları arasına sıkıştır o tatlı temmuzuçırılçıplak yanlışlığında bırak tüm delillerisen bir dahabir bana yiğit deme! pimi çekilmiş bir bomba gibi taşıyorsun ya şimdi ellerindedilimi doğradığım sadakatsiz kalemi…yapma, saplama bir çocuk silüetine daha!ve saplama bir delikanlı daha yılgın kalbine!bak eroin sokaklarda, bak kar yağıyor tüm…
-
op.155: kenan albustanlı, secouer

kuş topluyorum, dağ kesiyorum içimden koltuk takımı yakıp sıvaya Sovyet Rusya anlatıyorum tarih mümkün, çatlak tabağa kırılmayı anlatıyor ve nasıl kararlı gözünden düşen o kızgın kızıl karanlık dahil yerim sarsılsa, diyorum kendine kırıntı kanaviçe toprak diyorsun, sarsılsın maymundan geldiğine inanmayan sanatkar ruhlu deist gibi peygambere dönem zaman kültürüne ayak uyduran yarı gri yarı felçli yarın…
-
op.154: eray erkin, ültimatom

ben bu hayatın neresinde mevcudum? bir bakmışsın otuz yıl geçmiş fındık toplayan püsküllü teyzeler kalmamış oldukça liberal koyunlar otonomlaşmış arılar metalik yüzüm buruş buruş peki ya şimdi diğer insanlar olsaydım ne düşünürdüm? belki stanford üniversitesinde merdiven altı akılalmaz deneydim sonraki vakit notre dame de paris’in kül oluşuna rast gelmişimdir bir yanım doğu almanya’da sosyalist diğer…
-
op.153: aykut akgül, şarap ve el parçaları

ensemdeki evsiz kesik patlamış mısırın üstüne sıçramış kan öbekleri imkanı yok ama alt tarafı pay istiyorlar çiviler çiğniyor yavaş yavaş kafesin içindeki papağan gözlerinden başlıyor bilinci kaybolmaya balkonlar ve maymunlar aşkına yanaşma kınından yalnızca bir piyanoyu parçalamak için çıkacak kılıçlara ışıl ışıl mışıl mışıl tıpış tıpış inan bana aklından bir sayı tut ve ışığı kapat…
-
op.152: nihat altun, jilet kesiği

Sıkı, alengirli ve kıskandıran bir kemik sıyıranım vardı. Bir ağzı kapalı, diğeri zehir zemberek keskin… Saman kâğıdını bırak, suyu kesecek çelikten yapılmıştı. Zamanla kopmaz bir uzvum olmuştu. Neredeyse onunla yatıp kalkacak raddeye gelmiştim. Kılıfsız bir halde taşıyordum belimde. O varsa yanımda, kan içen bir orduya kafa tutabilecek cesarette erişirdim. Zaman kötü, sırtını dönme bahtsıza. Kedisi…
-
op.151: yiğit ergün, borderline sonat

I. el de sensin âlem de şu tepede esen rüzgâr sensin içinde yandığın yangın, altında kaldığın çığ boğazının düğümlendiği ezber senin her gün sabah manşetlerini dolduran omurganın sahibisin bilinçaltımın altını üstünü getiriyor gidişin buna felsefede anlam arıyorum, anlam arayışımı sikeyim felsefesinden öte gitmiyor, varken yoksun. yokken varım. paradoksu odunsu bir ikilem, kamuoyunun politik filtre kancıklığı…



